<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332</id><updated>2012-02-16T11:54:36.706+02:00</updated><category term='Shadyside Inn Suites'/><category term='Elmalı Sufle Turta'/><category term='SEUL (GÜNEY KORE)'/><category term='İLGİNÇ VİDEOLAR'/><category term='OLMAYA DEVLET CİHANDA BİR NEFES SIHHAT GİBİ'/><category term='ÇOCUK'/><category term='ROMA (İTALYA)'/><category term='GELİBOLU-1'/><category term='DEVŞİRMELER'/><category term='AYAK BAKIMI'/><category term='KÜRESEL ISINMA (2)'/><category term='SELANİK (YUNANİSTAN)'/><category term='MİMAR SİNAN - JOSEF'/><category term='KÜRESEL ISINMA'/><category term='SAÇ BAKIMI'/><category term='23 NİSAN'/><category term='Edebiyat'/><category term='DÜNYA MUTFAĞI'/><category term='GELİBOLU - SON'/><category term='BARSELONA (İSPANYA)'/><category term='ÇİÇEK YAĞLARI'/><category term='YAZ DİYETLERİ'/><category term='AYVALI KEK'/><category term='GELİBOLU-2'/><category term='İBİZA (İSPANYA)'/><category term='İŞTE İNSANIN EN BÜYÜK GİZEMİ'/><category term='OSMANLI GRAVÜRLERİ'/><category term='SIRADIŞI RESİMLER'/><category term='KELEBEK'/><category term='Huntron Scanners'/><category term='TÜRK BAYRAĞI'/><category term='DYNO-MAX'/><category term='KİEV (UKRAYNA)'/><category term='ŞEYH SENUSİ'/><category term='PRATİK BİLGİLER'/><category term='FOREX'/><category term='SİNEMA'/><category term='PRAG (ÇEK CUMHURİYETİ)'/><category term='BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ?'/><category term='CİLT BAKIMI'/><category term='SÜMELA MANASTIRI'/><category term='ŞİİRLER'/><category term='Diyet Yemekleri'/><category term='asc'/><category term='DAVİD VE SAMUEL NAHMİAS KARDEŞLER'/><title type='text'>Benim Makalem</title><subtitle type='html'>Güncel Olaylar, edebiyat, spor, yemek tarifleri, sinema ve daha bir çok dalda yazılar ve görseller bu sitede sizlerle...</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>68</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-8995727736564115198</id><published>2009-05-01T21:07:00.002+03:00</published><updated>2009-05-01T21:15:16.103+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diyet Yemekleri'/><title type='text'>Diyet Yemekleri</title><content type='html'>Diyet Makarna&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler&lt;br /&gt;Yarım paket kepekli makarna 200 gr brokoli 2 sap taze soğan Yarım bardak bezelye 100 gr havuç 1 diş sarımsak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemeğin Yapılışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Makarnayı haşlayın. Havucu dilimleyin, brokolinin iri parçalarını bölün, bezelyelerle birlikte tamamını buharda pişirin. Taze soğanı ince kıyın, sarımsağı kıyın, haşlanan sebzelerle birlikte hepsini makarnaya katın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lahana Çorbası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler&lt;br /&gt;6 büyük soğan 4 ya da 5 tane domates 2 kırmızı biber 1 büyük lahana 1 demet kereviz sapı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemeğin Yapılışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 litre su Son derece basit yani. Sebzeleri büyük parçalara göre kesebilir ya da püre haline getirebilirsiniz. Tamamen size kalmış. Verdiğim miktar bir ya da iki kişi için yeterli olacaktır. Çorbanın hazırlanması 10 dakikanızı alır. Pişirmesi ise en az bir buçuk saat. İçine istediğiniz baharatı atabilirsiniz. Kekik, karabiber, pul biber vs... Bu köylü çorbasını diyet yapmadığınız dönemlerde de rahatlıkla tüketebilirsiniz. Sindirimi son derece kolaylaştıran bir etkisi vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ton Balıklı Salata&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler&lt;br /&gt;400 gr ton balığı(diyet konserve), 2 adet kırmızı soğan, 3 adet domates, 3 sap maydanoz, 1 adet göbek salata, 20 gr yeşil zeytin, 4 yemek kaşığı limon suyu, 1/2 yemek kaşığı dilimlenmiş limon kabuğu, 4 yemek kaşığı zeytinyağı, tuz, karabiber&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemeğin Yapılışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soğanları soyup, yıkayın ve yarım ay şeklinde dilimleyin. Domatesleri kaynar suya atıp çıkarın, kabuklarını soyup dörde bölün. Çekirdeklerini çıkartıp ince ince dilimleyin. Maydanozun yapraklarını yıkayın, domates ve soğanlarla karıştırın. Göbek salatayı yıkayıp süzülmeye bırakın. Domatesli karışımla birlikte tabaklara paylaştırın. Limon suyu ve kabuğunu tuz, karabiber ve zeytinyağı ile karıştırın. Ton balığını süzüp iri parçalara ayırın, salataların üstüne koyun. Sos ve zeytinleri ekleyip servis yapın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Domatesli Kabak Sote&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarım kilo kabak 2 tatlı kaşığı zeytinyağı 4 tatlı kaşığı domates salçası 1 diş sarmısak 1 tutam kırmızı toz biber 1 tutam tuz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemeğin Yapılışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kabakları ince dilimler halinde doğrayın. Yanmaz tavada kızdırdığınız zeytinyağında sarımsağı pembeleştirin. Kabakları, toz biberi ve domates salçasını karıştırın. Üzerlerine tuz ve gerekiyorsa biraz su ekledikten sonra tavanın kapağını kapatarak yemeği kısık ateşte 15 dakika pişirin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nohut Salatası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler&lt;br /&gt;250 gram yoğurt 1 diş sarmısak 1 adet soğan 1 demet maydanoz 10 adet küçük domates 3 yemek kaşığı üzüm sirkesi 4 yemek kaşığı zeytinyağı tuz karabiber&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemeğin Yapılışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nohutları bol suda 3-4 saat ıslatın. Tuz ilave edin, tencerenin kapağını kapatıp 1 saat orta ateşte haşlayın. Soğumaya bırakın. Sarmısağı ve soğanı soyun. Soğanı ince kıyın. Sarmısağı dövün. Maydanozun yapraklarını koparın, yarısını ince kıyın. Diğer yarısını bir kenara koyun. Küçük domatesleri yıkayın, dörde bölün. Hazırladığınız malzemeleri (kıyılmamış maydanoz yaprakları hariç) dikkatlice karıştırın. Sirkeyi tuz ve karabiberle hafif çırpın, zeytinyağını yavaş yavaş ekleyerek yeniden çırpın ve malzemeyi ilave edip karıştırın. Nohut salatasını 30 dakika ağzı kapalı olarak buzdolabında dinlendirin. Servis yapmadan önce maydanoz yapraklarını ilave edin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-8995727736564115198?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/8995727736564115198/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=8995727736564115198' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/8995727736564115198'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/8995727736564115198'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2009/05/diyet-yemekleri.html' title='Diyet Yemekleri'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-1360746909975770111</id><published>2009-05-01T21:04:00.002+03:00</published><updated>2009-05-01T21:05:57.246+03:00</updated><title type='text'>Kırmızı Biber Turşusu</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_G9k-ukEqJtA/Sfs5yQI-oKI/AAAAAAAAAiE/wEwRpPXNf3c/s1600-h/clip_image002.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5330918119411982498" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 250px; CURSOR: hand; HEIGHT: 155px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_G9k-ukEqJtA/Sfs5yQI-oKI/AAAAAAAAAiE/wEwRpPXNf3c/s400/clip_image002.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Malzemeler&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;2 Kg Kırmızı Biber2 Baş Sarmısak2 Demet Maydanoz1 Su Bardağı Sirke1 Çay Bardağı Limon Suyu1 Çay Bardağı Sıvı YağYeterince Turşu Tuzu&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yemeğin Yapılışı&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kırmızı biberleri bol suda yıkayarak kurulayalım. Fırın tepsisine dizelim. Fırında kabukları soyulup, yumuşayana dek fırında tutalım. Biberleri boyuna iki eşit parçaya bölüp, çekirdek yataklarını çıkaralım. Biberleri iri iri keselim. Sarmısakların kabuklarını soyalım. Ve küçük küçük doğrayalım. Maydanozları ince ince keselim.Hepsini harmanlayarak kavanoza dolduralım. Ayrı bir tabağa sirkeyi, limon suyunu ve turşu tuzunu karıştıralım. Tuz eriyene kadar bir kaşık yardımıyle karıştıralım.Sıvı yağı da ilave ederek kavanozun içine dökelim. Kavanozun ağzını kapatalım.Not: Turşuyu kışa kadar saklayacaksanız, buzdolabında muhafaza edin.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-1360746909975770111?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/1360746909975770111/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=1360746909975770111' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/1360746909975770111'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/1360746909975770111'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2009/05/krmz-biber-tursusu.html' title='Kırmızı Biber Turşusu'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_G9k-ukEqJtA/Sfs5yQI-oKI/AAAAAAAAAiE/wEwRpPXNf3c/s72-c/clip_image002.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-233163352772741120</id><published>2009-05-01T20:52:00.002+03:00</published><updated>2009-05-01T20:59:41.113+03:00</updated><title type='text'>Semizotlu Cacık</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_G9k-ukEqJtA/Sfs39ZXVh8I/AAAAAAAAAh8/m01TdvKBWrw/s1600-h/clip_image002.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5330916111843428290" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 229px; CURSOR: hand; HEIGHT: 127px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_G9k-ukEqJtA/Sfs39ZXVh8I/AAAAAAAAAh8/m01TdvKBWrw/s400/clip_image002.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Malzemeler&lt;/div&gt;&lt;div&gt;150 gr Semizotu2 Su Bardağı Nohut3-4 Diş Sarmısak1 Tatlı Kaşığı Kuru Nane3 Çorba Kaşığı ZeytinyağıSu, Tuz&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yemeğin Yapılışı&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Semizotunun kök kısımlarını ayıklayıp,bol suda yıkayalım.Sarmısakları havanda döverek,yoğurda ekleyelim.Yoğurda çok az su ilave edelim.Koyu ayran kıvamına gelinceye kadar bir çatal yardımıyla iyice çırpalım.Yıkanmış semizotunun suyunu süzdükten sonra bir ekmek tahtasının üzerine koyup,keskin bir bıçak yardımıyla yarım cm aralıklarla doğrayalım.İri İri doğradığımız semizotunu ve tuzu,çırptığımız yoğurdun içine ilave edelim.Hepsini karıştırdıktan sonra kaselere dolduralım.Üzerine zeytinyağı gezdirelim.Kuru nane serptikten sonra yemeklerin yanında servis yapalım.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-233163352772741120?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/233163352772741120/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=233163352772741120' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/233163352772741120'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/233163352772741120'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2009/05/semizotlu-cack.html' title='Semizotlu Cacık'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_G9k-ukEqJtA/Sfs39ZXVh8I/AAAAAAAAAh8/m01TdvKBWrw/s72-c/clip_image002.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-9180956852099075416</id><published>2009-04-27T01:11:00.002+03:00</published><updated>2009-04-27T01:13:33.743+03:00</updated><title type='text'>FOREX EDUCATION FOREX TRAINING ELEKTRONİK</title><content type='html'>Do you have what it takes to become a successful Forex Trader?Forex trading, or any trading for that matter, is an occupation that requires experience and the accumulation of proficiency not unlike any other highly skilled profession. Whether you are a leading executive at a major publically traded company, a professional golfer or trading from your kitchen table, there are 5 key ingredients that one must possess in order to become successful.1. You must be Passionate about what you do.As Forex traders we all face one unique set of circumstances that does not exist in any other profession. We get rewarded for when we succeed and equally punished when we don’t! Could you image a corporate worker one quarter receiving a significant accomplishment bonus and the next quarter actually getting money taken from their paycheck for missing performance targets? Not on your life!We do as Forex traders and that is why passion for what you do will carry you through the tough times that are part of your trading business. Asked yourself why you trade currencies and would you still do it if Forex were not potentially lucrative? Your answers will be quite revealing. You’ve got to feel your passion for trading!2. You have to Apply Yourself and work hard at it.I talk to so many people that enter into Forex trading with the aspiration of getting rich quick. Without putting the time and energy into really getting good at trading I see them jump from strategy to strategy looking for the goose that will lay the golden egg and eventually quitting while blaming everything else, except the true cause.I got news for you – you are the goose and your Forex education is the golden egg. The magic has always resided with the magician and not some strategy. Work hard at trading and the rewards will eventually come your way. Remember what Tiger Woods said, “Funny, the harder I work the luckier I get.” Apply yourself as a trader and it will be no accident when your account begins to blossom.3. You must Focus to really get good at what you do.Now here is the hurdle most Forex traders struggle to get over. You have the passion and you are applying yourself to your trade, now focus and really get good at just at what you are doing. Be the expert to the experts at just that one thing. Become the master of a strategy or risk management methodologies. Really focus on getting good at it.Stop jumping around or getting pulled from the last “latest and greatest” into the next “latest and greatest” and focus on one aspect of Forex trading and know it inside out. Know it strengths and weakness. Set your sights on becoming expert on just one aspect of trading and watch it spill over in all other aspects for your currency trading. This is the time to fail forward fast, use every setback as a learning opportunity that will propel you 3-steps ahead!4. You must Push Yourself beyond the point everyone else might have quite.In Forex Trading this is simple. Assume there is someone on the other side of your trade that is pushing themselves and sharpening their edge. To be successful you must you must do the same thing. Now is the time to examine your mental edge. Do you know the single most critical factor in any currency trade? It is you, the trader! Sharpening you mental edge is the most difficult aspect of trading, but also the most rewarding.Start with your Forex education and gain the self-awareness necessary to maximize your strengths and suppress your weaknesses. Any expert will tell you that trading is 80% mental. It’s time to sharpen your trading to the razor’s edge and you do this through Forex education. A constant and never ending process that will become the cornerstone of your Forex experience.5. You must, without wavering, be Determined and Persist to your objective.You will fail. I can state that emphatically. However, you will not be defeated unless you allow your failures to control your trading. It is the old adage; failure is not falling of your horse, failure is refusing to get back on. Your success depends on your ability to dismiss the criticism, rejection, self-doubt and pressures associated with Forex trading.Defining what is a winning trade, losing trade and bad trade will go a long way into developing you as a successful trader. Without the determination and persistence in all aspects of your trading life, obstacle will definitely appear closer and larger than they actually are.Take a moment and assess yourself and your trading. Do you have the key elements to succeed? Which areas are presents development opportunities? When conducting a self-evaluation it is critical to be totally upfront and honest with yourself. After all, you will only be dishonest with yourself. One of the most interesting observations you can make is that all key success factors are interwoven. One factor supports the other. This is why your Forex education is a continuous journey of forex strategy, money management and self-mastery. Set these factors as your Forex education goals and take your currency trading to new heights.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.minikperi.tv/"&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-9180956852099075416?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/9180956852099075416/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=9180956852099075416' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/9180956852099075416'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/9180956852099075416'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2009/04/forex-education-forex-training.html' title='FOREX EDUCATION FOREX TRAINING ELEKTRONİK'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-3808640292257886938</id><published>2009-04-26T16:06:00.001+03:00</published><updated>2009-04-26T16:07:17.145+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Huntron Scanners'/><title type='text'>Huntron Scanners</title><content type='html'>Adding a Huntron® Scanner to your Tracker Model 30 system lets you access components using standard DIP clips and cables, custom cables to PCB connectors or interface to a bed-of-nails.You can compare one component with another in real-time (64 pins max.) or use your PC to automate testing and scan up to 128 pins.Huntron Scanners can be used with a Huntron Access Prober to provide Common line connections while the Prober is probing a PCB. This method gives you up to 128 selectable Commons to use. For example, you can connect the Scanner to a connector on a PCB mounted in the Prober using a common ribbon style cable. While the Prober is probing, any one of the lines on the connected ribbon cable can be selected as the Common reference. This would provide you true point-to-point testing capabilities.Note: The ProTrack Scanner will be replaced by the Scanner II and/or the Scanner 31S effective 1/1/2008. This applies to commercial sales only.Scanner II and Scaner 31S users may want to consider these   Optional Accessories  to enhance their test capabilities.&lt;br /&gt;Highlights:&lt;br /&gt;The Scanner II and Scanner 31S accessories add scanning capability to the Tracker Model 30&lt;br /&gt;All Scanners have a minimum 64 pin capability&lt;br /&gt;The Scanner II can scan up to 128 pins when the A and B channels are combined&lt;br /&gt;The Scanner 31S use standard IDC style connectors&lt;br /&gt;The Scanner II uses the common SCSI-2 (68 pin) style connectors&lt;br /&gt;Up to 8 Scanner IIs can be “daisy-chained” to increase the available number of test pins&lt;br /&gt;Selecting Accessories for your Scanner IIThe Scanner II accessories for interfacing to your printed circuit board come "ala carte". This means that you select the accessories you want included with your Scanner. Choose from SMT or through-hole style DIP clip and cable kits (Scanner Adapter required with Scanner II) or a mutli-pin breakout cable. Details on these accessories are provided on this page&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-3808640292257886938?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/3808640292257886938/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=3808640292257886938' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/3808640292257886938'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/3808640292257886938'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2009/04/huntron-scanners.html' title='Huntron Scanners'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-2165872455263610488</id><published>2009-04-26T15:55:00.002+03:00</published><updated>2009-04-26T15:59:54.150+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Elmalı Sufle Turta'/><title type='text'>Elmalı Sufle Turta</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_G9k-ukEqJtA/SfRad_Ky_uI/AAAAAAAAAh0/eOJoUN8ahGE/s1600-h/clip_image002.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5328983730305564386" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 208px; CURSOR: hand; HEIGHT: 116px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_G9k-ukEqJtA/SfRad_Ky_uI/AAAAAAAAAh0/eOJoUN8ahGE/s400/clip_image002.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Malzemeler&lt;br /&gt;HAMUR İÇİN&lt;br /&gt;4 Kahve Fincanı Un2 Tutam Kabartma Tozu3 Çorba Kaşığı Tozşeker1 Yumurta Akı1,5 Çay Bardağı Margarin&lt;br /&gt;İÇ MALZEME&lt;br /&gt;1 kg Elma3 Çorba Kaşığı Limon Suyu5 Çorba Kaşığı Portakal Likörü6 Yumurta5 Çorba Kaşığı Tozşeker1,5 Kahve Fincanı Un2 Tutam Kabartma TozuAYRICAKalıbı Yağlamak İçin Yağ3-4 Çorba Kaşığı File BademPudraşekeri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemeğin Yapılışı :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hamur malzemelerinin tamamını karıştırıp yoğurun. Sonra bir folyoya sarıp 30 dakika soğuk bir ortamda bekletin.Hamuru düz bir zeminde açın. Yuvarlak bir kalıbı yağlayıp hamuru içine yerleştirin. Kalıba yerleştirdiğiniz hamurun birkaç yerine bıçak batırıp soğuk bir ortamda bekletin.Fırını 175 dereceye ayarlayıp önceden ısıtın. Elmaları soyup sekize bölün ve çekirdekerini çıkarın. Üzerlerine limon suyu ve 2 çorba kaşığı portakal likörü gezdirin. Yumurtaların sarılarını aklarından ayırıp, 2 çorba kaşığı sıcak suyla çırpın. Akları ise köpük halini alıncaya kadar çırpın. 3-4 çorba kaşığı tozşeker ekleyip çırpmaya devam edin. Yumurta sarıları, un, kabartma tozu ve yumurta aklarını bir kasede dikkatlice karıştırın. Karışıma kalan likörü yavaş yavaş ekleyin.Karışımın yarısını hamurun üzerine döküp, elmaları yerleştirin, kalanını elmaların üzerine dökün. File bademleri turtanın üzerine serpip önceden ısıtılmış fırında 50 dakika kadar pişirin. Servis yapmadan önce turtanın üzerine pudra şekeri serpin.Elmalı sufle turtayı çocuklarınız için hazırlarken likör yerine portakal suyu veya değişik meyveli şuruplar kullanabilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-2165872455263610488?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/2165872455263610488/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=2165872455263610488' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/2165872455263610488'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/2165872455263610488'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2009/04/elmal-sufle-turta.html' title='Elmalı Sufle Turta'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_G9k-ukEqJtA/SfRad_Ky_uI/AAAAAAAAAh0/eOJoUN8ahGE/s72-c/clip_image002.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-5796909558608263011</id><published>2009-04-26T15:52:00.003+03:00</published><updated>2009-04-26T15:55:01.768+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='AYVALI KEK'/><title type='text'>Ayvalı Kek</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_G9k-ukEqJtA/SfRZUdfn39I/AAAAAAAAAhs/4evRvkUISfE/s1600-h/clip_image002.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5328982467135659986" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 186px; CURSOR: hand; HEIGHT: 110px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_G9k-ukEqJtA/SfRZUdfn39I/AAAAAAAAAhs/4evRvkUISfE/s400/clip_image002.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Malzemeler:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;4 Adet Yumurta2 Su Bardağı Toz Şeker1 Su Bardağı Dövülmüş Ceviz2 Su Bardağı Ayva RendesiYarım limon suyu1 Paket Kabartma Tozu1 Çay Kaşığı Tarçın125 gr Margarin2,5 Su Bardağı UnÇikolata sos için :100 gr Margarin4 Yemek Kaşığı Kakao1 Adet Yumurta5 Yemek Kaşığı Pudra Şekeri&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yemeğin Yapılışı :&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yumurtaları ve toz şekeri çırpın. Margarini eritip ılınmasını bekleyin. Ceviz ve margarini katın. Ayva rendesi ve Iimon suyunu karıştırın. Hamura ilave edin. Un ve kabartma tozunu; tarçını ekleyerek yavaş yavaş karışıma katın.Yağlanmış unlanmış kek kalıbına dökın. 170 derecede ısıtılmış fırında 50 dakika pişirin. Soğuduktan sonra kalıptan çıkarın. Üzerine çikolatalı sos dökıp servise sunun.Sosun hazırlanışı : Margarini eritip soğutun. Kakao, yumurta ve pudra şekeri ile mikserde çırpın. Kekin üzerine gezdirin.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-5796909558608263011?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/5796909558608263011/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=5796909558608263011' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/5796909558608263011'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/5796909558608263011'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2009/04/ayval-kek.html' title='Ayvalı Kek'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_G9k-ukEqJtA/SfRZUdfn39I/AAAAAAAAAhs/4evRvkUISfE/s72-c/clip_image002.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-283429896553978426</id><published>2009-04-26T15:18:00.002+03:00</published><updated>2009-04-26T15:18:52.753+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Shadyside Inn Suites'/><title type='text'>Shadyside Inn Suites</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_GzPEOe5fEgo/SU5D4Ue25nI/AAAAAAAAAEs/aeLL7mHBrcE/s1600-h/mansion_450.jpg"&gt;&lt;/a&gt;Shadyside Inn Suites is different. Your idea of staying in a hotel is about to change. Our suites are not typical hotel rooms. In fact we do not have rooms; we only offer suites. Why are we different? Your suite is a fully furnished apartment with the same amenities as a hotel located in a residential neighborhood. It’s not just any neighborhood, it's Shadyside, Pittsburgh’s most quaint, trendy, and upscale urban area. Picture Boston’s Newberry Street, or New York’s East Village and you will get an idea of what the Shadyside area is like.Imagine having your own apartment in the best location in Pittsburgh for as little as a day or for as long as a lifetime. Shadyside Inn Suites is as flexible as you need. Only going to be here for a night? Why not have your own fully equipped apartment? Need somewhere to stay for a month while your house is renovated? Shadyside Inn Suites is your answer. Looking to attend the University for only nine months? Shadyside Inn Suites can accommodate. Think this is going to cost you more than a hotel? Not even close. Our rates are lower, our suites are double the size of any hotel in the area, our parking is free, and our location is unrivaled.Our suites are located within a block or two of some of the best dining, entertainment, and shopping in Pittsburgh. At your door are 135+ shops, 15+ restaurants and some of the best nightlife in the area. Shop in small boutiques, visit your favorite national store, and dine on cuisines from all over the world. Shadyside living is unmatched.Stay in Shadyside and still be approximately 4 miles from Downtown Pittsburgh and the Convention Center and less than 1 mile from the following hospitals: Presbyterian, Montefiore, Magee Women's, Falk Clinic, West Penn, Children's, Shadyside Hospital, and Western PsychiatricWithin 1 mile of the Shadyside Inn Suites is The Carnegie Museum of Art, The Museum of Natural History, The University of Pittsburgh, Carnegie Mellon University Chatham College, and Carlow College.Besides coming for a visit, the best way to learn about our story is read what other people have said about us. Please click on the following links to read what the professionals have to say.&lt;br /&gt;&lt;a onclick="eb_url = location.href; eb_title = document.title; return eb_tik(this);" href="http://www.eklebunu.com/ekle.php" target="_blank"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;bkey="myblogx.e9026fd3dfd09ba6d763607d24fff643";&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-283429896553978426?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/283429896553978426/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=283429896553978426' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/283429896553978426'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/283429896553978426'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2009/04/shadyside-inn-suites.html' title='Shadyside Inn Suites'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-4264278182672620609</id><published>2009-04-26T15:15:00.001+03:00</published><updated>2009-04-26T15:16:20.294+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='asc'/><title type='text'>ASC</title><content type='html'>ASC is a leading manufacturer of specialized process equipment, control systems, and custom manufacturing software used in the composites, plastics, glass, solar, lumber, and concrete, coatings, and finishing industries. Our product lines include composite autoclaves, glass-laminating autoclaves, concrete autoclaves, industrial ovens, composite ovens, electroplating automation systems, process control software, autoclave control software, oven control software, and crane and hoist control software including scheduling. We're located in Los Angeles, CA and support thousands oAutoclaves and other equipmentASC manufactures a range of process equipment, including autoclaves, ovens, presses, heating systems, cooling systems, vacuum systems, and specialty pressure equipment. We also buy and sell used equipment.systems and hundreds of customers wControl &amp;amp; power systemsASC is a leading supplier of control and power systems for a wide variety of equipment and industries. We specialize in PC-based and PLC-based control solutions. Our PC-based systems typically feature our industry-standard CPC control software package.orldwide.Software for controls and manufacturingASC can develop custom software solutions for a wide variety of manufacturing applications. Our CPC software is the world's leading software for control of autoclaves, ovens, and many other applications. Our FLEXTIME software is also the leading PC-based solution for electro-plating and anodizing control&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-4264278182672620609?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/4264278182672620609/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=4264278182672620609' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/4264278182672620609'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/4264278182672620609'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2009/04/asc.html' title='ASC'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-6506792246924810664</id><published>2009-04-26T15:09:00.005+03:00</published><updated>2009-04-26T16:05:37.391+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='DYNO-MAX'/><title type='text'>DYNO-MAX</title><content type='html'>Pro” Docking Station dynos (right) include: stationary heavy-duty steel absorption frame, quick-clamp engine cart with adjustable mounts, telescoping driveshaft with U-joints and hinged guard, 13" toroidal flow water brake absorber, CW starter (accepts optional second CCW starter), Electronic Auto-Load Servo, DYNOmite data-acquisition computer, bidirectional full bridge load cell, battery compartment, “Pro” console, stainless braided hoses, engine temperature thermistor, thermostatic coolant tower, illuminated wiring/coolant boom, and wiring subsystem with full-function data harness. (AC absorber optional.)&lt;br /&gt;&lt;a onclick="if (window.open) {Console=window.open(this.href,this.target,'width=600,height=460,toolbar=no,location=no,directories=no,status=no,menubar=no,scrollbars=no,resizable=no'); return false;} else { return true;}" href="http://www.land-and-sea.com/images/dyno/auto/engine/auto_engine_with_wall-console.htm" target="_blank"&gt;&lt;/a&gt;Mobile Test Stand dynos (below and right) include: tube steel engine frame (with quick-adjust mounts, heavy-duty locking casters, and engine leveling jack), 13" toroidal flow water brake absorber, load control, DYNOmite data-acquisition computer, full-bridge electronic torque arm transducer, wall (or stand) mounted console, bell-housing adapter plate, input shaft, calibration arm, stainless braided hoses, engine temperature thermistor, and full-function data wiring harness. (Many other &lt;a href="http://www.land-and-sea.com/dyno/dyno-specifications.htm"&gt;&lt;/a&gt;ike a cooling tower and even docking station or reaction cradle configuration upgrades, may be added at any time.)&lt;br /&gt;&lt;a onclick="if (window.open) {Console=window.open(this.href,this.target,'width=610,height=537,toolbar=no,location=no,directories=no,status=no,menubar=no,scrollbars=no,resizable=no'); return false;} else { return true;}" href="http://www.land-and-sea.com/images/dyno/diesel/toroid_cutaway.htm" target="_blank"&gt;&lt;/a&gt;Test over 800+ Hp* capacity with our standard 13" toroidal flow water brake absorber, or 2,000+ with Siamese-rotor version. Loads most high performance engines at any throttle setting or RPM you will need to test at - indefinitely! (Requires minimum of 5 gpm @ 30+ psi for every 100 continuous Hp. Many other water brake, AC, or eddy current absorber combinations are available to test from 1 to over 10,000 Hp.)&lt;br /&gt;&lt;a onclick="if (window.open) {Console=window.open(this.href,this.target,'width=600,height=622,toolbar=no,location=no,directories=no,status=no,menubar=no,scrollbars=no,resizable=no'); return false;} else { return true;}" href="http://www.land-and-sea.com/images/dyno/auto/engine/auto_dyno_in_cell.htm" target="_blank"&gt;&lt;/a&gt;Heat-treated input-shaft couples the mobile stand’s absorber to your engine’s 1-3/8" x 10 splined clutch disk (or optional heavy-duty dampened engine drive plate). Docking station versions use a telescoping driveshaft.&lt;br /&gt;Absorber to bell-housing adapter plate fits popular GM and Ford bell-housing patterns to the mobile engine stand. Its unique design transmits no torque back through the frame. Can be field adapted to other applications. Docking station versions feature a race-car like engine plate.&lt;br /&gt;DYNOmite Data-Acquisition Computer automatically records true Hp, torque, RPM, elapsed time, etc. at up to 1,000 readings per second (that’s per channel, not just a total). It can even apply inertia compensation and SAE correction factors for air temperature, barometric pressure, and relative humidity. Test results display on either a built-in DYNOmite LCD or optional DYNO-MAX 2000™ equipped PC. Either configuration can output reports to your compatible printer (an optional is available for portable operation).&lt;br /&gt;Patented torque arm technology features environmentally sealed strain gauge equipped torque transducer (temperature compensated) which measures true shaft torque and Hp. Pushbutton, semi-automatic zero-offset calibration is standard. Advanced features include: “Smart Record™,” data dampening, spike filtering, playback data averaging, atmospheric correction, auto-zeroing, instant playback, and integral rev-limiter.&lt;br /&gt;&lt;a onclick="if (window.open) {Console=window.open(this.href,this.target,'width=837,height=815,toolbar=yes,location=yes,directories=yes,status=yes,menubar=yes,scrollbars=yes,resizable=yes'); return false;} else { return true;}" href="http://www.land-and-sea.com/images/dyno/dyno-max/engine_dyno-max_console_sample.htm" target="_blank"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.land-and-sea.com/dyno-max-data-acquisition-software/dyno-max.htm"&gt;DYNO-MAX 2000™ software option&lt;/a&gt; creates a full engine dynamometer lab on your Windows PC. Features include: real-time trace graph display, adjustable voice/color limit warnings, pushbutton controls, plus user configurable analog and digital gauge ranges. Publication-quality color graphs and detailed reports are available for printing or importing into other programs. With appropriate automated electronic loading and throttle control hardware options, operators can easily execute complex race simulations and engine test cycles. (&lt;a href="http://www.land-and-sea.com/dyno-max-data-acquisition-software/version_comparison.htm"&gt;&lt;/a&gt;)&lt;br /&gt;&lt;a onclick="if (window.open) {Console=window.open(this.href,this.target,'width=600,height=761,toolbar=no,location=no,directories=no,status=no,menubar=no,scrollbars=no,resizable=no'); return false;} else { return true;}" href="http://www.land-and-sea.com/images/dyno/accessories/pro_console.htm" target="_blank"&gt;&lt;/a&gt;"Pro” Console upgrade adds a Dell™ with Intel® processor PC and 17" high-resolution LCD monitor. It’s optimized for DYNO-MAX 2000’s real-time color graphics - &lt;a href="http://www.land-and-sea.com/dyno/dyno-specifications.htm"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Develop more powerful engines by pinpointing exact RPM locations of horsepower loss or gain. Evaluate components, tuning changes, engine durability, etc. You will know what works and what should stay on the shelf. For the first time you can map a fuel injection or spark curve map without endless test track time. Perform standardized break-in, endurance tests, or run complex engine simulations from idle to full throttle – without any tedious programming.&lt;br /&gt;Increase profits selling dyno services and improve customer satisfaction by diagnosing tough problems quickly. Uncovering marginal electrical and fuel system malfunctions or tweaking the correct settings is no longer trial and error. The value of dyno testing is well accepted and significant horsepower gains are common during tuning sessions, so customers willingly pay for dynoing.&lt;br /&gt;&lt;a onclick="if (window.open)  {Console=window.open(this.href,this.target,'width=600,height=450,toolbar=no,location=no,directories=no,status=no,menubar=no,scrollbars=no,resizable=no'); return false;} else { return true;}" href="http://www.land-and-sea.com/images/dyno/auto/engine/land-and-sea_engine_cell_7.htm" target="_blank"&gt;&lt;/a&gt;Simplified installation is just one benefit of the mobile engine stand’s design. With a few options, you can even roll your unit outside for testing - no expensive dyno cell or ventilation system required! However, as your business expands, you are ready to step up to a full-blown docking station test cell (above) and multiple engine carts - without squandering your original investment.&lt;br /&gt;Easy test set-ups by mechanics and machinists with no dyno experience. Get quick horsepower plots of the engine’s entire torque vs. RPM curve. No prior experience with computers is needed. It can take less than an hour to install, test, and output report data with the DYNOmite. Just fasten the mobile stand’s absorber/adapter plate assembly to your engine’s clutch bell housing and bolt everything onto the stand’s adjustable mounts (or drop an engine onto a docking station cart and roll it into the cell), hook up the wiring and hoses, and test.&lt;br /&gt;Automated load control using an optional electronic Auto-Load Servo (High or Ultra-Flow) kit to replace the standard manual load control. You just push buttons to set a test RPM or sweep rate and the DYNOmite’s advanced PID algorithms run the whole test. The dynamometer computer logs all the data automatically, so you do not have to run the engine to death just getting a simple test curve. You can even add an electronic throttle control to further automate many of DYNO-MAX 2000 “Pro’s” built-in tests or to maximize the capabilities of any simulations that you create. (Electronic Auto-Load control is standard on all our “Pro” water brake, eddy current, or AC absorber dynamometer systems.)&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.land-and-sea.com/dyno-accessories/dynomite_accessories.htm"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onclick="if (window.open) {Console=window.open(this.href,this.target,'width=600,height=500,toolbar=no,location=no,directories=no,status=no,menubar=no,scrollbars=no,resizable=no'); return false;} else { return true;}" href="http://www.land-and-sea.com/images/dyno/auto/engine/porsche_engine_on_stand.htm" target="_blank"&gt;&lt;/a&gt;Affordable upgrades including: spare rolling engine stands (or docking carts), cushioned drive plates (or telescoping driveshafts), sprint car engine adapters, thermostatically controlled cooling tower, on-board fuel systems and starters, stainless steel engine stand drip tray, fuel flow and airflow turbines, “Weather Station,” EGT (exhaust gas temperature) thermocouple kits, AFR (air/fuel ratio) monitors, air and liquid pressure transducers, RTDs, thermistors, knock sensors, integrated 5-gas exhaust analyzers, precision crankshaft degree position encoders, high-speed cylinder pressure mapping systems, and both servo load and throttle control options. (See section for more details.)&lt;br /&gt;Live-person technical phone support provides a significant advantage over other companies’ obnoxious “voice mail” runarounds. Also, our standard hardware phone and e-mail support, plus access to the special DYNOmite owners 24/7 web support area, are all FREE!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-6506792246924810664?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/6506792246924810664/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=6506792246924810664' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/6506792246924810664'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/6506792246924810664'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2009/04/dyno-max.html' title='DYNO-MAX'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-2775135690836753571</id><published>2008-05-24T23:59:00.001+03:00</published><updated>2009-04-26T15:43:11.246+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='FOREX'/><title type='text'>FOREX HAKKINDA</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;ONLINE ALIM SATIM SİSTEMİ&lt;br /&gt;Telefonla emir verebilmenizin yanısıra bilgisayarınız veya gprs li cep telefonu, el bilgisayarı(Palm tipi) internete bağlanabildiğiniz heryerden 24 saat gerçek zamanlı işlem yapabilirsiniz ,bilgsayarınıza indireceğiniz özel elektronik program sayesinde , çeşitli döviz kotasyonlarını anında görebilecek, 1 tick den, 5 saniye, 5 dakika 1 saat, 1gün , hafta ve aya kadar olan zaman dilimleriyle gelişmiş teknik analiz yapabilecek, emir çeşitlerini uygulayacak, alım-satım sistemleri deneyebilecek piyasayla ilgili haberleri takip edebilecek ve hergün hazırlanan özel teknik ve temel yorumları okuyabileceksiniz.Ayrıca wap uyumlu telefonlarınızla dahi işlem yapabilirsiniz&lt;br /&gt;&lt;a name="e468449"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;FOREX PİYASASI GÜVENLİMİ&lt;br /&gt;Forex piyasasına yatırım yapmaya karar verdiniz , peki nasıl para yatıracaksınız ve bu yatırdığınız para nerde saklanacak; Örneğin 50.000 Dolar para ile hesap açacaksınız broker şirketini belirlediniz(Broker şirketleri işlem yapabilmek için denetleme kuruluşlarından, sermaye yeterliliği, personel ve teknik altyapı, tecrübe ve yetenek konularında onay almak zorundadır ve tüm işlemleri rutin olarak denetlenmektedir.) Broker şirketinizle sözleşme imzalarsınız ve kendi döviz hesabınızın bulunduğu bir bankadan broker şirketinizin hesaplarının tutulduğu Dünyanın en büyük bankalarından birinde kendi adınıza bir alt hesap açılır, bu hesaptan sizden başka kimse para çekemez, parayı çekmek istediğinizde tekrar sizin adınıza göndermiş olduğunuz banka şubesine ve aynı hesaba , eğer açık pozisyonunuz yoksa aynı gün valörlü yatırılır. Zaten milyarlarca dolarlık bu banka da bile hesaplar uluslararası denetim kuruluşlarının gözetiminde ve garantisinde bulunmaktadır. Sözleşme yaptıktan sonra hesap numaranız gönderilir sizde bankanızdan hesabınıza 50.000 Dolar gönderirsiniz hesaba geçtiği onayı geldiği anda işlem yapabilirsiniz&lt;br /&gt;&lt;a name="e468446"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;FOREX PİYASASI İÇİN BASİT İŞLEMLER&lt;br /&gt;Uluslararası spot Döviz piyasasında işlemler daha çok döviz hareketlerinin değişimlerinden kar sağlama mantığıyla yapılmaktadır koruma (Hedge) amaçlı işlemler için daha çok vadeli işlemlr piyasaları kullanılmaktadır.Örnek verirken en çok işem yapılan parite olan Euro/Dolar baz ve karşıt döviz cinslerini kullanacağız burdan yola çıkarak diğer dövizlerde de uygulanma mantığını basitce anlayabiliriz. Euro/Dolar kotasyonu 1,2188 iken şu anlaşılır; 1Euro'nun interbank piyasasında o an için karşılığı 1,2188 dir, 1 Euro almak için karşılığında 1,2128 Dolar vermek gerekecektir,Baz döviz Euro, karşıt döviz Dolar olduğundan Euro'nun değer kazanmasıyla parite yukarı hareket edecektir , Euro'nun değer kazanacağını düşünerek pariteyi satın alan spekülatör Long yani uzun pozisyon açmış olur pariyenin yönünü yukarıya doğru beklemektedir, yani 1,2188 Dolar satarak karşılığında 1Euro alır.Doların değer kazanmasıyla Euro değer kaybedeceğinden parite aşağı yönlü hareket eder budurumda spekülatör pariteyi satar yani Short (Kısa) pozisyon alır.Kotasyon Market Maker(Broker) tarafından çift taraflı okunur Ask/Bid - Alış/Satış; 1,2288/92 (bu spread 5 de olabilir bazı firmalar 5 spread uygulamaktadır) olarak ekranlarda kotasyon görünür Euro' nun değer kazanacağını teknik ve temel olarak düşünüyoruz pariteyi 1,2292 den satın alırız alır almaz hesabımızda -4 pips (Tick ve sprad) görünür, kotasyon 1,2292'nin üzerine 1,2293'e çıkarsa 1 pip kar etmiş oluruz bu aralık (Spread açıldıkça kar artar) 1,2330 dan pozisyonumuzu kapattığımızda 38 pips kar elde etmiş oluruz.1,2288/1,2292 Doların değer kazanacağını Euronun değer kaybedeceğini teknik ve temel olarak tespit ettik pariteyi bu sefer satarız yani short ,kısa pozisyon alırız 1,2288 den satış gerçekleşir hesabımızda yine -4 görürüz o anda kote 1,2292 gözükür bu şu anlama gelir o anda pozisyonumuzu kapatmak istersek 1,2292 den kapatırız. 1,2287 de 1 pip kar ederiz piyasa 1,2260 olursa 28 pips kar elde etmiş oluruz.Bu açıklamalardan yola çıkarak bir alım birde satım işlemi yapalım ; 1,2260/64 kotasyon ilan ediliyor; market order (Piyasa emri veriyoruz) 1,2264 alım gerçekleşir teknik analizde önemli bir kırılma noktası olarak 1,2250 yi belirledik burası destek yani piyasanın tutunacağı destek seviyesidir, 1,2247 ye stop loss-zararına satış emrimizi koyarız, 3 türlü pozisyon kapanır 1- piyasadan istediğimiz an yine piyasa emriyle çıkarız, 1,2278 'i uygun gördük veya gelen bir haberin burdan geri dönüşe yol açacağını, doların değerleneceğini düşünüyoruz pozisyonu 1,2278den kapatırız, +18 pips kazanırız(Bu kazanç kaldıraç oranımıza göre kar/zarar olarak hesabımıza yansıyacaktır) veya bekledik daha yüksekten de satabiliriz. 2- Take profit - kar alma emrini baştan koyarız 1,2264 den aldık teknik olarak 1,2298 güçlü direnç 1,2295 take profit koyarız piyasa buraya ulaştığında 1,2295 den otomatikman çıkarız, +34 pips kazanırız. 3- Piyasa beklentimizin aksine hareket eder 1,2250 kırar 1,2247 gelir stop emri çalışır piyasadan çıkarız, -17 pips kaybederiz. (Stop emri daha büyük zaradan korur, ama piyasa stoplandığımız seviyeden tekrar yukarı çıkabilir ama bu alacağımız riskin çok daha büyük olduğunu unutmamız gerektiğini hatırlatalım , stop koymazsak piyasa aşşağı giderken veya yukarı çıkarken tekrar dönecek psikolojisinde pozisyonu kapatamayıp sermayemizi eritebiliriz)Short, kısa pozisyon için örnek verirsek ; 1,2260/64 Doların değer kaybedip Euronun değer kazanacağını tespit ettik piyasa emri verdik, satım emrimiz 1,2260 dan gerçekleşir, teknik olarak yukarıda 1,2285 noktasının kırılma noktası direnç yeri olduğunu belirledik 1,2288 'e stop loss emrimizi koyarız, take profit emri vermek istersek teknik olarak belirlediğimiz mesela 1,2225 noktasına emri veririz. 1,2225 olursa 35 pips kazanç vardır, tam tersi oldu 1,2288 den stoplandık 28 pips zarar deriz.(İşlem yapma stratejileri teknik ve tradind sistemler, temel ekonomik datalar ve etkileme güçleri trading kurs bölümünde ayrıntılı olarak incelenecektir.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name="e468444"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;FOREX PİYASA ANALİZİ&lt;br /&gt;Forex piyasası yani uluslar arası döviz piyasası baz ve karşıt dövizlerin bir birlerine olan değer kazanmalarına göre şekillenir, bu değeri belirleyen en önemli unsur da dövizin bağlı olduğu ülkenin ekonomik ve siyasal gücüdür, Dünyanın en büyük gücü Amerikanın ekonomik gelişimini gösteren finansal datalar (Bu datalar ekonomik takvimde yorumlaması stratejik analiz,ve piyasaya uyarlanması trading sistemde açıklanacaktır.) istihdam, enflasyon,cari açık,ev satışları, ekonomik endeskler gibi birçok önemli data açıklanmaktadır bu dataların beklenenden yüksek , düşük veya beklenen düzeyde gelmesi, dolar la ilgili karşıt ve baz dövizlerin değişimini yakından ilgilendirir,&lt;br /&gt;Amerika' nın dışında Euro zone(Avrupa Bölgesi)olarak adlandırılan kuşak da ise en çok Almanya daha sonra Fransa etkili olmaktadır, Japon ya da ki açıklanan ekonomik göstergeler yen ve diğer döviz cinslerinin oluşturduğu pariteleri etkilemektedir.&lt;br /&gt;Amerika da açıklanan ekonomik datalar Amerikan Merkez Bankasının (FED) faiz artışı politikaları nı etkileyeceğinden yakından takip edilir, FED kanadından gelen özellikle FED başkanı Greenspan'ın Amerika ve Dünya ekonomisine yönelik açıklamarı pariter üzerinde oldukça etkili olmaktadır.&lt;br /&gt;Fx piyasalarının derinlikli piyasalar olması sebebiyle teknik analiz spekülatif ve derinliksiz piyasalara göre daha çok yön gösterici olabilmektedir çeşitli analiz ve trading sistemleriyle piyasanın yönü tahmin edilmeye çalışılır(Trading sistem her gün içinde teknik programa göre güncellenecek, Bu sistemler ve kullanışları Trading Kurs bölümünde açıklanacaktır.)&lt;br /&gt;&lt;a name="e468441"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;FOREX PİYASASI EMİRLERİ NASIL YAPILIR&lt;br /&gt;*ZARAR STOP EMİRLERİ(STOP-LOSS ORDER); Pozisyon açtıktan sonra piyasanın beklentimizin aksi yönünde hareket etmesi durumunda olası zararımızı aza indirmek için teknik olarak destek veya direnç kabul edilen noktaya konulan emirlerdir, 1,2230 da alım yaptık 1,2210 kırıtik nokta 1,2207 ye stop loss emri koyarız ve ters bir hareket de 1,2207 de piyasadan otomatikman çıkarız, böylece piyasa 1,1900 lara kadar gitme ihtimaline karşı korunuruz. Tersi durumda satış yaptığımızı varsayalım 1,2260 satış verdik pariteyi aşağı bekliyoruz 1,2285 yukarıda krıtik nokta kırılırsa yukar gider, 1,2290 seviyesine stop loss emri koyarız , piyasa açıklanan ekonomik datalara veya terör, savaş gibi olayalara sert tepkiler verebileceğinden stop loss emri bizim trading disiplinimiz ve az zararla çıkmamız için önemlidir çünkü sermayemizin erimemesi bizi diğer fırsatları yakalamamızı sağlar.&lt;br /&gt;*KAR ALMA EMRİ(TAKE PROFİT ORDER); Emri verdikten veya gerçekleştirdikten sonra piyasanın gitmesini varsaydığımız noktada kar almak için emir verebiliriz, 1,2230 alım yaptık 1,2275 take profit koyduk piyasa 1,2275 e geldiğinde emir gerçekleşir ve aradaki 45 pips hesaba geçilir.&lt;br /&gt;*ONE CANSELS OTHER ORDER(BİRİ GERÇEKLEŞİRSE DİĞERİNİ İPTAL ET); Emrimiz gerçekleştiği vakit stop loss ve take profit emri de vermişsek OCO emri vererek emrin bir gerçekleştiğinde diğeri otomatikman iptal edilir.&lt;br /&gt;Piyasada farklı emir türleride vardır, İz Süren Stop emri; piyasada 1,2260 dan alım emri gerçekleşti ve 1,2290 dayız, iz süren stop koyup mesela 10 pips aşağı olarak belirledik 1,2280 de satış gerçekleşir, 1,2310 olursa 1,2230 da piyasadan çıkılır.&lt;br /&gt;Piyasa da 1,2245 seviyesinden alımyaptık 1,2230 stop loss seviyesinden çıktık daha önce verdiğimiz emirle 1,2230 dan anında satışa geçeriz çünkü piyasa aşağıya gidiyor. (stop reverse)&lt;br /&gt;&lt;a name="e468437"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;FOREX TERİMLERİ VE ANLAMLARI&lt;br /&gt;*SPREAD; Alış ve satış arasındaki farka spread denir.euro/dolar paritesinin fiyat kotasyonuna bakalım E/$ 1,2260/65 , 1,2260 -alış/ 1,2265 -satış aradaki 5 puanlık fark spread ı oluşturur bu puana pips veya tick de denir.piyasa 1,2260 da iken 1,2265 den alırız 1,2266 da 1 tick kardayız demektir, satmak istrsek 1,2260 dan satarız 1,2259 iken 1 tick kara geçeriz.&lt;br /&gt;*KOTASYON; Paritede ilan edilen döviz çiftlerinden ilki baz döviz, ikincisi karşıt dövizdir, Paund/Dolar ; paund baz- dolar karşıt, Euro/Yen; euro baz-yen karşıt. E/$1,2260/65 kotasyonundan anlaşılan kotasyonu giren market maker (Piyasa yapıcının)1 Euro almak için karşı tarafa 1,2260 Dolar vereceği, 1 Euro satmak için karşı taraftan 1,2265 Dolar talep ettiğidir.&lt;br /&gt;*TEMİNAT; Yapılan işlem karşılğında hesapta meydana gelecek azalmayı karşılamak için yatırılan tutardır.&lt;br /&gt;*KALDIRAÇ FAKTÖRÜ; Yatırlan teminat sayesinde hesapta bulunan miktarın üzerinde işlem yapabilme hakkıdır, 1/100 den 1/400 e kadar kaldıraç hakkı tanınabilir.&lt;br /&gt;*İŞLEM MİKTARLARI; Normalde limit 1 lot karşılığı olan 100.000 Dolar dır ama bazı hesaplar için (Özellikle küçük olanlar)10.000 Dolar veya 25.000 Dolar olabilir.&lt;br /&gt;*ROLLOVER(ÖTELEME); Forex piyasasın da takas işlemleri 2 iş günü içinde grçekleştirilir eğer New York kapanış saati olan 17,00 (Bize göre 24,00) itibariyle pozisyon kapatılmadıysa dövizin fiili olarak teslimatını ortadan kaldırmak için poisyonlar otomatik olarak kapatılıncaya kadar ötelenir.&lt;br /&gt;&lt;a name="e468432"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;FOREX PİYASASININ AVANTAJLARI VE DEZAVANTAJLARI&lt;br /&gt;Forex piyasasında işlem yapma kolaylığı vardır, hisse senedi piyasaların da olduğu gibi yüzlerce hisse takip etme zorunluluğu yoktur sadece kote edilen parite izlenir, sektör verileri, mevsimsellik, bilançolar yoktur, Günlük 4 trilyon dolar hacmiyle Dünyada ki en likit piyasadır bu nedenle spekülasyon ve manipülasyon yapılamaz, işlem yapma şartları ve fiyatlar dünyanın her yeri için geçerlidir, 24 saat açıktır ,işlem yapmak için piyasanın açılmasını beklemeden gelen haberlere göre hemen tepki verilebilir, bilgi akışı ve şeffaflığın en yoğun olduğu piyasadır, hergün alım/satım imkanı verir, pariteyi hem alıp hem satabilirsiniz, emir çeşitlliği sayesinde zararınızı sınırlandıracak stop emirleri ,karınızı alabileceğiniz take emri ve avantaj sağlayacak emir türleri mevcuttur, alım veya satım yaparken teminat yatırarak paranızın hepsini kullanmadan işlem yapabilirsiniz yani kaldıraç faktörüyle 10.000 Dolar yatırarak 100.000, 1.000.000, 10.000.000 hatta bazı aracıların özel limitleriyle 40.000.000 Dolarlık pozisyon açabilirsiniz yani 1/100 den 1/400 e kadar kaldıraç kullana bilirsiniz , işlemler Dünyanın en büyük bankalarının ve denetleme kuruluşlarının garantisi altındadır, internete bağlanabildiğiniz her yerde bilgisayarınızdan,telefondan , cep telefonu ve avuç içi bilgisayarlardan 24 saat anında işlem yapabilirsiniz, Piyasa yapıcıları her an kotasyon girmek zorundadır.Dezavatajları, 24 saat açık olması nedeniyle devamlı takip zordur, kaldıraç oranı artırıldıça kazanca oranla riskde aynı derecede artar, stop emir konulmaz ve pozisyon kapatılmazsa sermaye eriyebilir, yoğun bilgi olduğundan analiz etmek için profesyonel desteğe ihtiyaç duyulur,açıklanan ekonomk datalar sonucu sert hareketler gösterebilir acele ve panik işlemler zarara yol açabilir.&lt;br /&gt;&lt;a name="e468425"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;FOREX PİYASASININ ÖZELLİKLERİ&lt;br /&gt;Döviz alırken ve satarken düşüncemiz nedir? Bİr para biriminin diğer para birimi karşısında değer kazanacağını veya kaybedeceğini düşünerek hareket ederiz, ülkemiz için örnek verirsek 1 Amerikan dolarının karşılığı 1.400.000 TL. ise ve biz doların 1.800.000 lere cıkacağını düşünüyorsak, her 1 dolar başına 1.400.000 TL. vererek dolar satın alırız 10.000 dolar almak için 10.000x1.400.000=14.000.000.000 TL. karşılığında veririz, tam tersini düşünürsek doların TL. karşısında değer kaybedeceğine göre hareket edersek 10.000 dolar vererek karşılığında 14 milyar TL. satın alırız, şimdi bunu yabancı döviz cinsleri için düşünelim çünkü, TL. karşılığı dolar, euro ve diğer döviz cinslerinden alım satım yaparken, TL faizleri, enflasyon, alternatif finansal enstrümanların getirilerini göz önüne aldığımız zaman reel olarak hiç bir kazancımız olmadığını hatta zarar bile ettiğimizin farkına varırız .Parite işlemleri yaparak yabancı dövizlerin değişimlerinden kazanç sağlamaya çalışmak için daha çok imkan karşımıza çıkabilir örnek verirsek dolar 1.400.000 TL., Euro 1.800.000 iken doların değer kazanacağını düşünrek elimizdeki Euro yu satarak karşılığın da dolar almak isteriz tersi durum da yani Euro değer kazanacağı beklentisindeysek elimizde bulunan Dolarları satarak karşılığın da Euro satın alırız bu işlemleri yaparken bankaların veya döviz büfelerinin hatta kuyumcuların verdiği farklı fiyatlara maruz kalabiliriz veyahut belli saat dilimleri içinde hareket etmek zorundalığı ve her iki dövizide ayrı ayrı takip etmek mecburiyeti avantajlarımızı götürebilir.İşte forex piyasaları tüm Dünyada bu zorlukları kaldırarak Dünyanın her yerinde aynı şartlarla işlem yapma imkanı tanımaktadır , Dev banka ve aracı kuruluşların , merkez bankaların ve hazinelerin içinde bulunduğu sıkı denetimlere tabi ,yatırılan paraların garantisinin bulunduğu hiç bir borsaya bağlı olmadan dünyanın her yerinde aynı anda işlem imkanı sağlayabilen interbank döviz piyasasıdır.Günlük 4 trilyon işlem hacmiyle Dünyada var olan en büyük finansal piyasadır. İşlem yapma mantığı yukarıda açıklamış olduklarımızla aynıdır yani karşıt döviz cinslerinin birbirleriyle olan değişiminden kazanç sağlamak, o an piyasada ilan edilen yani kote olan fiyatlar vardır.&lt;br /&gt;En çok işlem yapılan Euro/Dolar paritesiyle açıklamak istersek , E/$ 1,2260 yani 1E =1,2260 dolar, 1000e=1226 dolar etmektedir, 1000 Euro almak için karşılığında 1226 Dolar vermek gerekir ama forex piyasasında siz 1000 Euro veya 1226 Dolar toplayıp karşılaştırmak zorunda değilsiniz, kote edilen miktar 1,2260 iken satın almak isterseniz bu karşılıklı değişim otomatikman muhabir bankalar aracılığıyla yapılır Euronu değer kazanacağını bekliyorsak pariteyi satın alırız, Doların değer kazanıp, Euro nun değer kaybedeceğini düşünürsek pariteyi satarız yani otomatikman 1,2260 Dolar satın alarak karşılığında 1 Euro vermiş oluruz.diğer paritler içinde mantık aynıdır sadece Dolar/Yen,Paund/dolar,Euro/yen gibi baz ve karşıt dövizler değişir.Euro / Dolar paritesinde baz döviz Euro , karşıt döviz Dolardır, Dolar/Yen paritesinde baz döviz Dolar, karşıt döviz Yen dir.&lt;br /&gt;&lt;a name="e468424"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;FOREX DÖVİZ KURLARINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER&lt;br /&gt;&lt;a name="22A"&gt;&lt;/a&gt;A- Ekonomik faktörler; Enflasyon oranı yüksek olan ülkenin ürettiği mallar yurt dışına kıyasla pahalı hale gelecek ithal mallara ve dövize talep artacak ülkenin parası yabancı paralar karşısında değer kaybedecektir.Fakat kısa vadede merkez bankası enflasyonun yükselme tehlikesi karşısında faiz artırımı yapacağı için ülkenin parası değer kazanır. Ekonomik büyümenin etkisini anlamak içinse, büyümenin tüketime mi yoksa üretime mi dayandığıdÿr, tüketime dayalı büyüme ithalatı artıracak bunun sonucun da döviz talebide artacağından ülkenin para birimi değer kaybeder,yatırıma dayalı büyüme gerçekleşiyorsa ülkede üretim artıp maliyetler düşeceğinden ihracat artar sonucunda ülke para birimi değer kazanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name="22B"&gt;&lt;/a&gt;B-Sermaye hareketleri; Sermaye hareketlerinin son yıllarda büyük oranda artması dış ticaretten bile daha önemli hale gelmesine sebeb olmuştur.Bankaların her ülkede subeler açması ve gelişen teknolojinin para tranferlerinin hızlı bir şekilde gerçekleşmesini sağlamasıyla uluslararası sermaye kar edeceğini düşündüğü bölgeye hareket etmektedir. Burda sermayenin vadesi ve amacı önem kazanmaktadır, uzun vadeli yatırım amaçlı gelen sermaye ülke ekonomisi ve istihdam üzerinde olumlu etkiler yaparken , kısa vadeli spekülatif hareketlerden kazanç sağlamak amaçlı sermaye hareketleri(Sıcak para) beklediği karı sağladığında aynı hızla çıkarak döviz dengelerini bozmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name="22C"&gt;&lt;/a&gt;C-Faiz artışı ve beklentisi; Kar amacı güden kişi veya kuruluşlar fonlarını en yüksek getiriyi sağlayacak para cinsine yönlendirmek Avrupa da ki faiz oranı Amerika dan fazlaysa Euro cinsi tahvillere talep artacağından Euro da değer kazanacaktır , Amerika da faiz yüksekse Dolar değer kazanır, ayrıca faiz artırımı beklentisi artırımı yapacak ülkenin para biriminin değer kazanmasına yol açacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name="22D"&gt;&lt;/a&gt;D-Siyasal etkiler; Bir ülkeldeki siyasi güç ve istikrar ülke ekonomisinede olumlu yansır,siyasi gücün popülist politikalar izlemesi, yetersiz yönetim göstermesi, diğer ülkeler düşmanca bir tutum izlemesi, savaş tehtidi döviz kurlarını etkileyecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name="22E"&gt;&lt;/a&gt;E-Spekülasyon; İlerideki fiyat hareketlerini tahmin etmeye çalışarak pozisyon alan spekülatörler piyasa için gerekli likiditeyi sağlarken, piyasa düşerken ucuzladığını düşünerek alım yapıp, yükselirken pahalı olduğunu düşünerek satar böylece dengenin kurulmasına neden olur ve hedger lerin likit piyasayı kulanarak pozisyon almalarına yardımcı olurlar.Ama bazen düşüşün süreceğini farzederek satışa devam edip ,yükselişin süreceğini düşünerek alıma devam etmesiyle fiyatlar aşırı uçlarada çekilebilir, ayrıca medyanın gücü ve heryere ulaşması kullanılarak ülke ekonomileri hakkında veya önemli kişler hakkında spekülatif haberlerle piyasalar etkilenebilir. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-2775135690836753571?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/2775135690836753571/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=2775135690836753571' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/2775135690836753571'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/2775135690836753571'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/05/forex-hakkinda.html' title='FOREX HAKKINDA'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-7441750090018549933</id><published>2008-05-20T20:35:00.001+03:00</published><updated>2009-04-26T15:44:12.073+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ÇOCUK'/><title type='text'>ÇOCUK ÜZERİNE</title><content type='html'>“Çocuk” Türkçe bir sözcük ve sözlükte 7 tane karşılığı var: 1- Küçük yaştaki oğlan veya kız; 2- Soy bakımından oğul veya kız, evlat; 3- Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde bulunan oğlan veya kız, uşak; 4- Genç erkek; 5- (mecaz) Büyükler arasında daha az yaşlı olan kişi. ; 6- (mecaz) Büyüklere yakışmayacak biçimde düşüncesizce davranan kimse; 7- (mecaz) Belli bir işte yeteri kadar deneyimi ve yeteneği olmayan kimse.&lt;br /&gt;“Çocuk” kavramının modern bir tanımlaması 20 Kasım 1989′da Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ile yapılmış: “Ulusal yasalarca daha genç bir yaşta reşit sayılma hariç, 18 yaşın altındaki her insan çocuk sayılır.” Birleşmiş Milletler (BM)’nin böyle bir tanımlamaya gitme nedeni trajik: Çocukların fiziksel ve psikolojik baskıya maruz kalmaları. ( istismar )&lt;br /&gt;…&lt;br /&gt;BM ve Türk Dil Kurumu (TDK ) ‘nın çocuk tanımlamalarını karşılaştırınca, Türk toplumunun çocuğa bakış açısını apaçık görmek mümkün. Düşüncesizliğin ya da acemiliğin çocuklukla bağdaşlaştırılması bizim çocuğa bakış açımızı gözler önüne sermiyor mu? İnsan geleceğinin kutsal bir parçası olan çocuğun küçümseyici deyimlere konu olması ait olduğu toplumun geleceği hakkında da ipuçları veriyor. Çocukluğu düşüncesizlik ve acemilikle özdeşleştirmek, ancak kendi geleceğimizi düşüncesizce ve acemice biçimlendirmek olabilir. Hayal gücü küçümsenen, ifade ettiği etmediği düşünceleri göz ardı edilen, başkalarının yanında yaptığı hareketlerle büyüklerince çoğu kez utanç kaynağı olarak görülen çocuk, ilerisinin çarpıklığını ve tekdüzeliğini simgelemekten öte ne yapabilir?&lt;br /&gt;Aileler, dolayısıyla toplumlar, çocuklarına sundukları özgürlük ölçüsünde özgürdür. Yasağa ve yasaklamaya alışmış insanımız, doğal olarak, bunları kendi geleceğine, çocuklarına, yansıtmaktan geri durmuyor. Kişisel ve toplumsal özgürlüklerin farkında olmayan; sınırları başkalarının, hem de en yakınlarının, elleriyle çizilen çocuk, sadece kendisine verilen evrensel bir takma isimle büyüyebiliyor. Sonuç ise iç karartıcı, hazin bir tablo: reşit olma yaşı 18′e kendini ifade etmekten yoksun giren; üçgenin iç açıları toplamı, çarpım tablosu, iki paralel arası mesafe, metanefroz böbrek ve Tanzimat şairleri ekseninde dönelip duran insan yığınları. Bundan sonrası gerçekten bir trajedi: Bir yanda güncel gelişmeleri gereksiz ve sıkıcı bulan, sosyal ortamı televizyon ve magazin üzerine kurulmuş bir gençlik. Öte yanda gençliği ülkenin duruma kayıtsız kalmakla eleştirmeleri ve “ah o eski gençlik” iç geçirmeleriyle ebeveyn - yaşlı grubu.&lt;br /&gt;Çocuğun yetiştirilmesi, onun kendini “birey” olarak hissetmesini sağlamakla mümkündür. Çünkü birey, toplumun ve toplumdaki konumunun farkında olan, kendini bu konum içinde değerlendirebilen ve ifade edebilen insandır. Kendini küçük yaştan itibaren birey olarak nitelendiren bir çocuk, kendini ve kendini ifade etmesini öğrenecek ve bu öğrendikleri ile kendi çevresini anlayacak ve tanıyacaktır. Aynı şekilde çevresi de çocuğu ifade ettikleri ile tanıyacak ve toplum çocuğa evrensel konumunun yanında ulusal ya da yerel bir konum biçecektir. Bu hem insanın topluma karşı duyarlılığı açısından önemlidir, hem de toplum kendi geleceğini belirleyecek insana bir kuvvet kazandırmıştır.&lt;br /&gt;…&lt;br /&gt;“Çocuk”, evrensel ya da ulusal bütün tanımlamalardan öte bir anlam taşır. Bu anlamı biçimlendirecek olan ise çocuğu kendisidir. Önemli olan bu biçimlendirmenin bilinçli ve özgür bir ruh ile yapılmasıdır. Çocuk, bilinçli ve özgür bir ruhu hak eden - belki de – evrendeki en saf varlıktır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-7441750090018549933?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/7441750090018549933/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=7441750090018549933' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/7441750090018549933'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/7441750090018549933'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/05/ocuk-zerine.html' title='ÇOCUK ÜZERİNE'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-3110699045946224374</id><published>2008-05-14T08:20:00.000+03:00</published><updated>2008-05-14T08:22:31.798+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ŞİİRLER'/><title type='text'>BYGÜN SAKARLIĞIN TUTSA</title><content type='html'>BUGÜN SAKARLIĞIN TUTSA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karlı dağda mağara arar gibi arama aşkı.&lt;br /&gt;Bulamazsın, bulamayacaksın.&lt;br /&gt;Aylarca didinip duracak,&lt;br /&gt;Yeniden yurduna döndüğünde&lt;br /&gt;Aynada çehreni tanıyamayacaksın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emin ol ki dost!&lt;br /&gt;Düz yolda biriyle çarpışma ihtimali kadardır aşk.&lt;br /&gt;Kim derki böyle bir tecrübeyi hiç yaşamadım&lt;br /&gt;Ve kim derki her gün yaşadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başını eğme dost.&lt;br /&gt;Sadece birinin gelip sana toslamasını bekle…&lt;br /&gt;Muhakkak çarpacaktır biri ama&lt;br /&gt;Sen yine de önüne bak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baktın yine olmadı,&lt;br /&gt;Sen birine muhakkak çarparsın.&lt;br /&gt;Bilirim seni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaan TEMİZEL&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-3110699045946224374?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/3110699045946224374/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=3110699045946224374' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/3110699045946224374'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/3110699045946224374'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/05/bygn-sakarliin-tutsa.html' title='BYGÜN SAKARLIĞIN TUTSA'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-8957278158571091872</id><published>2008-05-09T08:48:00.006+03:00</published><updated>2008-05-09T08:59:16.564+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='OSMANLI GRAVÜRLERİ'/><title type='text'>OSMANLI GRAVÜRLERİ (4)</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt; ...Kaan TEMİZEL çalışması...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Meddah, doğu’nun folklorik hikayelerini anlatıyor. (1838)&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SCPnLg9GbII/AAAAAAAAAWU/lwgbjfNRRsg/s1600-h/image016.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5198252579926469762" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SCPnLg9GbII/AAAAAAAAAWU/lwgbjfNRRsg/s400/image016.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakır levha.Dizayn: T. Allom, Gravür: J. Jenkins.Baratta, A., Constantinopoli effigiata e descritta. . . , Torino 1840, p. 736, resim. 42. © Ulusal Kitaplık, Atina.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;Paşa ve kızı Hayriye &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SCPnWA9GbJI/AAAAAAAAAWc/pmIuzueNLK0/s1600-h/image017.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5198252760315096210" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SCPnWA9GbJI/AAAAAAAAAWc/pmIuzueNLK0/s400/image017.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;Dizayn: Eugenios Spatharis.Spatharis, Å., O Megas Alexandros kai to katarameno fidi, Akritas yayımları 1997, resim. 8.Atina, Akritas yayımları.© Akritas yayımları &amp;amp; Å. Spatharis, Atina.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;Güreşçiler (1577) &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SCPneg9GbKI/AAAAAAAAAWk/ZoIRHIIYwNs/s1600-h/image018.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5198252906343984290" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SCPneg9GbKI/AAAAAAAAAWk/ZoIRHIIYwNs/s400/image018.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Odun kesimi 13x20 cm.De Nicolay, N., Les Navigations, Peregrinations et Voyages, faicts en la Turquie. . . , Anvers 1577, resim. 107.Atina, AB Koleksiyonu. Finopoulos.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bostancıbaşı (1804) &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SCPnlA9GbLI/AAAAAAAAAWs/JJoXMltTwKg/s1600-h/image019.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5198253018013134002" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SCPnlA9GbLI/AAAAAAAAAWs/JJoXMltTwKg/s400/image019.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Renkli bakır levha.Dizayn: Dalvimart, Gravür: Dadley.Dalvimart, O., The Costume of Turkey, Londra 1804, resim. 48.Atina, AB Koleksiyonu. Finopoulos&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;Karaman’da oduncular. (1803) &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SCPnyQ9GbMI/AAAAAAAAAW0/m-4e5ZHOnoU/s1600-h/image020.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5198253245646400706" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SCPnyQ9GbMI/AAAAAAAAAW0/m-4e5ZHOnoU/s400/image020.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;Renkli bakır levha.Dizayn: L. Mayer.Mayer, L., Views in the Ottoman Empire, Londra 1803, p. 9, resim. 15.Atina, AB Koleksiyonu. Finopoulos&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-8957278158571091872?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/8957278158571091872/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=8957278158571091872' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/8957278158571091872'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/8957278158571091872'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/05/osmanli-gravrleri-4.html' title='OSMANLI GRAVÜRLERİ (4)'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SCPnLg9GbII/AAAAAAAAAWU/lwgbjfNRRsg/s72-c/image016.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-1950039297454095694</id><published>2008-05-08T08:17:00.009+03:00</published><updated>2008-05-08T08:28:37.169+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='OSMANLI GRAVÜRLERİ'/><title type='text'>OSMANLI GRAVÜRLERİ (3)</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;...Kaan TEMİZEL çalışması...&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Atina voyvodada bir cemaat evi. (1825)&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SCKNLj-A3TI/AAAAAAAAAVk/Vn92gENgeZg/s1600-h/image011.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5197872149712395570" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SCKNLj-A3TI/AAAAAAAAAVk/Vn92gENgeZg/s400/image011.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Litograf. Dizayn: Dupre, Gravür: Lemercier.Dupre, L., Voyage a Athenes et a Constantinople, &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Paris 1825, resim. 40.Atina, AB Koleksiyonu. Finopoulos&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sultan korumalarından bir Yeniçeri. (1825) &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SCKNjj-A3VI/AAAAAAAAAV0/mO1_0QOAFWw/s1600-h/image012.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5197872562029256018" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SCKNjj-A3VI/AAAAAAAAAV0/mO1_0QOAFWw/s400/image012.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Renkli litograf.Dizayn: Dupre, Gravür: Lemercier.Dupre, L., Voyage a Athenes. . . , Paris 1825, resim. 34.Atina, AB Koleksiyonu. Finopoulos&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tophane’de bir kahvehane köşesi. (1819) &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SCKNvT-A3WI/AAAAAAAAAV8/W6IrcbH7nP4/s1600-h/image013.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5197872763892718946" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SCKNvT-A3WI/AAAAAAAAAV8/W6IrcbH7nP4/s400/image013.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Çinko gravür.Dizayn: Melling, Gravür: Desmaisons et Le Rouge, Duparc tarafından tamamlandıMelling, A.F., Voyage Pittoresque de Constantinople. . . , Paris 1819, resim. 23.Atina, özel koleksiyon.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;İstanbul’da bir Türk kahvehanesi. (1838) &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SCKOdD-A3XI/AAAAAAAAAWE/DZB0VGLn8_s/s1600-h/image014.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5197873549871734130" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SCKOdD-A3XI/AAAAAAAAAWE/DZB0VGLn8_s/s400/image014.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakır levha.Dizayn: Th. Allom, Gravür W. H Capone.Baratta, A., Constantinopoli effigiata e descritta. . . , Torino 1840, p. 737, resim. 38. © Ulusal Kitaplık, Atina.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Bir Bostancı (1825) &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SCKOlD-A3YI/AAAAAAAAAWM/SANVMYEzM5g/s1600-h/image015.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5197873687310687618" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SCKOlD-A3YI/AAAAAAAAAWM/SANVMYEzM5g/s400/image015.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Renkli litograf.Dizayn: Dupre, Gravür: Lemercier.Dupre, L., Voyage a Athenes et a Constantonople, Paris 1825, resim 34.Atina, AB Koleksiyonu. Finopoulos&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-1950039297454095694?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/1950039297454095694/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=1950039297454095694' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/1950039297454095694'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/1950039297454095694'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/05/osmanli-gravrleri-3.html' title='OSMANLI GRAVÜRLERİ (3)'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SCKNLj-A3TI/AAAAAAAAAVk/Vn92gENgeZg/s72-c/image011.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-8668910870020298296</id><published>2008-05-07T08:29:00.007+03:00</published><updated>2008-05-07T19:40:38.763+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='OSMANLI GRAVÜRLERİ'/><title type='text'>OSMANLI GRAVÜRLERİ (2)</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;...Kaan TEMİZEL çalışması...&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir Arnavut (1825) &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SCE-8fRfGUI/AAAAAAAAAU8/tkdtGYXD_WE/s1600-h/image006.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5197504653870176578" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SCE-8fRfGUI/AAAAAAAAAU8/tkdtGYXD_WE/s400/image006.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Renkli litograf.Dizayn: Dupre, Gravür: C. Motte.Dupre, L., Voyage a Athenes et a Constantinople. . . , Paris 1825, resim. 20.Atina, AB Koleksiyonu. Finopoulos.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Derviş (1804) &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SCE_fvRfGVI/AAAAAAAAAVE/bGA0oK_HJno/s1600-h/image007.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5197505259460565330" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SCE_fvRfGVI/AAAAAAAAAVE/bGA0oK_HJno/s400/image007.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Renkli bakır levha 26x36 cm.Dizayn: Dalvimart, Gravür: W. Dadley.Dalvimart, O., The Costume of Turkey, Londra 1802, resim. 24.Atina, AB Koleksiyonu. Finopoulos&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Dervişlerin Dansı (1718) &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SCE_o_RfGWI/AAAAAAAAAVM/u_KTBLznz4k/s1600-h/image008.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5197505418374355298" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SCE_o_RfGWI/AAAAAAAAAVM/u_KTBLznz4k/s400/image008.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Bakır levha.Dizayn: Adriet.De Tournefort, P., A Voyage into the Levant, v. 2, Londra 1718, resim. 88.Atina, AB Koleksiyonu. Finopoulos&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tipik giyimli bir Derviş (1804) &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SCFACPRfGXI/AAAAAAAAAVU/XZ5ixJXijzs/s1600-h/image009.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5197505852166052210" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SCFACPRfGXI/AAAAAAAAAVU/XZ5ixJXijzs/s400/image009.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Renkli bakır levha.Dizayn: Dalvimart, Gravür: Dadley.Dalvimart, O., The Costume of Turkey, Londra 1804, resim. 46.Atina, AB Koleksiyonu. Finopoulos. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yoannis Stamou Chondrodimas yada Logothetis, Libadiye’nin güçlü toprak sahibi. (1825)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SCFAkPRfGYI/AAAAAAAAAVc/jjHUYrH07TI/s1600-h/image010.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5197506436281604482" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SCFAkPRfGYI/AAAAAAAAAVc/jjHUYrH07TI/s400/image010.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;Renkli litograf.Dizayn: Dupre, Gravür C. Motte.Dupre, L., Voyage a Athenes et a Constantinople, Paris 1825, resim. 15.Atina, AB Koleksiyonu. Finopoulos.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-8668910870020298296?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/8668910870020298296/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=8668910870020298296' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/8668910870020298296'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/8668910870020298296'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/05/osmanli-gravrleri-2.html' title='OSMANLI GRAVÜRLERİ (2)'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SCE-8fRfGUI/AAAAAAAAAU8/tkdtGYXD_WE/s72-c/image006.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-5868806081982137039</id><published>2008-05-05T08:28:00.010+03:00</published><updated>2008-05-07T19:39:29.459+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='OSMANLI GRAVÜRLERİ'/><title type='text'>OSMANLI GRAVÜRLERİ</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;Merhabalar...&lt;br /&gt;Bugün çeşitli arayışlarla elde ettiğim ve açıklamalarını türkçeye çevirdiğim bazı Osmanlı gravürlerini sizinle paylaşmak istedim. İlginizi çekeceği ümidiyle... &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Kaan TEMİZEL&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müslüman ve Hıristiyan iki din adamı aynı koltukta otururken. (1825)&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SB6cvfRfGPI/AAAAAAAAAUU/RABx7wl-kkY/s1600-h/image001.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5196763359694756082" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SB6cvfRfGPI/AAAAAAAAAUU/RABx7wl-kkY/s400/image001.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Renkli litograf.Dizayn: Dupre, Gravür: Sauve.Dupre, L., Voyage a Athenes et a Constantinople. . . , Paris 1825, resim. 1825.Atina, AB Koleksiyonu. Finopoulos &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;Küçükasya’da Magnesia Metropolit Kilisesi’inde bir psikoposun tahta çıkışı. (1838) &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SB6c9_RfGQI/AAAAAAAAAUc/fr40no7mrOs/s1600-h/image002.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5196763608802859266" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SB6c9_RfGQI/AAAAAAAAAUc/fr40no7mrOs/s400/image002.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Dizayn: Th. Allom, Gravür: G. Presbury.Baratta, A., Constantinopoli effigiata e descritta. . . , Torino 1840, resim.1881. © Ulusal Kitaplık, Atina&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;Yahudi tüccar. (1577) &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SB6dU_RfGRI/AAAAAAAAAUk/agjZ_yVOdpc/s1600-h/image003.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5196764003939850514" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SB6dU_RfGRI/AAAAAAAAAUk/agjZ_yVOdpc/s400/image003.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Odun kesimi 13x20 cm.Dizayn: N. de Nicolay De Nicolay, N., Les Navigations, Peregrinations et Voyages, faicts en la Turquie. . . , Anvers 1577, resim. 170.Atina, AB Koleksiyonu. Finopoulos.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;İç Oğlan (1802) &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SB6dffRfGSI/AAAAAAAAAUs/gwuFaktN3ug/s1600-h/image004.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5196764184328476962" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SB6dffRfGSI/AAAAAAAAAUs/gwuFaktN3ug/s400/image004.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Renkli bakır levha.Dizayn: Dalvimart, Gravür: Dadley.Dalvimart, O., The Costume of Turkey. . . , Londra 1802, resim. 50.Atina, AB Koleksiyonu. Finopoulos.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;Yeniçeri (1684)&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SB6dsfRfGTI/AAAAAAAAAU0/GsjnWDqm9ww/s1600-h/image005.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5196764407666776370" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SB6dsfRfGTI/AAAAAAAAAU0/GsjnWDqm9ww/s400/image005.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Odun kesimi.Wagner, J. C, Delineatio Provinciarum Pannoniae. . . , Augsburg 1684, resim. 132.Atina, AB Koleksiyonu. Finopoulos.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-5868806081982137039?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/5868806081982137039/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=5868806081982137039' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/5868806081982137039'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/5868806081982137039'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/05/osmanli-gravrleri.html' title='OSMANLI GRAVÜRLERİ'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SB6cvfRfGPI/AAAAAAAAAUU/RABx7wl-kkY/s72-c/image001.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-8758022952916543459</id><published>2008-04-30T08:25:00.003+03:00</published><updated>2008-04-30T08:37:02.287+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ŞİİRLER'/><title type='text'>NİNA</title><content type='html'>Etine dolgun, kırmızı topuklu bir esmerdi Nina.&lt;br /&gt;Hiç sofrasına oturmadım.&lt;br /&gt;Derlerdi ki “insanın içini ısıtır”,&lt;br /&gt;“Ondaki gülüş, ondaki cilve kimsede yoktur”.&lt;br /&gt;Hiç sofrasına oturmadım, bilemem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nina, kırmızı etekli, kıvırcık saçlıydı.&lt;br /&gt;Hiç sohbet etmedim.&lt;br /&gt;Derlerdi ki “ağzından bal damlar”,&lt;br /&gt;“sabaha kadar konuşturur insanı”.&lt;br /&gt; Hiç sohbet etmedim, bilemem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski bir çeşmenin önünden her sabah&lt;br /&gt;Siyah bir arabaya binip giderdi Nina.&lt;br /&gt;Ben,&lt;br /&gt;Gözden kayboluncaya kadar arabayı izleyen&lt;br /&gt;Yeni yetmelerden biriydim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllar sonra aynı çeşmenin önünde gördüm onu,&lt;br /&gt;Beyaz, ışıklı bir araba gelip aldı bu sefer.&lt;br /&gt;Ben yine arabayı izleyen kalabalığa katıldım.&lt;br /&gt;Ayrıldım sonra kalabalıktan.&lt;br /&gt;Gittim onun gittiği yere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok kan kaybetmiş Nina.&lt;br /&gt;Buz gibi bir odada yatıyormuş,&lt;br /&gt;“Mualla” imiş asıl adı. Göremezmişim kendisini.&lt;br /&gt;Doktor anlatıyordu;&lt;br /&gt;“vermemiş mi ne yapmış manyağın birine”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi herkesin dilinde Nina.&lt;br /&gt;“Az mı iftira attılar kadına” diyor dün yüzüne bakmayanlar.&lt;br /&gt; “Kocası satmaya mı kalkmış ne”&lt;br /&gt; buralara ondan kaçmış işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etine dolgun, bahtına zayıftı Nina.&lt;br /&gt;Öldüğü gün dost oldu komşularıyla.&lt;br /&gt;Ne siyah arabayı,&lt;br /&gt;ne malum eğlenceleri aldılar ağızlarına bir daha.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi Nina Meryem oldu.&lt;br /&gt;Nina, etten kemikten,&lt;br /&gt;Senin benim gibi biriydi aslında.&lt;br /&gt;Sadece yalnızdı.&lt;br /&gt;Ama yalnızlık ne ayıptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14-08-2007&lt;br /&gt;Kaan TEMİZEL&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-8758022952916543459?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/8758022952916543459/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=8758022952916543459' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/8758022952916543459'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/8758022952916543459'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/04/nina.html' title='NİNA'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-8225032873867049845</id><published>2008-04-28T20:43:00.000+03:00</published><updated>2008-04-28T20:44:12.236+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ŞİİRLER'/><title type='text'>TEKNE</title><content type='html'>Kasım’ın ortası!&lt;br /&gt;Martılar halen tepemde.&lt;br /&gt;Ağları yırtık, balıkçıları bitkin,&lt;br /&gt;Livarı boş bir tekneyim ben.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yağmur yağıyor bu limana.&lt;br /&gt;Demirleyip gittiler beni bir kuytu köşeye.&lt;br /&gt;Altı midye tutmuş, çapası paslı,&lt;br /&gt;Boyası dökük bir tekneyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine de tepemde martılar var.&lt;br /&gt;Balık bulmaya dair hep bir umut içlerinde.&lt;br /&gt;Rüzgar soğuk esiyor.&lt;br /&gt;Balıkçılarsa bezgin, terkettiler beni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kız oturuyor kayalıklarda.&lt;br /&gt;Başı önde, biraz üşüyor.&lt;br /&gt;Belli ki yalnız.&lt;br /&gt;Ya balıkçılarına kızıyor,&lt;br /&gt;Ya da martıları istemiyor.&lt;br /&gt;Bilinmez…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaan TEMİZEL               &lt;br /&gt;28-08-2007&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-8225032873867049845?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/8225032873867049845/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=8225032873867049845' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/8225032873867049845'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/8225032873867049845'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/04/tekne.html' title='TEKNE'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-8259809761072713592</id><published>2008-04-28T20:33:00.000+03:00</published><updated>2008-04-28T20:34:04.529+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ŞİİRLER'/><title type='text'>ÜÇ KERE VUR</title><content type='html'>Bu pencereden denize bakmayalı çok olmuş.&lt;br /&gt;Mevsim kış, etraf güneş,&lt;br /&gt;Havada limon kokulu bir bahar var.&lt;br /&gt;Tam da senin gelme vaktin,&lt;br /&gt;Bir kere de vursan duyarım ama&lt;br /&gt;Üç kere vur kapıyı.&lt;br /&gt;Ama korkuyorum.&lt;br /&gt;Bir düşünürsem seni,&lt;br /&gt;Deniz çekilip çiçekler solacak.&lt;br /&gt;“Kış da bahar oluyor da,&lt;br /&gt;Sılada vuslat niye olmaz” diye&lt;br /&gt;Düşünmekten korkuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaan TEMİZEL&lt;br /&gt;26/03/2007&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-8259809761072713592?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/8259809761072713592/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=8259809761072713592' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/8259809761072713592'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/8259809761072713592'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/04/kere-vur.html' title='ÜÇ KERE VUR'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-1463181524765071925</id><published>2008-04-28T03:46:00.001+03:00</published><updated>2008-04-28T03:48:26.787+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='OLMAYA DEVLET CİHANDA BİR NEFES SIHHAT GİBİ'/><title type='text'>OLMAYA DEVLET CİHANDA BİR NEFES SIHHAT GİBİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SBUe0fRfGOI/AAAAAAAAAUM/KrzzMHFW4Dc/s1600-h/kssuleyman2704h.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5194091632338606306" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SBUe0fRfGOI/AAAAAAAAAUM/KrzzMHFW4Dc/s400/kssuleyman2704h.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;“Off!...Offf durasın biraz...” diye ayağını geri çekti. Canı çok yanmıştı. Masaj yapan kadınlar korkuyla geri gittiler. Yaşının neredeyse yetmiş olması, yürümekte zorlanması, uzun zamandır istediği hiçbirşeyi yiyip içememesi iyice asabi biri yapmıştı artık onu. Şahin bakışları ise yerli yerindeydi. Ondan korkmak doğaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acıdan kıstığı gözleriyle sıvanmış bacaklarına baktı. Acaba neler oluyordu o uzvun içinde? Sanki iğrenç bir yaratık ayak parmaklarından başlıyor, topukları ve ardından diz kapaklarına kadar kemiriyordu bacaklarını. Sızı yine dayanılmaz dereceye ulaşmıştı. Sesini çıkarmadan eliyle etraftaki herkesi dışarı yolladı. Uzaklaştıklarından emin olunca çığlık çığlığa bağırmaya başladı. Dayanamıyordu artık. Zaten iki gündür yataktan kalkamamıştı, bu feci ağrılarsa saat başı yokluyordu onu. Daha ne kadar sürecekti “nikris” denen bu illet? Hekimler “ömür boyu” sürer, hafifler ama tam tedavisi olmaz diyorlardı. İnanmak istemiyordu bunlara. Hayat boyu çekilecek eziyet değildi. Uyumaya çalıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğleden sonra Sinan’ı yanına çağırttı. Mimar, önünde el pençe divan dururken onu durdurdu. Rahat olmasını istiyordu. Bunca yıllık ilişkinin ardından dostu gibi görüyordu onu. Yanına çağırıp karşısına oturttu. Elindeki mendili sıkarak; “Bilirsin Nahçıvan’dan tahtırevan ile döndüm. Cihan imparatoru artık seferlere at üstünde değil tahtırevan üstünde gidip geliyor. Et yiyemem, şarap içemem, *cima bile eylemem yasaktır artık” dedi ve durdu. Boğazında düğümlenme hissediyordu. İçini çekerek; “Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi” dedi. Sessizlik sürdü. Sinan susuyor, sadece meraklı bakışlarla sözlerin nereye varacağını bekliyordu. Devam etti sultan; “Kabrimi yapasın!”. Mimar itiraz edecek olduysa da konuşturmadı onu; “Yapasın”. “Ol zeman nereye istersenüz devletlüm” diye karşılık verdi Sinan. Yeni vefat eden karısını kastederek “Onun yanına değil. Aynı camiye, ama onunla yanyana değil”. Başını önüne eğdi mimar. Sultanın eteğini öpmek istese de yine başarılı olamadı. Ayrıldılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz uyudu. Uyandığında entarisi tonlarca ağırlık uyguluyordu sanki sırtına. Yatağa yığıldı. Yine kahrolası nöbet gelmişti. “Ooofff!”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nazırlar; “Ekabir soylu hastalığı imiş ismi bu illetin. Eti çok yemekten, yağlıyı tuzluyu sevmekten, şarap içmekten, çok cima eylemekten olurmuş” diye konuşuyorlardı kapı ardında. Duyuyordu hepsini, zaten uzun zamandır biliyordu kendisi de bunları. Ama yenilmek yoktu benliğinde. Ağrıları iyice azmıştı. Bağırmalarının arasına “Zigetvar” kelimesini de sıkıştırıp duruyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine dediğini yaptı. Hekimlerin tüm uyarılarına rağmen katıldı Zigetvar seferine. Artık atların üstüne yapılan kabinin içindeki bu tahtırevan da rahat ettirmiyordu onu. Yol boyunca büyük eziyet çekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nihayet varmışlardı. Görebilmişti Zigetvar’ı işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama gece yine lanet olası nöbet yakaladı. Tüm eklemleri güçlü bir köpek tarafından kemiriliyordu sanki. Çıldırtacak bir acıydı bu artık. Vücudu şişmeye başladı. Aniden bir ağrı geldi ki bağırmaya bile mecal bulamadı. Nefesi kesilerek olduğu yere yığıldı. Kırk altı yıllık saltanat son buluyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölümden ilk haberi olan Sokullu Mehmet Paşa oldu. Padişahın dönüş süresince öldüğünü yeniçeriler anlamamalıydı. Padişah, olduğu yerde dik durmalı ve bu görünümü yeniçeriler görmeliydi. Yoksa karışıklık yaşanabilirdi. Gece yarısı Sokullu’nun emriyle padişahın tüm iç organları boşaltılıp çeşitli örtü ve toprakla tekrar dolduruldu. Cansız gövde yeniden tahtırevana oturtuldu. Dönene kadar yeniçeriler sultanı orada oturur vaziyette gördüler. Öldüğünü bilmediler. Ölümün saklanması kırk altı gün sürdü. Kanuni Sultan Süleyman’ın dirisi kırk altı yıl, ölüsü ise kırk altı gün saltanat sürmüş oluyordu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cima: Cinsel ilişki&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kaan TEMİZEL&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;06.10.2007 - Cumartesi&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-1463181524765071925?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/1463181524765071925/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=1463181524765071925' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/1463181524765071925'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/1463181524765071925'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/04/olmaya-devlet-cihanda-bir-nefes-sihhat.html' title='OLMAYA DEVLET CİHANDA BİR NEFES SIHHAT GİBİ'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SBUe0fRfGOI/AAAAAAAAAUM/KrzzMHFW4Dc/s72-c/kssuleyman2704h.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-436088516715814137</id><published>2008-04-26T00:03:00.003+03:00</published><updated>2008-04-26T00:09:16.613+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='DÜNYA MUTFAĞI'/><title type='text'>RHEINISHER - ACILI KAVURMA (ALMANYA)</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SBJIMPRfGNI/AAAAAAAAAUE/52y5vHTqGYQ/s1600-h/alm1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5193292695407106258" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 225px; CURSOR: hand; HEIGHT: 191px" height="234" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SBJIMPRfGNI/AAAAAAAAAUE/52y5vHTqGYQ/s400/alm1.jpg" width="275" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler&lt;br /&gt;Biftek 800 gr.&lt;br /&gt;Yağ 2 çorba kaşığı&lt;br /&gt;Havuç 2 adet&lt;br /&gt;Kırmızı şarap 1/4 lt.&lt;br /&gt;Kereviz 100 gr.&lt;br /&gt;Çavdar kıtırı 100 gr.&lt;br /&gt;Maydanoz 1 demet&lt;br /&gt;Kuru üzüm 50 gr.&lt;br /&gt;Soğan 2 adet&lt;br /&gt;Tuz Karabiber&lt;br /&gt;Kırmızı şarap sirkesi 1/4 lt.&lt;br /&gt;Şeker pekmezi 1 çay kaşığı&lt;br /&gt;Defne yaprağı 2 adet&lt;br /&gt;Ardıç tanesi 2 adet&lt;br /&gt;Yeni bahar tanesi 2 adet&lt;br /&gt;Tarif Bilgileri&lt;br /&gt;Kategori: Alman Mutfağı Puanı: 4&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Yapılışı&lt;br /&gt;Havuç, kereviz ve maydanozu küçük parçalar halinde doğrayın. Soğanı soyun ve halka halka doğrayın. Bir kapta sirke ve 1/2 lt. Suyu kaynatın. Bunun içine sebzeleri, defne yaprağını, ardıç tanelerini ve yeni bahar tanelerini atarak 5 dakika haşlayın. Bir tarafta soğumaya bırakın. Bifteği bir kaba koyun, soğuk sosu üzerine dökün ve üç gün buzdolabında bekletin. Kalan havucu ve soğanı soyun ve ince ince doğrayın. Bifteği süzgeçten geçirerek kurumasını bekleyin. Bifteği içinde beklettiğiniz sosu daha sonra kullanılmak üzere bir tarafta saklayın. Düdüklü tencerede yağı kızdırarak içinde havucu ve soğanı 2 dakika kavurun. 1/4 lt. Sos ve kırmızı şarabı bunun üzerine dökün ve çavdar kıtırını kırarak ekleyin. Düdüklü tencereyi kapatın ve pişirme gösterge çubuğu II. Konuma gelene dek ısıtın. Daha sonra ateşin altını kısarak 35-40 dakika pişirin. Tencerenin kendi kendine soğumasını bekleyin, eti çıkarın ve sıcak tutun. Sosu süzgeçten geçirerek dökün, kuru üzümleri ekleyin ve kremamsı bir hal alana kadar pişirin. Daha sonra ete tuz, karabiber ve şeker pekmezi ekleyin. Sicak olarak servis yapin.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-436088516715814137?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/436088516715814137/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=436088516715814137' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/436088516715814137'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/436088516715814137'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/04/rheinisher-acili-kavurma-almanya.html' title='RHEINISHER - ACILI KAVURMA (ALMANYA)'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SBJIMPRfGNI/AAAAAAAAAUE/52y5vHTqGYQ/s72-c/alm1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-6098854911474255952</id><published>2008-04-25T23:28:00.005+03:00</published><updated>2008-04-25T23:54:15.570+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SELANİK (YUNANİSTAN)'/><title type='text'>SELANİK (YUNANİSTAN)</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SBJBxPRfGKI/AAAAAAAAATo/rTQY4gevAHM/s1600-h/selanik1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5193285634480871586" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 222px; CURSOR: hand; HEIGHT: 317px" height="342" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SBJBxPRfGKI/AAAAAAAAATo/rTQY4gevAHM/s400/selanik1.jpg" width="254" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;span style="color:#000000;"&gt;Kent &lt;/span&gt;&lt;a class="new" title="M.Ö. 315 (henüz yazılmamış)" href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=M.%C3%96._315&amp;amp;action=edit&amp;amp;redlink=1"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;M.Ö. 315&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; yılında Makedonya kralı &lt;/span&gt;&lt;a class="new" title="Cassander (henüz yazılmamış)" href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Cassander&amp;amp;action=edit&amp;amp;redlink=1"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Cassander&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; tarafından bugünkü &lt;/span&gt;&lt;a class="new" title="Thermi (henüz yazılmamış)" href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Thermi&amp;amp;action=edit&amp;amp;redlink=1"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Thermi&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;'de kurulmuştur.&lt;br /&gt;Selanik &lt;/span&gt;&lt;a title="1430" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/1430"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;1430&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; tarihinde padişah &lt;/span&gt;&lt;a title="II. Murat" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/II._Murat"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;II. Murat&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;'ın yönettiği bir &lt;/span&gt;&lt;a class="mw-redirect" title="Osmanlı" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/OsmanlÄ±"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Osmanlı&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; ordusu tarafından fethedildi. &lt;/span&gt;&lt;a title="15. yüzyıl" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/15._yÃ¼zyÄ±l"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;15. yüzyıl&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; boyunca kente &lt;/span&gt;&lt;a title="Anadolu" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Anadolu"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Anadolu&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;'dan getirilen çok sayıda Türk yerleşti. &lt;/span&gt;&lt;a title="1492" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/1492"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;1492&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; yılında &lt;/span&gt;&lt;a class="mw-redirect" title="Osmanlı" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/OsmanlÄ±"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Osmanlılar&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;a title="İspanya" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Ä°spanya"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;İspanya&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;'dan kovulan Sefardi &lt;/span&gt;&lt;a title="Yahudi" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Yahudi"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Yahudilere&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; kapılarını açtıklarında Selanik &lt;/span&gt;&lt;a title="Yahudi" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Yahudi"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Yahudilerin&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; yerleşmek için en fazla tercih ettikleri şehir oldu. Selanik 500 yıla yakın bir süre boyunca bir &lt;/span&gt;&lt;a class="mw-redirect" title="Osmanlı" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/OsmanlÄ±"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Osmanlı&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; şehri olarak kaldı. Çeşit çeşit &lt;/span&gt;&lt;a class="mw-redirect" title="Hristiyan" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Hristiyan"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Hristiyan&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;, &lt;/span&gt;&lt;a title="Yahudi" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Yahudi"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Yahudi&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; ve &lt;/span&gt;&lt;a title="Müslüman" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/MÃ¼slÃ¼man"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Müslüman&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; toplumların hep birlikte uyum içinde yaşadığı önemli bir kültür ve ekonomi merkezi haline geldi.&lt;/span&gt;&lt;a title="1800" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/1800"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;1800&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;'lü yılların sonlarına doğru Selanik'te 90.000 Yahudi, 30.000 Rum ve 10.000 Türk yaşamaktaydı.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a title="17. yüzyıl" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/17._yÃ¼zyÄ±l"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;17. yüzyılda&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;a title="Sabetay Sevi" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Sabetay_Sevi"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Sabetay Sevi&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; tarafında başlatılan &lt;/span&gt;&lt;a class="mw-redirect" title="Sabetayizm" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Sabetayizm"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Sabetayizm&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; hareketi Selânik'teki &lt;/span&gt;&lt;a title="Yahudi" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Yahudi"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Yahudiler&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; arasında çok rağbet buldu. &lt;/span&gt;&lt;a title="Sabetay Sevi" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Sabetay_Sevi"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Sabetay Sevi&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;'yi izleyerek &lt;/span&gt;&lt;a title="Müslüman" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/MÃ¼slÃ¼man"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Müslüman&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; olan Yahudiler Selânik'te &lt;/span&gt;&lt;a title="Osmanlı Devleti" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/OsmanlÄ±_Devleti"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Osmanlı Devleti&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;'nin yenileşme çabalarına büyük katkılarda bulundular. &lt;/span&gt;&lt;a class="mw-redirect" title="Jöntürk" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/JÃ¶ntÃ¼rk"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Jöntürk&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; hareketi büyük ölçüde Selanik'te gelişti. &lt;/span&gt;&lt;a class="mw-redirect" title="Osmanlı" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/OsmanlÄ±"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Osmanlı&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; padişahı &lt;/span&gt;&lt;a title="II. Abdülhamit" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/II._AbdÃ¼lhamit"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;II. Abdülhamit&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; tahttan indirildikten sonra &lt;/span&gt;&lt;a title="1909" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/1909"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;1909&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; yılında Selanik'e sürgüne gönderildi. Fakat 3 yıl sonra Selanik Yunanlıların eline geçince &lt;/span&gt;&lt;a title="İstanbul" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Ä°stanbul"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;İstanbul&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;'a geri gönderilmek zorunda kaldı. &lt;a href="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SBJB-fRfGLI/AAAAAAAAATw/_tO0YnKvCgw/s1600-h/thessaloniki_Lefkos-Pyrgos_sea.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5193285862114138290" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" height="205" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SBJB-fRfGLI/AAAAAAAAATw/_tO0YnKvCgw/s400/thessaloniki_Lefkos-Pyrgos_sea.jpg" width="321" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a id="Yunanistan_d.C3.B6nemi" name="Yunanistan_d.C3.B6nemi"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Yunanistan dönemi [&lt;/span&gt;&lt;a title="Değiştirilen bölüm: Yunanistan dönemi" href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Selanik&amp;amp;action=edit&amp;amp;section=3"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;değiştir&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;]&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a title="1912" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/1912"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;1912&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;'de &lt;/span&gt;&lt;a title="Balkan Savaşları" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Balkan_SavaÅlarÄ±"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Balkan Savaşları&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; sonunda şehir Yunanistan yönetimine geçti. &lt;/span&gt;&lt;a class="mw-redirect" title="Osmanlı" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/OsmanlÄ±"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Osmanlı&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; orduları, şehri Yunan çetelerine savaşmadan, ancak şehirdeki Türklerin can güvenliğinin sağlanması koşuluyla bıraktılar. &lt;/span&gt;&lt;a class="mw-redirect" title="Osmanlı" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/OsmanlÄ±"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Osmanlı&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; Ordusu'nun Selanik'te bulunan kuvvetleri de silahlarını Yunan çetelerine teslim ettiler. Ancak Yunan çeteleri şehri teslim aldıkları günün gecesi kentte yaşayan pekçok Türkü, aralarında Osmanlı askerleri de bulunmak üzere katletmişlerdir. Şehrin simgesi olan Osmanlıların inşa ettiği Beyaz Kule sembolik bir vaftiz işleminden geçerek beyaza boyandı. O günden beri Beyaz Kule adıyla anılan bu yapının beyaz boyaları zamanla aşınıma uğradı ve eski rengini tekrar kazandı.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a title="1917" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/1917"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;1917&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; yılında çıkan büyük bir yangın şehrin Türk bölgesini neredeyse tamamen yok etti. &lt;/span&gt;&lt;a title="1924" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/1924"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;1924&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;a title="Mübadele" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/MÃ¼badele"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;nüfus mübadelesi&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; sonunda şehirde geride kalan bütün &lt;/span&gt;&lt;a class="mw-redirect" title="Türk" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/TÃ¼rk"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Türkler&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;a title="Türkiye" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/TÃ¼rkiye"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Türkiye&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;'ye göç etmek zorunda bırakıldı ve &lt;/span&gt;&lt;a title="Anadolu" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Anadolu"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Anadolu&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;'dan gelen &lt;/span&gt;&lt;a title="Rum" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Rum"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Rum&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; göçmenler giden Türklerin yerini aldı. Kısa bir süre içinde şehrin nüfus yapısı tamamen değişti. Yunanlılar Selanik'te azınlıktayken kısa bir süre içinde ezici bir çoğunluk haline geldiler. Böylece Selânik'in &lt;/span&gt;&lt;a class="mw-redirect" title="Osmanlı" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/OsmanlÄ±"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Osmanlı&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;-&lt;/span&gt;&lt;a class="mw-redirect" title="Türk" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/TÃ¼rk"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Türk&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; kültüründe oynadığı rol son bulmuş oldu. &lt;/span&gt;&lt;a class="mw-redirect" title="Atatürk" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/AtatÃ¼rk"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Atatürk&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;a class="mw-redirect" title="10. Yıl Nutku" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/10._YÄ±l_Nutku"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;10. Yıl Nutku&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;'nda "Keşke Selanik'i de &lt;/span&gt;&lt;a class="mw-redirect" title="Misak-ı milli" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Misak-Ä±_milli"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;misak-ı milli&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; sınırları içerisine alabilseydik" diyerek kentin Türkler için önemini vurgulamıştır.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a class="image" title="Thermaic - Selanik" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Resim:Thessaloniki_View.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SBJC-fRfGMI/AAAAAAAAAT4/8z_sXC1lQps/s1600-h/thessaloniki-tower-moon.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5193286961625766082" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" height="207" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SBJC-fRfGMI/AAAAAAAAAT4/8z_sXC1lQps/s400/thessaloniki-tower-moon.jpg" width="289" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a class="internal" title="Büyüt" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Resim:Thessaloniki_View.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Thermaic - Selanik&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a class="image" title="Selanik'te Osmanlı döneminden kalma bir sokak" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Resim:Street_in_Thessaloniki"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a class="internal" title="Büyüt" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Resim:Street_in_Thessaloniki"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Selanik'te Osmanlı döneminden kalma bir sokak&lt;br /&gt;Kısa bir süre içinde camilerin minareleri yıkıldı. Bazı cami ve sinagoglar kiliseye çevrildi. Eski &lt;/span&gt;&lt;a class="mw-redirect" title="Osmanlı" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/OsmanlÄ±"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Osmanlı&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; evleri bakımsızlıktan yok oldu. Kentin geçmişiyle bağlantısı kesilerek modern bir &lt;/span&gt;&lt;a title="Avrupa" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Avrupa"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Avrupa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; şehri haline getirildi.&lt;br /&gt;Selânik, &lt;/span&gt;&lt;a title="1997" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/1997"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;1997&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;'de &lt;/span&gt;&lt;a title="Avrupa" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Avrupa"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Avrupa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; kültür başkenti seçildi. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-6098854911474255952?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/6098854911474255952/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=6098854911474255952' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/6098854911474255952'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/6098854911474255952'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/04/selanik-yunanistan.html' title='SELANİK (YUNANİSTAN)'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SBJBxPRfGKI/AAAAAAAAATo/rTQY4gevAHM/s72-c/selanik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-5359719000620927333</id><published>2008-04-24T20:35:00.002+03:00</published><updated>2008-04-24T20:38:48.750+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='TÜRK BAYRAĞI'/><title type='text'>YAY-YILDIZ</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SBDFZ_RfGII/AAAAAAAAATY/Zo2MNNO9Wdo/s1600-h/image003.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5192867420630358146" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" height="209" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SBDFZ_RfGII/AAAAAAAAATY/Zo2MNNO9Wdo/s400/image003.gif" width="312" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Türkiye Cumhuriyeti Bayrağı’nın nasıl şekillendirildiğini pek çok farklı kişiden pek çok farklı rivayetle dinlemişizdir. Ben bugün önceden duymuş olduğunuz veya olmadığınız farklı bir yaklaşımı irdeleyeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Roma İmparotorluğu zamanında İstanbul nüfusunun Grek kesimi için mitolojik tanrılar büyük önem taşımaktadır. Av tanrıçası Artemis bunlardan biridir. Halk için Artemis’in ayrı bir önemi daha vardır. Çünkü bu tanrıçanın İstanbul’u koruduğuna inanırlar. Bilenler bilir, av tanrıçası Artemis’in bu özelliğini simgeleyen bir yayı bulunur. Tüm Artemis ikonalarında tanrıça elinde bu yayı tutar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul sakinleri de bu dönemde evlerinin en tepesine Artemis’i simgelemesi için bir yay koyarlar. Neredeyse İstanbul’un tüm evlerinin tepesinde Artemis’in yayı bulunmaktadır. Bu adet senelerce devam eder. Yaysız ev yok gibidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak bir gün işler tersine döner. Roma İmparatorluğu bölünür. İstanbul ise Doğu Roma İmparatorluğu (Bizans İmparatorluğu) içinde yer alır. Devletin ilk imparatoru Kostantin kendisinin de yeni kabul ettiği hristiyanlığı mitolojinin çok çok üstünde tutmaktadır. Bu yüzden şehrin mitolojik bir öğe olan Artemis yayı yerine dini bir sembolle simgelenmesini ister. Bunun için en ideal seçim Hazreti Meryem’in simgesi olan beş köşeli yıldızdır. Kostantin’in bu isteğine ciddi bir kesim itibar gösterir. Pek çok evin tepesine yıldız sembolü koyulmaya başlanır. Ancak bir o kadar hane de yay kullanmaya devam eder. İlerleyen zamanlarda İstanbul sakinleri hem yıldız hem de yayı beraber kullanmaya başlarlar. Ta ki İstanbul’un fethinin gerçekleştiği 1453 yılına gelindiğinde şehrin çatılarının neredeyse tümünde yay ve yıldız birlikte bulunur. Bugün bile İstanbul’da pek çok eski yapının üstünde sadece yay veya yay ve yıldız beraber görülebilmektedir. Diğer şehirlerin yapılarında bu sembolleri göremeyiz. Fethin sonrasında bu görünüm Sultan Mehmet’in de ilgisini çeker. Osmanlı Bayrağı’na bu görünüm işlenir. Bu bağlamda belki de Ay-Yıldız değil Yay-Yıldız demek daha doğrudur bu ambleme.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki ya bayrağımızın kırmızı rengi nasıl belirlenmiştir? Bu renk için yazacağım yaklaşım da şu; Aslında bayrağımızın rengi kırmızı değil kızıldır. “Kızıl” kelimesi bir topluluğu oluşturan tüm yaş, cinsiyet ve etnik grupları temsil eder. “Kızılca kıyamet” kelimelerinin sakladığı anlam da “çeşitli yaş, cinsiyet ve milletten oluşmuş insan kalabalığı” demektir. Yani bu kızıl rengin bayrağımızda bulunma amacı da budur; tüm etnik kökenlerden bu topraklarda yaşayan, dil ve tarih birliğimiz olan insanlar... Kızıl kelimesini Rusya’daki sosyalist devrimin ardından millet olarak kullanmaz olduk. Al bayrak demeye başladık bayrağımıza. Ama o zamana kadar bu bayrağın rengi kızıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahsini ettiğim iki yaklaşımı birbirine yapıştırınca çok da anlamsız bir tablo ortaya çıkmıyor gibi. Ama yine de bu yazdıklarım doğrudur diye bir iddiam yok. Verdiğim bilgilerin içinde de eksikler olabilir. Ama merak edenler için, araştırmak isteyenler için belki yeni bir ışık olur diye yazdım bunları. Yada bunlar zaten pek çok kişinin bilgisi dahilindeydi de benim haberim yoktu. O da olabilir. Eğer öyleyse cehaletim affola...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaan TEMİZEL&lt;br /&gt;01.10.2007 - Pazartesi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-5359719000620927333?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/5359719000620927333/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=5359719000620927333' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/5359719000620927333'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/5359719000620927333'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/04/yay-yildiz.html' title='YAY-YILDIZ'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SBDFZ_RfGII/AAAAAAAAATY/Zo2MNNO9Wdo/s72-c/image003.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-7865441504271668610</id><published>2008-04-23T20:24:00.001+03:00</published><updated>2008-04-23T20:27:27.654+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='DAVİD VE SAMUEL NAHMİAS KARDEŞLER'/><title type='text'>DAVİD VE SAMUEL NAHMİAS KARDEŞLER</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SA9xdvRfGHI/AAAAAAAAATQ/nmRwCoe0PZ0/s1600-h/tarih_foto.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5192493651101423730" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SA9xdvRfGHI/AAAAAAAAATQ/nmRwCoe0PZ0/s400/tarih_foto.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Milattan 200 yıl önce Çinliler kağıdı buldu. Kendi kültürlerine ait pek çok metnin geniş yüzeylere yazılması mümkün hale geldi. Yedinci yüzyılda hurufatların tek tek tahta bloklar halinde yontulup kullanılmasıyla sayısız kitap ve ansiklopediyi çoğalttılar. Dinlerine çok düşkünlerdi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;On beşinci yüzyıl başlarında Hollanda’nın Haarlem kentinin büyük kilisesinde ayin eşyası muhafızı Laurens Janszoon Koster torununu eğlendirmek maksadıyla ağaç dallarından yonttuğu harflerin yerdeki kuma düşüp de bıraktığı izlerden çok etkilendi. Konunun üzerine gitti ve 1430’da bir matbaa yapıp kilise için dini el kitabı olarak tanımlanabilecek 8 sayfalık bir dökümanı bastı. Elbette dinine çok düşkündü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vee Johann Gensfleich Gutenberg... İşte bu Gutenberg o kilise muhafızının matbaasındaki bir çıraktan basımcılığı öğrendi. Almanya’nın Mainz şehrinde dökümcülük ve altın işçiliği yapıyordu o yıllarda. Kurşundan dökülmüş tek tek harfleri bir araya getirip presle basarak hareketli hurufat sistemini geliştirdi. Ve işte bu buluşla o zamana kadar sadece elle yazılmış eserlerin hızla çoğaltılabilmesi sağlanmış oldu. İlk kitabını 1456’da bastı, ismi “Speculum Humanae Salvationis” idi. Dinine düşkündü...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yahudiler de İspanya’da yakın yıllarda matbaalar kurmuş ve pek çok kitap basmışlardı. İspanya’da Kral Ferdinand ve Kraliçe Isabela’nın 1492’de tüm Yahudilere “Ya Katolik Hristiyanlık ya da terk” koşulunu getirmesinin ardından ülkede İbranice yazmalar ve kitaplar yakıldı, yok edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yahudiler gittikleri yerlere de matbaayı götüreceklerdi. Aslında Musevi toplumlarda baskı tekniği hiçbirzaman el yazmasının yerini tutmadı. Mesela Musevi dini gereği Tevrat (Tora) ve Ester’in Öyküsü (Megilla Ester) dini açıdan yenebilir bir hayvanın derisinden hazırlanmış parşömen üzerine “sofer” adı verilen ve özel eğitilmiş kişiler tarafından yazılır. Buna rağmen bu toplumda matbaacılık önem ve yaygınlığını yitirmedi. Gittikleri memleketlerde de hemen matbaalarını kurdular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osmanlı İmparatorluğu’na da ilk matbaayı yine İspanya’dan kaçıp sığınan Yahudiler getirdi. 1493 yılında David ve Samuel ibn Nahmias kardeşler İstanbul’da ilk matbaayı kurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak Yavuz Sultan Selim döneminde yayınlanan bir fermanla basımcılıkla uğraşmak yasaklandı. Uğraşanlar idam cezasına çarptırılacaktı. Ancak yasağın uygulanışı çok uzun sürmemiş görünmekte. Çünkü 500. Yıl Vakfı Türk Musevileri Müzesi’nde David Nahmias basımevinde 1512 de yayınlandığı okunan önemli bir kitap bulunuyor; (- Kitabın adı: Teilim’in Yorumu: İyi Sabahlar; İncilerden de değerli). Kitabın ibaresinde “Efendimiz Kral Sultan Bayezid hükümranlığı altında basılmıştır. Tanrı krallığını ve kendisini yüceltsin” yazar. Yahudiler de dinlerine çok düşkündü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun süre Osmanlı’da matbaacılık Yahudilerin işiydi. Diğer etnik ve dini grupların o yıllarda matbaası yoktu. Müslümanlar için zaten yasaktı. Musevilerden sonra ilk olarak 1567’de Ermeni, 1627’de de Rum matbaaları kuruldu. Onlar da dinlerine düşkündü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;III. Ahmed döneminde 16 Aralık 1727 yılında ilk Türk matbaası kuruldu. Aslında Temmuz’da herşey hazırdı ama Şeyhülislam fetvası beklendi. Şeyhülislam hem bu yeniliğin uygulanmasını hem de matbaaya karşı çıkan ulemanın ikna olmasını istiyordu. “Tefsir, hadis, fıkıh ve kelam kitapları basılmaması koşuluyla” fetva verdi. Kurucuları 1692 Viyana kuşatmasında esir düşerek Müslüman olan Macar asıllı İbrahim Müteferrika ve Fransa Büyükelçisi Yirmisekiz Çelebi Mehmet Efendi’nin oğlu ve kethüdası Sait Efendi’ydi. Türkler de oldukça düşkündü dinine...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Matbaanın Türk toplumuna gelişinin geç olmasının nedenini dine bağlayanlar var. Yorum sizin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21.11.2007 - Çarşamba&lt;br /&gt;Kaan TEMİZEL&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-7865441504271668610?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/7865441504271668610/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=7865441504271668610' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/7865441504271668610'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/7865441504271668610'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/04/david-ve-samuel-nahmias-kardeler.html' title='DAVİD VE SAMUEL NAHMİAS KARDEŞLER'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SA9xdvRfGHI/AAAAAAAAATQ/nmRwCoe0PZ0/s72-c/tarih_foto.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-7449650344350588554</id><published>2008-04-23T20:16:00.003+03:00</published><updated>2008-04-23T20:20:38.086+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='23 NİSAN'/><title type='text'>23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SA9vtPRfGFI/AAAAAAAAATA/HomdNj21-6g/s1600-h/circle-children.gif"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SA9vg_RfGEI/AAAAAAAAAS4/YcBjxruIkvQ/s1600-h/circle-children.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5192491507912742978" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" height="331" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SA9vg_RfGEI/AAAAAAAAAS4/YcBjxruIkvQ/s400/circle-children.gif" width="224" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramı, tüm dünya çocuklarına kutlu olsun.Bu bayram, dünyada hiçbir ülkede bulunmayan iki farklı unsuru bir araya getiren milli bir bayram. Bu bayram bir taraftan Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerinin atıldığı, egemenliğin ilan edildiği anlamlı gün diğer taraftan 'yarının büyükleri, geleceğin garantisi' çocuklar için bir şenlik. Atatürk'ün Türk çocuklarına armağan ettiği bayram dünya çocukları arasında sevgi ve dostluk bağlarının geliştirilmesi ve tüm insanların barış içinde yaşayacakları bir dünyanın oluşmasına katkıda bulunmak için her yıl düzenleniyor. Egemenliğin ilan edilmesinin ve ardından bu günün 'çocuk bayramı' olarak kutlanmasının tarihsel gelişimi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul'un 16 Mart 1920'de düşman askerleri tarafından işgalinden sonra Osmanlı Mebusan Meclisi'nin görevini sürdürmesine imkan kalmamıştı. İşgal güçleri arasında yer alan İngiliz askerleri meclisi basarak bazı milletvekillerini tutuklamışlardı. O sırada Ankara'da bulunan Atatürk, bu durum üzerine 19 Mart 1920 günü vilayetlere ve kolordu komutanlıklarına bildiri göndererek durumu açıkladı. Bildiride ayrıca ülkenin bağımsızlığını korumak amacıyla bir Milli Meclis'in Ankara'da toplanması için çalışılmasını istiyordu. Bu bildiri üzerine tüm illerden 232 milletvekili seçildi. İstanbul'dan gelen 92, Yunanistan ve Malta'dan gelen 14 milletvekili ile bu sayı 337'ye yükseldi. Fakat 23 Nisan 1920 günü yapılan ilk toplantıya ancak 115 milletvekili katıldı. O gün çalışmalarına başlayan milletvekilleri güç şartlar altında çalışmaya başladılar. Meclisin çalışmalarının tek amacı vardı: ‘‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.‘‘ &lt;a href="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SA9vz_RfGGI/AAAAAAAAATI/7GSkZlivcos/s1600-h/Children"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5192491834330257506" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" height="205" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SA9vz_RfGGI/AAAAAAAAATI/7GSkZlivcos/s400/Children%27s%2520Programs2.jpg" width="253" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atatürk'ün çocuk sevgisini herkes biliyor. Atatürk'ün manevi çocuklarıyla ilişkisi, o yıllarda yaşayan kişilerin anı kitaplarında yer alıyor. Bütün konuşmalarında ‘‘Bugünün küçükleri yarının büyükleri‘‘ diyerek geleceğin çocukların elinde olduğunu her fırsatta belirten Atatürk, 1924'te ilk Meclis'in açılış tarihi olan '23 Nisan' gününün bayram olarak kutlanmasına karar verdi. Bu tarihten 5 yıl sonra ise bu bayramı çocuklara armağan etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun yıllar kutlanan bayram dünyada çocukların sahip olduğu tek bayram. 1979'un, UNESCO tarafından 'çocuk yılı' ilan edilmesiyle bayram uluslararası nitelik kazandı. TRT, 1979'dan bu yana geleneksel olarak 23 Nisan Çocuk Şenliği düzenliyor. Bir hafta süren etkinliklere tüm dünya çocukları davet ediliyor. Farklı kıtalardan farklı ülkelerden gelen çocuklar gönüllü ailelerin misafirleri oluyorlar. Etkinliklere 8-12 yaş arası çocuklar katılabiliyorlar. 1979'da 6 ülkenin katılmasıyla uluslararası boyutta kutlanmaya başlanan bayrama geçen sene 44 ülke ve yaklaşık 13 bin 394 çocuk katıldı. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yalnızca barış istiyorlar&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;23 Nisan Çocuk Şenliği için geçtiğimiz yıllarda Türkiye'ye gelen çocukların yaptıkları konuşmalardan alıntılar:&lt;br /&gt;Bosna'da, Karabağ'da, Brezilya ve Somali’de başka ülkelerde çocukların öldürülmesini önleyiniz!&lt;br /&gt;Barış en çok çocukların hakkıdır!&lt;br /&gt;Değerli büyüklerimiz lütfen biz çocuklara kulak veriniz! Dünya'nın yok edilmesine engel olmak çocukların sevgi ortamında yaşamasını sağlamak sizin görevinizdir.&lt;br /&gt;Sizden armağan olarak yalnızca sevgi ve barış istiyoruz. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-7449650344350588554?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/7449650344350588554/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=7449650344350588554' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/7449650344350588554'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/7449650344350588554'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/04/23-nisan-ulusal-egemenlik-ve-ocuk.html' title='23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SA9vg_RfGEI/AAAAAAAAAS4/YcBjxruIkvQ/s72-c/circle-children.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-1321056931015630461</id><published>2008-04-23T12:16:00.002+03:00</published><updated>2008-04-23T12:22:29.749+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İŞTE İNSANIN EN BÜYÜK GİZEMİ'/><title type='text'>İŞTE İNSANIN EN BÜYÜK GİZEMİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SA7_r_RfGDI/AAAAAAAAASw/vNwgajoH40I/s1600-h/image001.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5192368551588993074" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SA7_r_RfGDI/AAAAAAAAASw/vNwgajoH40I/s400/image001.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Kulak kirinin aslında ne işe yaradığını biliyor&lt;br /&gt;musunuz? İşte iki kulağımızın arasındaki sır;&lt;br /&gt;Hiç neden ağladığımızı, kulak kirinin ne için&lt;br /&gt;olduğunu, diğer insanların "duygularını" koklayıp&lt;br /&gt;koklayamacağımızı merak ettiniz mi? İki kulağımız&lt;br /&gt;arasındaki gizemli dünyada neler olduğunu Raymon&lt;br /&gt;Tallis açıklıyor... &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;EN KOMPLEKS YAPI; KAFA&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Dünyadaki en kompleks yapılardan biri olan insan kafası, inanılmaz derecede hızlı gelişir. Sadece sekiz haftalıkken milyarlarca hücre çoktan beyin, göz, kulak, belirgin bir yüz, dil, ağız burun ve kafatasını oluşturur. Gelişimini tamamlayınca, kafatası oldukça sağlam bir yapıya dönüşür. 1997 yılında John Evans kafasının üzerinde tam 190 kilo ağırlığında 101 tane tuğla taşımayı başararak, kafatasının ne kadar sağlam olduğunu kanıtlamıştır. Ancak bu başarı sadece kafatasına ait değildir. Boyundaki kasların güçlü olması da bu işin başarılmasına yardımcı olur. Normal bir insan kafası 5 kilo civarında ağırlığa sahiptir. Yani vücut ağırlığımızın yaklaşık %8'ini oluşturur. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;EN GİZEMLİ EYLEM; GÜLMEK&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Nefes alma işinin büyük kısmı ciğerlerde gerçekleşir. Kafa sadece gerekli oksijenin vücuda girmesine yardımcı olan bir kapıdır. "Hava taşıma" işlevi gören bir yapı için fazla kompleks olan kimi eylemler de burada gerçekleştirilir. Hapşurmak ve konuşmak gibi. Bu eylemlerden en gizemlisi hiç kuşkusuz "gülmek"tir. İnsan davranışları içerisindeki en "aykırı" eylem olan gülme, kahkaha, kıkırdama, katılma gibi formlara bürünebilir. Bütün gülme çeşitleri kendi belirgin "imza"sına sahiptir. Bu "imza"lar kısa, sesli harf içeren notalardan oluşur ve saniyenin 10'da 1'inden uzun sürmez. Bu eylem, saniyenin beşte biri gibi sürelerde kendisini tekrar eder. Gülme belirli bir sesli harfle başladığında, onunla devam eder; "ha ha ha" diye gülebilirsiniz, "he he he" diye gülebilirsiniz, ama "ha he ha" diye gülemezsiniz... &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;GÜLME BULAŞICI&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Gülmenin "bulaşıcı" olduğu 1962 yılında kanıtlanmış bir gerçektir. Tanzanya'daki yatılı okulda "kıkırdamaya" başlayan üç kızın sonu gelmeyen kahkahaları saatler sürünce okuldaki diğer 159 öğrenciye de bulaşır ve sonuç inanılmazdır; 16 gün süren kahkaha krizi. 16. günde okul yönetimi büyük bir hata yaparak okulu tatil eder ve "kıkırdayan" kızları evlerine gönderir. Böylece salgının tüm kasabalara yayılmasına yardımcı olur. 2 yıl süren salgında kimse ölmez ancak günlük yaşam büyük sekteye uğrar. Normal şartlarda, insanlar yalnızken yanlarında birileri olduğu anlara kıyasla 30 kez daha sık gülerler. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;NEDEN GÜLÜYORUZ&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Peki neden gülüyoruz? Bilimadamları henüz bu soruya yanıt bulamasalar da, benzer bir konuda çözüme ulaşmış görünüyorlar: kendi kendimizi gıdıklayamamak. Kendi kendimizi gıdıklamak işe yaramıyor çünkü beyin, vücudun kendi hareketlerinden kaynaklanan hisleri bastırır, böylece kendisini gerçek işine odaklamış olur; dış dünyadan gelen beklenmedik uyaranlara karşı tetikte olmak... &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;KULAK KİRİ&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Avrupa ve Afrika kökenli insanların kulak kiri (veya salgısı) ıslak ve bal rengine yakın bir kahverengiyken, binlerce yıl önce meydana gelen genetik değişim Asyalıların, Amerikan yerlilerinin ve Eskimoların (ki kökenleri aslen Asya'ya dayanır) kulak salgıları kuru ve gridir. Bu bilgiyi kullanarak, insanların kökenini araştırmak mümkündür. Örneğin Eskimoların, Asya kökenli oldukları bilgisine bu şekilde ulaşılabilir. Rengi ne olursa olsun, bu karışımın bir çok faydası vardır. Çene hareketine bağlı olarak hareket eden kulak salgısı, kulak kanalındaki kiri ve tozu temizler. Aynı zamanda kulak kanalındaki derinin kurumasını ve kaşınmasını engeller. Bakteri ve mantarlara karşı koruma sağladığını da unutmayalım... &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;BURUN ÇOK ÖNEMLİ&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Burunlarımız, hayatımızın çok önemli bir parçasıdır. Bizim düşündüğümüzden çok daha önemli bir parça... Bilinçli olarak yapmasak da, burunlarımız sayesinde bir insanın duygularını, mesela korkuyu, memnuniyeti ve cinsellikle ilgili kimi durumlarını "koklayabiliriz". Bu konuda kadınlar erkeklere oranla daha başarılıdır. Yapılan araştırmalarda, kadınların, "mutlu" ve "üzgün" filmler izleyen insanların koltukaltlarından alınan koku örneklerini daha iyi ayırtedebildikleri ortaya çıkmıştır. "Koklayabilme" becerimizi, burun boşluğunun ardındaki posta pulu büyüklüğündeki bir membrana borçluyuz. Posta pulu büyüklüğünde olsa da, içerisinde 10 milyon "alıcı" bulundurur. Ancak köpeklerde durum biraz daha farklıdır, 1 milyar kadar... Bu membran içerisindeki 1.000 farklı alıcı hücre tipi 10.000'den fazla kokuyu ayırt edebilmemizi sağlar. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;ESNEMEK GÜLMEK KADAR BULAŞICI&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Esnemek, gülmek kadar bulaşıcıdır. Henüz doğmamış bir bebek bile, 11. haftadan itibaren anne karnında esnemeye başlar. Doğduktan sonra, son nefesimizi verene dek ortalama 250.000 kez esneriz. Bu "çene esnetme egzersizi", aslen ciğerlerimizin çalışmasını düzenleyen koruyucu bir reflekstir. Ciğerlerimizde bulunan keseciklerin (karbon dioksit-oksijen dönüşümünün yapıldığı kesecikler) çökmesini önler. Yapılan araştırmalar, esneyen birisini gören insanların %50'sinin 5 dakika içerisinde aynı hareketi yaptığını ortaya koymuştur. Bu konuda birşeyler okumak bile sizi esnetebilir. Belki de çoktan esnediniz bile... &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;KONTROL EDEMEDİĞİMİZ ÖZELLİĞİMİZ: KIZARMAK&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kesinlikle kontrol edemediğimiz bir özelliğimiz "kızarmak"tır. Peki bu kırmızılık neden sadece yüzümüzle sınırlı? Örneğin utandığımızda neden sırtımız değil de, yüzümüz kızarır? Bu sorunun cevabı yüzümüzde bulunan kan damarlarında yatıyor. Bu damarlar vücudumuzun diğer bölgelerinde bulunanlara göre daha geniş, daha yoğun ve yüzeye daha yakındır. Kimi insanların neden diğerlerine oranla daha çok kızardığı konusu ise gizliliğini korumaktadır. Zira deneysel koşullar altında insanların kızarmasını sağlamak oldukça zordur. Bu konuda yapılan bir araştırmaya genç kızlar dahil edilir. Ancak deney boyunca tek bir kızarma görülmez. Bunun üzerine yardımları için teşekkür edilip, deney sonlandırılır, kızlar "işe yaramaz" yanakları için özür dilerken bir anda kırmızıya bürünürler...&lt;br /&gt;Kızarma konusunda olası bir açıklama, "korunma" amaçlı bir hareket olabileceği. Yani, başkaları yüzümüze vurmadan, suçlu olduğumuzu kabul etme durumu. Kimi araştırmalar gerçekten de bu açıklamayı destekliyor. Hata yapan kişinin yüzü kızardıysa, insanlar ona karşı daha anlayışlı yaklaşıyor... &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;DUYGUSAL TERLEME&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Vücudumuzda koltukaltı, avuç içi ve ayak tabanı dışında "duygusal" terlemenin gerçekleştiği bir bölge daha var; alnımız.&lt;br /&gt;Sıcaklığı düzenleyen ve derinin tamamında gerçekleşen sıcaklığa bağlı terlemeden farklı olarak, "duygusal" terleme korku, kızgınlık ve stres'ten kaynaklanan bir tepki. Nasıl işlediği tam olarak bilinmese de, "soğuk terler dökmek" deyimi durumu açıklamaya uygun düşüyor. Bir teoriye göre vücudu bu şekilde "soğutmak" daha fazla enerji tüketmeye yol açıyor. Korkutucu bir durumda ihtiyacımız olabilecek bir işlev. Tabi bu şekilde bir vücut tepkisi, seçeneklerimiz dömüşmek ya da savuşmak olduğunda uygun görünüyor. Ama korku içinde olduğumuz yere sabitlenmişken "ecel terleri" dökmek, duyulan utancın artmasından fazla bir işe yaramayacaktır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;10.000 YÜZ İFADESİ OLUŞTURABİLİYIORUZ&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İnsan yüzünde bulunan 43 kas sayesinde 10.000'in üzerinde yüz ifadesi oluşturabiliyoruz. Bu ifadelerin 3.000 kadarı diğer insanlar için tanınabilir olsa da, 7 temel duygu, bütün kültürlerde yüzümüze aynı şekilde yansıyor; üzüntü, kızgınlık, şaşırmak, korku, keyif, tiksinme ve küçümseme. Bu ifadeleri öğrenmemiz gerekmiyor, doğuştan itibaren kullanabiliyoruz. Bu durum da, doğuştan kör insanların bile aynı yüz ifadelerini kullanabilmesini açıklıyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;GÖRMEK VE İŞİTMEK&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Atalarımız milyonlarca yıl önce ayaklarının üzerinde yürümeye başladıkları zaman, uzak mesafelerle ilgili iki büyük avantaja sahip oldular: görmek ve işitmek. Bu iki duyu, dokunma, tatma ve koklama duyularının ötesinde bir öneme sahip oldular, çünkü nesneleri tanımlamak için onlara yakın olmamız gerekmiyor. Bunun sonucu olarak da, günümüzde dış dünya hakkında toplayıp işlediğimiz bilgilerin %90'ını görme duyumuza borçluyuz. Böylesine önem taşıdıklarını düşününce, onların kurumasını, enfekte olmasını, çizilmesini önlemek için gözyaşlarının olması mantıklı bir çözüm. Peki ya duygusal olduğumuz anlarda, çok üzgün ya da çok mutlu olunca akan yaşlar?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;GÖZYAŞLARI İNSANIN DOĞASINDAN GELİYOR&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Bu gözyaşları insanoğlunun doğasından geliyor, ama sebep ve sonuçları ile ilgili çok az bilgiye sahibiz. Kimi araştırmacılar "duygusal" gözyaşlarının içeriğinin, normal gözyaşlarına göre daha zengin olduğunu -manganez ve protein açısından- söylüyor. Fakat bu söyleme dayalı olan iddia, yani, gözyaşları ile strese dayalı toksik maddeleri vücuttan attığımız çok inandırıcı değil. Çünkü bu konuda daha başarılı olacak böbreklere sahibiz.&lt;br /&gt;Duygusal gözyaşları daha çok ruhumuzdaki toksinleri atmamıza yarıyor gibi... Gizli faydaları ne olursa olsun, gözyaşı dökmek bir çok kültürde hoş görülen bir durum değil ne yazık ki... Örneğin Endonezya'daki Minangkabau etnik grubunda ağlamak "yasak" Tıpkı konuşmak, aya gitmek gibi bizi diğer tüm canlılardan ayıran özelliklerden biri de gözyaşlarımız. Ve onlar sayesinde boyunlarımızın üzerindeki o gizemli yapının ne kadar muhteşem olduğunu farkedebiliyoruz. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-1321056931015630461?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/1321056931015630461/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=1321056931015630461' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/1321056931015630461'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/1321056931015630461'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/04/ite-insanin-en-byk-gizemi.html' title='İŞTE İNSANIN EN BÜYÜK GİZEMİ'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SA7_r_RfGDI/AAAAAAAAASw/vNwgajoH40I/s72-c/image001.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-3433324651899267804</id><published>2008-04-23T11:56:00.007+03:00</published><updated>2009-04-26T15:43:49.952+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='KÜRESEL ISINMA (2)'/><title type='text'>KÜRESEL ISINMA (2)</title><content type='html'>&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;br /&gt;1856-2004 arası küresel ortalama yüzey sıcaklığı&lt;br /&gt;Küresel ısınma, dünya atmosferi ve okyanuslarının ortalama sıcaklıklarında belirlenen artış için kullanılan bir terimdir. Bu olay son 50 yıldır iyice saptanabilir duruma gelmiş ve önem kazanmıştır.&lt;br /&gt;Dünya'nın atmosfere yakın yüzeyinin ortalama sıcaklığı 20. yüzyılda 0.6 (± 0.2) °C artmıştır. İklim değişimi üzerindeki yaygın bilimsel görüş, "son 50 yılda sıcaklık artışının insan hayatı üzerinde fark edilebilir etkiler oluşturduğu" yönündedir.&lt;br /&gt;Küresel ısınmaya, atmosferde artan &lt;/span&gt;&lt;a title="Sera gazları" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Sera_gazlarÄ±"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;sera gazlarının&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; neden olduğu düşünülmektedir. &lt;/span&gt;&lt;a title="Karbondioksit" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Karbondioksit"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Karbondioksit&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;, &lt;/span&gt;&lt;a title="Su buharı" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Su_buharÄ±"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;su buharı&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;, &lt;/span&gt;&lt;a title="Metan" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Metan"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;metan&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; gibi bazı gazların, &lt;/span&gt;&lt;a title="Güneş" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/GÃ¼neÅ"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;güneşten&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; gelen &lt;/span&gt;&lt;a title="Radyasyon" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Radyasyon"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;radyasyonun&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; bir yandan dış uzaya yansımasını önleyerek ve diğer yandan da bu radyasyondaki ısıyı soğurarak yerkürenin fazlaca ısınmasına yol açtığı ileri sürülmektedir.&lt;br /&gt;Su buharı, diğer sera gazlarından farklı olarak güneşten gelen radyasyonun şiddetine ve &lt;/span&gt;&lt;a title="Gezegen" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Gezegen"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;gezegenin&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; ortalama ısısına göre sabit olan bağlı bir değişkendir. Dolayısıyla küresel ısınma konusunda pasif etkiye sahiptir. Ancak diğer sera gazları, yer yer bağımsız değişken olarak küresel ısınma üzerinde aktif bir etki yaratabilirler. Örneğin karbondioksit, yoğun volkanik etkinlik sonucu ya da insanlar tarafından fosil yakıtların yakılmasıyla yoğun olarak atmosfere salınabilir. Bu durum, gezegenin ortalama ısısından bağımsız olarak ortaya çıkabilen ve ortalama ısının artması sonucunu doğuran bir etken olarak işlev görür.&lt;br /&gt;Bugün için bilim çevrelerinde küresel ısınmadan başat rolün atmosferde karbondioksit oranının artmasına bağlanmaktadır. Her ne kadar atmosferdeki karbondioksit,&lt;br /&gt;yeşil bitkilerin fotosentez olayında,&lt;br /&gt;karbondioksitin litosfer yüzeyinde suda çözünmesiyle,&lt;br /&gt;atmosferden çekilmekte ise de, bu mekanizmaların kapasitesinin üzerinde karbondioksit salınımı, gezegen üzerinde sera etkisi yaratmaktadır.&lt;br /&gt;Su buharı dışındaki sera gazları dolayısıyla gezegen yüzeyindeki ortalama ısının artması, buharlaşmanın artmasına yol açacaktır. Bu ise atmosferde daha fazla su buharı, yani bulut oluşmasına yol açar. Bulutlar, güneşten gelen radyasyonun bir bölümünü dış uzaya yansıtırken bir bölümünü soğurarak ısınırlar, bir bölümünü de yeryüzüne geçirirler. Litosfer ve hidrosfere ulaşan bu radyasyonun da bir bölümü soğurularak ısınmaya yol açarken bir bölümü dış uzaya yansır. Dış uzaya yansıyan radyasyon yeniden bulut kütlesi ile karşılaştığında, aynı olaylar yaşanır, yansıtılır, soğurulur, dış uzaya kaçar.&lt;br /&gt;Bu mekanizma, su buharı dışındaki sera gazlarının atmosferde artması sonucu bulutların sera etkisini artırmakta, küresel ısınmaya yeni bir katkıya yol açmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a name="Etkileri"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Etkileri&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a title="Laguna San Rafael'deki  buzulun, küresel ısınma sonucu 1990 ile 2000 yılları arasındaki geri çekilişin, karşılaştırmalı uydu görüntüleri." href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Resim:73.85851W_46.74169S.gif"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a title="Laguna San Rafael" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Laguna_San_Rafael"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Laguna San Rafael&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;'deki buzulun, küresel ısınma sonucu 1990 ile 2000 yılları arasındaki geri çekilişin, karşılaştırmalı uydu görüntüleri.&lt;br /&gt;II. Dünya Savaşı sonrasında dünya nüfusu 2 kat, buna karşılık enerji kullanımı 4 kat artmıştır. 1958 yılında atmosferdeki 315 ppm/m³ karbondioksit oranı 2004'te 379 ppm/m³ olmuştur. ABD dünya nüfusunun %4'üne sahipken karbondioksit üretiminin %25'ini gerçekleştirmektedir.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a name="Olas.C4.B1_.C3.87.C3.B6z.C3.BCmler"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Olası Çözümler&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a title="The Observer" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/The_Observer"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;The Observer&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; gazetesinin Şubat &lt;/span&gt;&lt;a title="2004" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/2004"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;2004&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;'te yayımladığı &lt;/span&gt;&lt;a title="Pentagon" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Pentagon"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Pentagon&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;'a ait &lt;/span&gt;&lt;a title="Küresel Isınma Raporu" href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=K%C3%BCresel_Is%C4%B1nma_Raporu&amp;amp;action=edit"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Küresel Isınma Raporu&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;'na göre önümüzdeki yirmi yıl içerisinde Avrupa'da birçok kıyı kenti sular altında kalacaktır. Guardian gazetesinde &lt;/span&gt;&lt;a title="2004" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/2004"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;2004&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; yılında yer alan küresel ısınma haritasına göre bundan en az etkilenen bölgeler &lt;/span&gt;&lt;a title="Türkiye" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/TÃ¼rkiye"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Türkiye&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; ve Ortadoğu ile kıyı kesimleri hariç Kuzey Afrika'dır. Küresel ısınmanın önlenmesi için bazı çareler olarak şunlar sıralanabilir:&lt;br /&gt;Her yere ağaçlar dikilmelidir.&lt;br /&gt;Teknolojik aletler dünyaya zarar vermeyecek şekilde yenilenmelidir.&lt;br /&gt;Yeni teknolojik aletler dünyaya zarar vermeyecek şekilde yapılmalıdır.&lt;br /&gt;Dünyaya zarar verenler en ağır şekilde cezalandırılmalıdır.&lt;br /&gt;Kentleşme durdurulmalıdır.&lt;br /&gt;Köy benzeri şehirler kurulmalıdır.&lt;br /&gt;Sanayi, dünyaya zarar vermeyecek şekilde yapılmalıdır.&lt;br /&gt;Arabalar vb. buhar gücüyle veya güneş enerjisiyle çalışanlarının da üretilmesi gerekmektedir.&lt;br /&gt;Düşük enerji tüketen aletler kullanılmalıdır.&lt;br /&gt;İsraf yapılmamalıdır (su,elektrik vb.)&lt;br /&gt;Çevremizi temiz tutmalıyız&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a name="D.C3.BCnya.27n.C4.B1n_.C4.B1s.C4.B1nma_t"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya'nın ısınma tarihçesi&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a title="İki bin yıl boyunca onar yıllık dilimlerin ortalamaları alınarak, farklı yapılandırmalarla saptanmış yüzey sıcaklıkları" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Resim:2000_Year_Temperature_Comparison.png"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;br /&gt;İki bin yıl boyunca onar yıllık dilimlerin ortalamaları alınarak, farklı yapılandırmalarla saptanmış yüzey sıcaklıkları&lt;br /&gt;Ölçümlere göre 1860-1900 yılları arasında, denizde ve karadaki küresel sıcaklık her ikisinde de 0,75 °C yükseldi. &lt;/span&gt;&lt;a title="1979" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/1979"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;1979&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;'dan beri kara sıcaklığı deniz sıcaklığının iki katı hızla yükseldi(0.13 °C/onyıl karşın 0.25 °C/onyıl). Uydudan yapılan sıcaklık ölçümlerine göre alt &lt;/span&gt;&lt;a title="Troposfer" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Troposfer"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;troposferdeki&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; sıcaklık 1979'dan beri, her on yıllık dilimde, 0.12 ile 0.22 °C arasında yükselmiştir. Sıcaklıkların, 1850'den önceki 1000 ile 2000 yıllık dönemler boyunca, &lt;/span&gt;&lt;a title="Ortaçağ Ilıman Dönem" href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Orta%C3%A7a%C4%9F_Il%C4%B1man_D%C3%B6nem&amp;amp;action=edit"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Ortaçağ Ilıman Dönem&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; ve &lt;/span&gt;&lt;a title="Küçük Buz Çağı" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/KÃ¼Ã§Ã¼k_Buz_ÃaÄÄ±"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Küçük Buz Çağı&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; gibi kısmi dalgalanmalar dışında, nispeten kararlı bir seyir izlediğine inanılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a title="NASA" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/NASA"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;NASA&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;'nın hesaplamalarına göre, güvenilir ölçümlerin yapılabildiği 1800'lerden beri 2005 yılı, 1998'i geçerek, en sıcak yıl olmuştur. &lt;/span&gt;&lt;a title="Dünya Meteoroloji Organizasyonu" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/DÃ¼nya_Meteoroloji_Organizasyonu"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Dünya Meteoroloji Organizasyonu&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; ve BK İklim Araştırma Biriminin hesaplamalarına göre ise 2005, 1998 yılının ardından hala ikinci sıradadır.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a name="Nedenleri"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Nedenleri&lt;br /&gt;İklim sistemi içsel ve insani etkiler, güneş hareketleri ve sera gazları, vb. nedenlerden etkilenmektedir. İklimbilimciler (klimatolog) küresel ısınma konusunda hem fikirdirler. Bu değişimin detaylı nedenleri açık bir araştırma alanıdır ama bilimsel çoğunluk sera gazlarının son zamanlardaki sıcaklık artışının başlıca nedeni olduğunu belirtmektedir.&lt;br /&gt;Atmosferdeki &lt;/span&gt;&lt;a title="Karbondioksit" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Karbondioksit"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;karbondioksit&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; (CO2) ve &lt;/span&gt;&lt;a title="Metan" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Metan"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;metan&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; (CH4) oranlarındaki artış dünya yüzeyinin sıcaklığını yükseltmektedir. CO2 oranındaki artış dünyanın yüzeyini ısıtmakta ve kutuplara yakın buzların erimesine yol açmaktadır. Buzlar eridikçe yerlerini kara veya sular almaktadır. Kara ve suların buza oranla daha az yansıtıcı olması güneş ışınımı emilimini arttırmakta ve dolayısıyla buzullarda daha fazla erimeye yol açmaktadır.&lt;br /&gt;Küresel Isınmanın Sebepleri:&lt;br /&gt;Doğal Nedenler :&lt;br /&gt;Güneşin Etkisi:ESA bilim adamlarından Paal Brekke; iklim bilimcilerinin uzun süredir Güneş beneklerinin 11 yıllık döngüsel hareketini ve Güneş'in yüzyıllık süreçler içinde parlaklık değişimini incelediklerini belirtmiştir. Bunun sonucunda Güneş'in manyetik alanı ve protonlar ile elektronlar biçiminde ortaya çıkan güneş rüzgarının, Güneş sisteminde kozmik ışımalara karşı bir kalkan görevinde olduğu açıklanmaktadır. Güneş'in değişken aktivitesiyle zayıflayabilen bu kalkan, kozmik ışımaları geçirmektedir. Kozmik ışımaların fazla olması bulutlanmayı arttırmakta, Güneş'ten gelen radyasyon oranını değiştirerek küresel sıcaklık artışına neden olmaktadır.Güneş'ten gelen ultraviyole ışınım aynı zamanda kimyasal reaksiyonların oluştuğu (ve dolayısıyla atmosferin tamamını etkileyen) &lt;/span&gt;&lt;a title="ozon tabakası" href="http://www.kuresel-isinma.org/kuresel-isinma/ozon-tabakasi.html"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;ozon tabakası&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; üzerinde değişikliğe yol açacaktır.Dünya'nın Presizyon Hareketi:1930 yılında Sırp bilim adamı Milutin MİLANKOVİÇ Dünya'nın Güneş çevresindeki yörüngesinin her doksanbeş bin yılda biraz daha basıklaştığını göstermiştir. Bunun dışında her kırkbir bin yılda Dünya'nın ekseninde doğrusal bir kayma ve her yirmi üç bin yılda dairesel bir sapma bulunduğunu belirtmiştir. Günümüz bilim adamlarının bir çoğu Dünya'nın bu hareketlerinden dolayı zaman zaman soğuk dönemler yaşadığını ve bu soğuk dönemler içindeyse yüz bin yıllık periyotlarda on bin yıl süreyle sıcak dönemler geçirdiğini bildirmektedir. Bu da Dünya'nın doğal ısınmasının bir nedenini oluşturmaktadır.El Nino'nun Etkisi:"Güney salınımı sıcak olayı" olararak tanımlanabilecek El Niño hareketi, 1990-1998 yıllarında tropikal doğu Pasifik Okyanusu'nda deniz yüzeyi sıcaklıklarının normalden 2-5º daha yüksek olmasına neden olmuştur. Özellikle 1997 ve 1998 yıllarındaki rekor düzeyde yüzey sıcaklıklarının oluşmasında, 1997-1998 kuvvetli El Niño olaylarının etkisinin önemli olduğu kabul edilmektedir. 1998'deki çok kuvvetli El Niño bu yılın küresel rekor ısınmasına katkıda bulunan ana etmen olarak değerlendirilebilir.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a title="küresel ısınmanın nedenleri" href="http://www.kuresel-isinma.org/kuresel-isinma/kuresel-isinmanin-nedenleri.html"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Yapay nedenler&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; :&lt;br /&gt;Fosil Yakıtlar:Kömür, petrol ve doğalgaz dünyanın bugünkü enerji ihtiyacının yaklaşık %75'lik bölümünü sağlamaktadır. Yapılarında karbon ve hidrojen elementlerini bulunduran bu fosil yakıtlar, uzun süreçler içerisinde oluşmakta fakat çok çabuk tüketilmektedir. Dünyanın belirli bölgelerinde toplanmış bu yakıtların günümüz teknolojisiyle ¾'ünün yarısının çıkarılması imkansız; diğer yarısının ise çıkarılması teknik olarak çok pahalıdır. Bu da fosil yakıtları yenilenemeyen ve sınırlı yakıtlar sınıfına sokmaktadır.Sera gazları: Sera Gazları Oluşumu:Güneş'ten gelen ışınların bir bölümü ozon tabakası ve atmosferdeki gazlar tarafından soğurulur. Bir kısmı litosferden, bir kısmı ise bulutlardan geriye yansır. Yeryüzüne ulaşan ışınlar geriye dönerken atmosferdeki su buharı ve diğer gazlar tarafından tutularak Dünya'yı ısıtmakta olduğundan yüzey ve troposfer, olması gerekenden daha sıcak olur. Bu olay, Güneş ışınlarıyla ısınan ama içindeki ısıyı dışarıya bırakmayan seraları andırır; bu nedenle de doğal &lt;/span&gt;&lt;a title="sera etkisi" href="http://www.kuresel-isinma.org/kuresel-isinma/sera-etkisi-nedir.html"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;sera etkisi&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; olarak adlandırılır&lt;/span&gt;&lt;a title="sera etkisi" href="http://www.kuresel-isinma.org/kuresel-isinma/sera-etkisi-nedir.html"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;sera etkisi&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;nin Önemi:Sera etkisi doğal olarak oluşmakta ve iklim üzerinde önemli rol oynamaktadır. Endüstri devrimi ile birlikte, özellikle 2. Dünya Savaşı'ndan sonra, insan aktivitesi sera gazlarının miktarını her geçen yıl arttırarak yüksek oranlara ulaştırmıştır.Bu etkinin yokluğunda Dünya'nın ortalama sıcaklığının -18ºC olacağı belirtilmektedir. Ancak yaşamsal etkisi olan sera gazlarının miktarının normalin üzerine çıkması ve bu artışın sürmesi de Dünya'nın iklimsel dengelerinin bozulmasına neden olmaktadır.Bu doğal etkiyi arttıran karbondioksit, metan, su buharı, azotoksit ve kloroflorokarbonlar sera gazları olarak adlandırılmaktadır. Ozon tabakasının incelmesi de başka bir etkendir&lt;/span&gt;&lt;a title="sera gazları" href="http://www.kuresel-isinma.org/kuresel-isinma/kuresel-isinma-sera-gazlari-su-buhari-metan-gazi-ve-karbondioksit.html"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Sera Gazları&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; : Karbondioksit (CO2):Dünya'nın ısınmasında önemli bir rolü olan CO2, Güneş ışınlarının yeryüzüne ulaşması sırasında bu ışınlara karşı geçirgendir. Böylece yeryüzüne çarpıp yansıdıklarında onları soğurur. CO2'in atmosferdeki kosantrasyonu 18. ve 19. yüzyıllarda 280-290 ppm arasında iken fosil yakıtların kullanılması sonucunda günümüzde yaklaşık 350 ppm'e kadar çıkmıştır. Yapılan ölçümlere göre atmosferdeki CO2 miktarı 1958'den itibaren %9 artmış ve günümüzdeki artış miktarı yıllık 1 ppm olarak hesaplanmıştır. Dünyada enerji kullanımı sürekli arttığından, kullanılmakta olan teknoloji kısa dönemde değişse bile, karbondioksit artışının durdurulması olası görülmemektedir.&lt;/span&gt;&lt;a title="sera gazları" href="http://www.kuresel-isinma.org/kuresel-isinma/kuresel-isinma-sera-gazlari-su-buhari-metan-gazi-ve-karbondioksit.html"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Sera Gazları&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;: Metan (CH4):Oranı binlerce yıldan beri değişmemiş olan metan gazı, son birkaç yüzyılda iki katına çıkmış ve 1950'den beri de her yıl %1 artmıştır. Yapılan son ölçümlerde ise metan seviyesinin 1,7 ppm'e vardığı görülmüştür. Bu değişiklik CO2 seviyesindeki artışa göre az olsa da, metanın CO2'den 21 kat daha kalıcı olması nedeniyle en az CO2 kadar dünyamızı etkilemektedir.Amerika ve birçok batı ülkesinde çöplüklerin büyük yer kaplaması sorun yaratmaktadır. Organik çöplerden pek çoğu ayrışarak büyük miktarda metan salgılamakta, bu gaz da özellikle iyi havalandırması olmayan ve kontrol altında tutulmayan eski çöplüklerde patlamalara ve içten yanmalara neden olmaktadır. Daha da önemlisi atmosfere salınan metan oranı artmakta ve bunun sonucu olarak da &lt;/span&gt;&lt;a title="sera etkisi" href="http://www.kuresel-isinma.org/kuresel-isinma/sera-etkisi-nedir.html"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;sera etkisi&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; tehlikeli boyutlara varmaktadır. &lt;/span&gt;&lt;a title="sera gazları" href="http://www.kuresel-isinma.org/kuresel-isinma/kuresel-isinma-sera-gazlari-su-buhari-metan-gazi-ve-karbondioksit.html"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Sera Gazları&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;: Azotoksit ve Su Buharı:Azot ve oksijen 250ºC sıcaklıkta kimyasal reaksiyona giren azotoksitleri meydana getirir. Azotoksit, tarımsal ve endüstriyel etkinlikler ve katı atıklar ile fosil yakıtların yanması sırasında oluşur. Arabaların egzosundan da çıkmakta olan bu gaz, çevre kirlenmesine neden olmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;a title="sera etkisi" href="http://www.kuresel-isinma.org/kuresel-isinma/sera-etkisi-nedir.html"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Sera etkisi&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;ne yol açan gazlardan en önemlilerinden biri de su buharıdır. Fakat troposferdeki yoğunluğunda etkili olan insan kaynakları değil iklim sistemidir. &lt;/span&gt;&lt;a title="küresel ısınma" href="http://www.kuresel-isinma.org/"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Küresel ısınma&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;yla artan su buharı iklim değişimlerine yol açacaktır.&lt;/span&gt;&lt;a title="sera gazları" href="http://www.kuresel-isinma.org/kuresel-isinma/kuresel-isinma-sera-gazlari-su-buhari-metan-gazi-ve-karbondioksit.html"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Sera Gazları&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;: Kloroflorokarbonlar (CFCs):CFC'ler klorin, flüorin, karbon ve çoğunlukla da hidrojenin karışımından oluşur. Bu gazların çoğunluğu 1950'lerin ürünü olup günümüzde buzdolaplarında, klimalarda, spreylerde, yangın söndürücülerde ve plastik üretiminde kullanılmaktadır. Bilimadamları bu gazların ozonu yok ederek önemli iklim ve hava değişikliklerine neden olduklarını kanıtlamışlardır. Bu gazlar; DDT, Dioksin, Cıva, Kurşun, Vinilklorid, PCB'ler, Kükürtdioksit, Sodyumnitrat ve Polimerler'dir. &lt;/span&gt;&lt;a title="sera gazları" href="http://www.kuresel-isinma.org/kuresel-isinma/kuresel-isinma-sera-gazlari-su-buhari-metan-gazi-ve-karbondioksit.html"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Sera Gazları&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;: Kloroflorokarbonlar (CFCs):1- DDT: 1940-1950 yılları arasında dünya çapında tarım alanlarındaki böcekleri zehirlemek için kullanılmıştır. Kimyasal adı 'diklorodifeniltrikloroetan'dır. Klorin içeren bu gazın insan dahil diğer canlılar için de öldürücü olduğu fark edildikten sonra üretimden kaldırılmıştır.2- Dioksin: 100'ün üstünde çeşidi vardır. Bitkilerin ve böceklerin tahribatı için kullanılır. Çoğu çeşidi çok tehlikelidir; kansere ve daha birçok hastalığa neden olmaktadır.3- Cıva: Cıvanın en önemli özelliği diğer elementler gibi çözünmemesidir. 1950-1960 yılları arasında etkisini önemli ölçüde göstermiş, Japonya'da birkaç yüz balıkçının ölümüne neden olmuştur. Bir ara kozmetik ürünlerinde kullanılmışsa da daha sonra son derece zehirli olduğu anlaşılıp vazgeçilmiştir.4- Kurşun: Günümüzde kalemlerin içinde grafit olarak kullanılmaktadır. Vücudun içine girdiği takdirde çok zehirleyicidir; sinir sistemini çökertip beyne hasar verir.5- Vinilklorid: PVC yani 'polyvinyl chloride' elde etmek için kullanılan bir gaz karışımıdır. Solunduğunda toksik etkilidir.6- PCB'ler: PCB, İngilizce bir terim olan 'polychlorinated biphenyls' ten gelmektedir. Bu endüstriyel kimyasal toksik ilk olarak 1929'da kullanılmaya başlanmış ve 100'ün üstünde çeşidi olduğu tespit edilmiştir. Bunlar büyük santrallerdeki elektrik transformatörlerinin yalıtımında, birçok elektrikli ev aletlerinde aynı zamanda boya ve yapıştırıcıların esneklik kazanmasında kullanılmaktadır. Bunun yanında kansere yol açtığı bilinmektedir.7- Sodyumnitrat: Füme edilmiş balık, et ve diğer bazı yiyecekleri korumak için kullanılan bir çeşit tuzdur. Vücuda girdiğinde kansere yol açtığı bilinmektedir.8- Kükürtdioksit (SO2): Bu gaz sülfürün, yağın, çeşitli doğal gazların ve kömürle petrol gibi fosil yakıtların yanması sonucu açığa çıkar. Kükürtdioksit ve azotoksidin birbiriyle reaksiyonu sonucunda asit yağmurlarını oluşturan sülfürürik asit (H2SO4) oluşur. 9- Polimerler: Doğal ve sentetik çeşitleri bulunmaktadır. Doğal olanları protein ve nişasta içerirler. Sentetik olanlarıysa plastik ürünlerinde ve el yapımı kumaşlarda bulunup naylon, teflon, polyester, spandeks, stirofoam gibi adlar alırlar.&lt;/span&gt;&lt;a title="sera gazları" href="http://www.kuresel-isinma.org/kuresel-isinma/kuresel-isinma-sera-gazlari-su-buhari-metan-gazi-ve-karbondioksit.html"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Sera Gazları&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;: Ozon:Ozon tabakasının incelmesi "Küresel Isınma"yı dolaylı yoldan arttırmaktadır. USNAS'ın 1979'da yayınladığı raporda, ozon tabakasında %5 - %10 arasında bir azalma olduğu gözlemlendiği öne sürülmüştür.Oysa bundan bir yıl önce Kasım 1978'de uzaya fırlatılan Nimbus-7 uydusundan alınan verilere göre toplam atmosferik ozon seviyesi 1979-1991 yılları arasında orta enlemlerde %3-%5, yukarı enlemlerde %6 ila %8 arasında azalmıştır (Gleason 1993). 1992 yılında Antartika'daki Ozon seviyesi ise 1979'daki seviyenin %50'sine inmiştir. 1950 ve 60'lı yıllardaki ozon kalınlığı da 1990'lı yıllardan sonra 1/3'üne kadar inmiştir. "The National Research Council"ın 1982 Mart raporuna göre CFC salınımı bu şekilde devam ederse 21. yy'nin sonunda stratosferdeki ozon miktarı %5 ile %10 arasında bir değerde azalacaktır. Sera Gazlarının Bilinen ve Olası Etkileri:Dünyanın sıcaklığı sanayi devriminden bu yana 0,45ºC artmıştır. Bunun esas nedeni fosil yakıtların yanması sonucu açığa çıkan CO2 ve diğer sera gazlarıdır. Artan nüfus ve büyüyen ekonominin enerji gereksinimleri de fazlalaşmaktadır. Bu gereksinimin karşılanması ise fosil yakıt tüketiminin artmasına ve atmosferdeki CO2 miktarının büyük ölçüde çoğalmasına neden olmaktadır. Sıcaklık artışının olası etkileri teoriler biçiminde incelenmektedir. Şehirlerin Isı Adası Etkisi:Güneşli ve sıcak günlerde, yoğun nüfuslu ve yüksek binaların sıklıkla görüldüğü kentsel bölgelerin çevrelerine göre daha sıcak olmaları, şehirlerin ısı adası etkisini oluşturur. Bu asfaltlanmış alanlar,bitki topluluklarının köreltilmiş olduğu bölgeler ve siyah yüzeyler "ısı adası etkisi"nin başlıca nedenleridir.Kentleşmiş alanlarda hava dolaşımının yapılaşmanın artışıyla engellenmesi ve doğal iklim ortamının bozulması yerel bir ısınmaya yol açar. Bu tür yerel ısınmalar da &lt;/span&gt;&lt;a title="küresel ısınma" href="http://www.kuresel-isinma.org/"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;küresel ısınma&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;yı arttırıcı etkidedir.Şehir planlamasında ve bina yapımında güneş ile yapı arasındaki ilişkinin iyi ayarlanması ısı adası etkisini engelleyecektir.Örnek Şehirler:Detroit (USA), Los Angeles (USA) ,Hong Kong (ÇİN)... Smog:Havaya salınan fazla miktardaki gazlar, atmosferdeki havayı yoğunlaştırır, gaz tabakasını kalınlaştırır. Bu yüzden gelen güneş ışınları daha fazla emilir, daha az yansıtılır ve yapay bir &lt;/span&gt;&lt;a title="sera etkisi" href="http://www.kuresel-isinma.org/kuresel-isinma/sera-etkisi-nedir.html"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;sera etkisi&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; oluşur. Gazlar, özellikle büyük şehirlerde, Hava Yoğunluğu (Smog) oluşturarak etkili olmaktadır.Smog oluşumunun bulunduğu yerleşim yerlerinde yaşayan insanlarda- Akciğer ağrıları- Hırıltı- Öksürük- Baş ağrısı- Akciğer iltihapları görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sera Gazlarının Bilinen ve Olası Etkileri:&lt;br /&gt;Kuraklık ve seller: Sera etkisi çeşitli iklim değişikliklerine yol açacaktır. Önlem alınmadığı takdirde bazı doğa olaylarının olumsuz etkileri çok büyük boyutlara ulaşacaktır.Güç üretiminde azalma: Elektrik güç santrallerinin tamamı suya ihtiyaç duymaktadır. Sıcak geçen yıllarda elektrik istemi artacak fakat su miktarının azalmasından dolayı elektrik üretimi düşecektir. Bu da devlet ve halklara ekonomik sıkıntılar yaşatacak, çeşitli sorunlara neden olacaktır.Nehir ulaşımında problemler: Sıcaklık artışına bağlı olarak nehir sularının alçalması, suyolu ticaretine engel oluşturup ulaşım giderlerini arttırmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-3433324651899267804?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/3433324651899267804/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=3433324651899267804' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/3433324651899267804'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/3433324651899267804'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/04/kuresel-isinma-2.html' title='KÜRESEL ISINMA (2)'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-4475166468596046194</id><published>2008-04-23T11:56:00.006+03:00</published><updated>2008-04-23T12:12:54.521+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='KÜRESEL ISINMA'/><title type='text'>KÜRESEL ISINMA (2)</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SA77YfRfGAI/AAAAAAAAASY/hWbVYl0P0yQ/s1600-h/image002.gif"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SA77EvRfF_I/AAAAAAAAASQ/YjkZrjYKxsU/s1600-h/image001.png"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5192363479232616434" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" height="189" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SA77EvRfF_I/AAAAAAAAASQ/YjkZrjYKxsU/s400/image001.png" width="396" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;1856-2004 arası küresel ortalama yüzey sıcaklığı&lt;br /&gt;Küresel ısınma, dünya atmosferi ve okyanuslarının ortalama sıcaklıklarında belirlenen artış için kullanılan bir terimdir. Bu olay son 50 yıldır iyice saptanabilir duruma gelmiş ve önem kazanmıştır.&lt;br /&gt;Dünya'nın atmosfere yakın yüzeyinin ortalama sıcaklığı 20. yüzyılda 0.6 (± 0.2) °C artmıştır. İklim değişimi üzerindeki yaygın bilimsel görüş, "son 50 yılda sıcaklık artışının insan hayatı üzerinde fark edilebilir etkiler oluşturduğu" yönündedir.&lt;br /&gt;Küresel ısınmaya, atmosferde artan &lt;/span&gt;&lt;a title="Sera gazları" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Sera_gazlarÄ±"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;sera gazlarının&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; neden olduğu düşünülmektedir. &lt;/span&gt;&lt;a title="Karbondioksit" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Karbondioksit"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Karbondioksit&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;, &lt;/span&gt;&lt;a title="Su buharı" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Su_buharÄ±"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;su buharı&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;, &lt;/span&gt;&lt;a title="Metan" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Metan"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;metan&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; gibi bazı gazların, &lt;/span&gt;&lt;a title="Güneş" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/GÃ¼neÅ"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;güneşten&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; gelen &lt;/span&gt;&lt;a title="Radyasyon" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Radyasyon"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;radyasyonun&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; bir yandan dış uzaya yansımasını önleyerek ve diğer yandan da bu radyasyondaki ısıyı soğurarak yerkürenin fazlaca ısınmasına yol açtığı ileri sürülmektedir.&lt;br /&gt;Su buharı, diğer sera gazlarından farklı olarak güneşten gelen radyasyonun şiddetine ve &lt;/span&gt;&lt;a title="Gezegen" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Gezegen"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;gezegenin&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; ortalama ısısına göre sabit olan bağlı bir değişkendir. Dolayısıyla küresel ısınma konusunda pasif etkiye sahiptir. Ancak diğer sera gazları, yer yer bağımsız değişken olarak küresel ısınma üzerinde aktif bir etki yaratabilirler. Örneğin karbondioksit, yoğun volkanik etkinlik sonucu ya da insanlar tarafından fosil yakıtların yakılmasıyla yoğun olarak atmosfere salınabilir. Bu durum, gezegenin ortalama ısısından bağımsız olarak ortaya çıkabilen ve ortalama ısının artması sonucunu doğuran bir etken olarak işlev görür.&lt;br /&gt;Bugün için bilim çevrelerinde küresel ısınmadan başat rolün atmosferde karbondioksit oranının artmasına bağlanmaktadır. Her ne kadar atmosferdeki karbondioksit,&lt;br /&gt;yeşil bitkilerin fotosentez olayında,&lt;br /&gt;karbondioksitin litosfer yüzeyinde suda çözünmesiyle,&lt;br /&gt;atmosferden çekilmekte ise de, bu mekanizmaların kapasitesinin üzerinde karbondioksit salınımı, gezegen üzerinde sera etkisi yaratmaktadır.&lt;br /&gt;Su buharı dışındaki sera gazları dolayısıyla gezegen yüzeyindeki ortalama ısının artması, buharlaşmanın artmasına yol açacaktır. Bu ise atmosferde daha fazla su buharı, yani bulut oluşmasına yol açar. Bulutlar, güneşten gelen radyasyonun bir bölümünü dış uzaya yansıtırken bir bölümünü soğurarak ısınırlar, bir bölümünü de yeryüzüne geçirirler. Litosfer ve hidrosfere ulaşan bu radyasyonun da bir bölümü soğurularak ısınmaya yol açarken bir bölümü dış uzaya yansır. Dış uzaya yansıyan radyasyon yeniden bulut kütlesi ile karşılaştığında, aynı olaylar yaşanır, yansıtılır, soğurulur, dış uzaya kaçar.&lt;br /&gt;Bu mekanizma, su buharı dışındaki sera gazlarının atmosferde artması sonucu bulutların sera etkisini artırmakta, küresel ısınmaya yeni bir katkıya yol açmaktadır. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a name="Etkileri"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;strong&gt;Etkileri&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a title="Laguna San Rafael'deki  buzulun, küresel ısınma sonucu 1990 ile 2000 yılları arasındaki geri çekilişin, karşılaştırmalı uydu görüntüleri." href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Resim:73.85851W_46.74169S.gif"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SA77fvRfGBI/AAAAAAAAASg/tk93bsXrvDQ/s1600-h/image003.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5192363943089084434" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SA77fvRfGBI/AAAAAAAAASg/tk93bsXrvDQ/s400/image003.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a title="Laguna San Rafael" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Laguna_San_Rafael"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Laguna San Rafael&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;'deki buzulun, küresel ısınma sonucu 1990 ile 2000 yılları arasındaki geri çekilişin, karşılaştırmalı uydu görüntüleri.&lt;br /&gt;II. Dünya Savaşı sonrasında dünya nüfusu 2 kat, buna karşılık enerji kullanımı 4 kat artmıştır. 1958 yılında atmosferdeki 315 ppm/m³ karbondioksit oranı 2004'te 379 ppm/m³ olmuştur. ABD dünya nüfusunun %4'üne sahipken karbondioksit üretiminin %25'ini gerçekleştirmektedir.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a name="Olas.C4.B1_.C3.87.C3.B6z.C3.BCmler"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;strong&gt;Olası Çözümler &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a title="The Observer" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/The_Observer"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;The Observer&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; gazetesinin Şubat &lt;/span&gt;&lt;a title="2004" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/2004"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;2004&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;'te yayımladığı &lt;/span&gt;&lt;a title="Pentagon" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Pentagon"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Pentagon&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;'a ait &lt;/span&gt;&lt;a title="Küresel Isınma Raporu" href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=K%C3%BCresel_Is%C4%B1nma_Raporu&amp;amp;action=edit"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Küresel Isınma Raporu&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;'na göre önümüzdeki yirmi yıl içerisinde Avrupa'da birçok kıyı kenti sular altında kalacaktır. Guardian gazetesinde &lt;/span&gt;&lt;a title="2004" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/2004"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;2004&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; yılında yer alan küresel ısınma haritasına göre bundan en az etkilenen bölgeler &lt;/span&gt;&lt;a title="Türkiye" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/TÃ¼rkiye"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Türkiye&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; ve Ortadoğu ile kıyı kesimleri hariç Kuzey Afrika'dır. Küresel ısınmanın önlenmesi için bazı çareler olarak şunlar sıralanabilir:&lt;br /&gt;Her yere ağaçlar dikilmelidir.&lt;br /&gt;Teknolojik aletler dünyaya zarar vermeyecek şekilde yenilenmelidir.&lt;br /&gt;Yeni teknolojik aletler dünyaya zarar vermeyecek şekilde yapılmalıdır.&lt;br /&gt;Dünyaya zarar verenler en ağır şekilde cezalandırılmalıdır.&lt;br /&gt;Kentleşme durdurulmalıdır.&lt;br /&gt;Köy benzeri şehirler kurulmalıdır.&lt;br /&gt;Sanayi, dünyaya zarar vermeyecek şekilde yapılmalıdır.&lt;br /&gt;Arabalar vb. buhar gücüyle veya güneş enerjisiyle çalışanlarının da üretilmesi gerekmektedir.&lt;br /&gt;Düşük enerji tüketen aletler kullanılmalıdır.&lt;br /&gt;İsraf yapılmamalıdır (su,elektrik vb.)&lt;br /&gt;Çevremizi temiz tutmalıyız&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a name="D.C3.BCnya.27n.C4.B1n_.C4.B1s.C4.B1nma_t"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Dünya'nın ısınma tarihçesi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a title="İki bin yıl boyunca onar yıllık dilimlerin ortalamaları alınarak, farklı yapılandırmalarla saptanmış yüzey sıcaklıkları" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Resim:2000_Year_Temperature_Comparison.png"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SA777vRfGCI/AAAAAAAAASo/RGKcW7FaA7M/s1600-h/image004.png"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5192364424125421602" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SA777vRfGCI/AAAAAAAAASo/RGKcW7FaA7M/s400/image004.png" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;br /&gt;İki bin yıl boyunca onar yıllık dilimlerin ortalamaları alınarak, farklı yapılandırmalarla saptanmış yüzey sıcaklıkları&lt;br /&gt;Ölçümlere göre 1860-1900 yılları arasında, denizde ve karadaki küresel sıcaklık her ikisinde de 0,75 °C yükseldi. &lt;/span&gt;&lt;a title="1979" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/1979"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;1979&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;'dan beri kara sıcaklığı deniz sıcaklığının iki katı hızla yükseldi(0.13 °C/onyıl karşın 0.25 °C/onyıl). Uydudan yapılan sıcaklık ölçümlerine göre alt &lt;/span&gt;&lt;a title="Troposfer" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Troposfer"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;troposferdeki&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; sıcaklık 1979'dan beri, her on yıllık dilimde, 0.12 ile 0.22 °C arasında yükselmiştir. Sıcaklıkların, 1850'den önceki 1000 ile 2000 yıllık dönemler boyunca, &lt;/span&gt;&lt;a title="Ortaçağ Ilıman Dönem" href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Orta%C3%A7a%C4%9F_Il%C4%B1man_D%C3%B6nem&amp;amp;action=edit"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Ortaçağ Ilıman Dönem&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; ve &lt;/span&gt;&lt;a title="Küçük Buz Çağı" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/KÃ¼Ã§Ã¼k_Buz_ÃaÄÄ±"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Küçük Buz Çağı&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; gibi kısmi dalgalanmalar dışında, nispeten kararlı bir seyir izlediğine inanılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a title="NASA" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/NASA"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;NASA&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;'nın hesaplamalarına göre, güvenilir ölçümlerin yapılabildiği 1800'lerden beri 2005 yılı, 1998'i geçerek, en sıcak yıl olmuştur. &lt;/span&gt;&lt;a title="Dünya Meteoroloji Organizasyonu" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/DÃ¼nya_Meteoroloji_Organizasyonu"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Dünya Meteoroloji Organizasyonu&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; ve BK İklim Araştırma Biriminin hesaplamalarına göre ise 2005, 1998 yılının ardından hala ikinci sıradadır. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a name="Nedenleri"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;strong&gt;Nedenleri &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;İklim sistemi içsel ve insani etkiler, güneş hareketleri ve sera gazları, vb. nedenlerden etkilenmektedir. İklimbilimciler (klimatolog) küresel ısınma konusunda hem fikirdirler. Bu değişimin detaylı nedenleri açık bir araştırma alanıdır ama bilimsel çoğunluk sera gazlarının son zamanlardaki sıcaklık artışının başlıca nedeni olduğunu belirtmektedir.&lt;br /&gt;Atmosferdeki &lt;/span&gt;&lt;a title="Karbondioksit" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Karbondioksit"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;karbondioksit&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; (CO2) ve &lt;/span&gt;&lt;a title="Metan" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Metan"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;metan&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; (CH4) oranlarındaki artış dünya yüzeyinin sıcaklığını yükseltmektedir. CO2 oranındaki artış dünyanın yüzeyini ısıtmakta ve kutuplara yakın buzların erimesine yol açmaktadır. Buzlar eridikçe yerlerini kara veya sular almaktadır. Kara ve suların buza oranla daha az yansıtıcı olması güneş ışınımı emilimini arttırmakta ve dolayısıyla buzullarda daha fazla erimeye yol açmaktadır. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Küresel Isınmanın Sebepleri:&lt;br /&gt;Doğal Nedenler :&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Güneşin Etkisi:ESA bilim adamlarından Paal Brekke; iklim bilimcilerinin uzun süredir Güneş beneklerinin 11 yıllık döngüsel hareketini ve Güneş'in yüzyıllık süreçler içinde parlaklık değişimini incelediklerini belirtmiştir. Bunun sonucunda Güneş'in manyetik alanı ve protonlar ile elektronlar biçiminde ortaya çıkan güneş rüzgarının, Güneş sisteminde kozmik ışımalara karşı bir kalkan görevinde olduğu açıklanmaktadır. Güneş'in değişken aktivitesiyle zayıflayabilen bu kalkan, kozmik ışımaları geçirmektedir. Kozmik ışımaların fazla olması bulutlanmayı arttırmakta, Güneş'ten gelen radyasyon oranını değiştirerek küresel sıcaklık artışına neden olmaktadır.Güneş'ten gelen ultraviyole ışınım aynı zamanda kimyasal reaksiyonların oluştuğu (ve dolayısıyla atmosferin tamamını etkileyen) &lt;/span&gt;&lt;a title="ozon tabakası" href="http://www.kuresel-isinma.org/kuresel-isinma/ozon-tabakasi.html"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;ozon tabakası&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; üzerinde değişikliğe yol açacaktır.Dünya'nın Presizyon Hareketi:1930 yılında Sırp bilim adamı Milutin MİLANKOVİÇ Dünya'nın Güneş çevresindeki yörüngesinin her doksanbeş bin yılda biraz daha basıklaştığını göstermiştir. Bunun dışında her kırkbir bin yılda Dünya'nın ekseninde doğrusal bir kayma ve her yirmi üç bin yılda dairesel bir sapma bulunduğunu belirtmiştir. Günümüz bilim adamlarının bir çoğu Dünya'nın bu hareketlerinden dolayı zaman zaman soğuk dönemler yaşadığını ve bu soğuk dönemler içindeyse yüz bin yıllık periyotlarda on bin yıl süreyle sıcak dönemler geçirdiğini bildirmektedir. Bu da Dünya'nın doğal ısınmasının bir nedenini oluşturmaktadır.El Nino'nun Etkisi:"Güney salınımı sıcak olayı" olararak tanımlanabilecek El Niño hareketi, 1990-1998 yıllarında tropikal doğu Pasifik Okyanusu'nda deniz yüzeyi sıcaklıklarının normalden 2-5º daha yüksek olmasına neden olmuştur. Özellikle 1997 ve 1998 yıllarındaki rekor düzeyde yüzey sıcaklıklarının oluşmasında, 1997-1998 kuvvetli El Niño olaylarının etkisinin önemli olduğu kabul edilmektedir. 1998'deki çok kuvvetli El Niño bu yılın küresel rekor ısınmasına katkıda bulunan ana etmen olarak değerlendirilebilir. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a title="küresel ısınmanın nedenleri" href="http://www.kuresel-isinma.org/kuresel-isinma/kuresel-isinmanin-nedenleri.html"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;strong&gt;Yapay nedenler&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;strong&gt; :&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Fosil Yakıtlar:Kömür, petrol ve doğalgaz dünyanın bugünkü enerji ihtiyacının yaklaşık %75'lik bölümünü sağlamaktadır. Yapılarında karbon ve hidrojen elementlerini bulunduran bu fosil yakıtlar, uzun süreçler içerisinde oluşmakta fakat çok çabuk tüketilmektedir. Dünyanın belirli bölgelerinde toplanmış bu yakıtların günümüz teknolojisiyle ¾'ünün yarısının çıkarılması imkansız; diğer yarısının ise çıkarılması teknik olarak çok pahalıdır. Bu da fosil yakıtları yenilenemeyen ve sınırlı yakıtlar sınıfına sokmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;strong&gt;Sera gazları: &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;strong&gt;Sera Gazları Oluşumu:&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Güneş'ten gelen ışınların bir bölümü ozon tabakası ve atmosferdeki gazlar tarafından soğurulur. Bir kısmı litosferden, bir kısmı ise bulutlardan geriye yansır. Yeryüzüne ulaşan ışınlar geriye dönerken atmosferdeki su buharı ve diğer gazlar tarafından tutularak Dünya'yı ısıtmakta olduğundan yüzey ve troposfer, olması gerekenden daha sıcak olur. Bu olay, Güneş ışınlarıyla ısınan ama içindeki ısıyı dışarıya bırakmayan seraları andırır; bu nedenle de doğal &lt;/span&gt;&lt;a title="sera etkisi" href="http://www.kuresel-isinma.org/kuresel-isinma/sera-etkisi-nedir.html"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;sera etkisi&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; olarak adlandırılır&lt;/span&gt;&lt;a title="sera etkisi" href="http://www.kuresel-isinma.org/kuresel-isinma/sera-etkisi-nedir.html"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;sera etkisi&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;nin Önemi:Sera etkisi doğal olarak oluşmakta ve iklim üzerinde önemli rol oynamaktadır. Endüstri devrimi ile birlikte, özellikle 2. Dünya Savaşı'ndan sonra, insan aktivitesi sera gazlarının miktarını her geçen yıl arttırarak yüksek oranlara ulaştırmıştır.Bu etkinin yokluğunda Dünya'nın ortalama sıcaklığının -18ºC olacağı belirtilmektedir. Ancak yaşamsal etkisi olan sera gazlarının miktarının normalin üzerine çıkması ve bu artışın sürmesi de Dünya'nın iklimsel dengelerinin bozulmasına neden olmaktadır.Bu doğal etkiyi arttıran karbondioksit, metan, su buharı, azotoksit ve kloroflorokarbonlar sera gazları olarak adlandırılmaktadır. Ozon tabakasının incelmesi de başka bir etkendir&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a title="sera gazları" href="http://www.kuresel-isinma.org/kuresel-isinma/kuresel-isinma-sera-gazlari-su-buhari-metan-gazi-ve-karbondioksit.html"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;strong&gt;Sera Gazları&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;strong&gt; :&lt;/strong&gt; Karbondioksit (CO2):&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Dünya'nın ısınmasında önemli bir rolü olan CO2, Güneş ışınlarının yeryüzüne ulaşması sırasında bu ışınlara karşı geçirgendir. Böylece yeryüzüne çarpıp yansıdıklarında onları soğurur. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;CO2'in atmosferdeki kosantrasyonu 18. ve 19. yüzyıllarda 280-290 ppm arasında iken fosil yakıtların kullanılması sonucunda günümüzde yaklaşık 350 ppm'e kadar çıkmıştır. Yapılan ölçümlere göre atmosferdeki CO2 miktarı 1958'den itibaren %9 artmış ve günümüzdeki artış miktarı yıllık 1 ppm olarak hesaplanmıştır. Dünyada enerji kullanımı sürekli arttığından, kullanılmakta olan teknoloji kısa dönemde değişse bile, karbondioksit artışının durdurulması olası görülmemektedir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a title="sera gazları" href="http://www.kuresel-isinma.org/kuresel-isinma/kuresel-isinma-sera-gazlari-su-buhari-metan-gazi-ve-karbondioksit.html"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Sera Gazları&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;: Metan (CH4):Oranı binlerce yıldan beri değişmemiş olan metan gazı, son birkaç yüzyılda iki katına çıkmış ve 1950'den beri de her yıl %1 artmıştır. Yapılan son ölçümlerde ise metan seviyesinin 1,7 ppm'e vardığı görülmüştür. Bu değişiklik CO2 seviyesindeki artışa göre az olsa da, metanın CO2'den 21 kat daha kalıcı olması nedeniyle en az CO2 kadar dünyamızı etkilemektedir.Amerika ve birçok batı ülkesinde çöplüklerin büyük yer kaplaması sorun yaratmaktadır. Organik çöplerden pek çoğu ayrışarak büyük miktarda metan salgılamakta, bu gaz da özellikle iyi havalandırması olmayan ve kontrol altında tutulmayan eski çöplüklerde patlamalara ve içten yanmalara neden olmaktadır. Daha da önemlisi atmosfere salınan metan oranı artmakta ve bunun sonucu olarak da &lt;/span&gt;&lt;a title="sera etkisi" href="http://www.kuresel-isinma.org/kuresel-isinma/sera-etkisi-nedir.html"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;sera etkisi&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; tehlikeli boyutlara varmaktadır. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a title="sera gazları" href="http://www.kuresel-isinma.org/kuresel-isinma/kuresel-isinma-sera-gazlari-su-buhari-metan-gazi-ve-karbondioksit.html"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Sera Gazları&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;: Azotoksit ve Su Buharı:Azot ve oksijen 250ºC sıcaklıkta kimyasal reaksiyona giren azotoksitleri meydana getirir. Azotoksit, tarımsal ve endüstriyel etkinlikler ve katı atıklar ile fosil yakıtların yanması sırasında oluşur. Arabaların egzosundan da çıkmakta olan bu gaz, çevre kirlenmesine neden olmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;a title="sera etkisi" href="http://www.kuresel-isinma.org/kuresel-isinma/sera-etkisi-nedir.html"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Sera etkisi&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;ne yol açan gazlardan en önemlilerinden biri de su buharıdır. Fakat troposferdeki yoğunluğunda etkili olan insan kaynakları değil iklim sistemidir. &lt;/span&gt;&lt;a title="küresel ısınma" href="http://www.kuresel-isinma.org/"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Küresel ısınma&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;yla artan su buharı iklim değişimlerine yol açacaktır.&lt;/span&gt;&lt;a title="sera gazları" href="http://www.kuresel-isinma.org/kuresel-isinma/kuresel-isinma-sera-gazlari-su-buhari-metan-gazi-ve-karbondioksit.html"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Sera Gazları&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;: Kloroflorokarbonlar (CFCs):CFC'ler klorin, flüorin, karbon ve çoğunlukla da hidrojenin karışımından oluşur. Bu gazların çoğunluğu 1950'lerin ürünü olup günümüzde buzdolaplarında, klimalarda, spreylerde, yangın söndürücülerde ve plastik üretiminde kullanılmaktadır. Bilimadamları bu gazların ozonu yok ederek önemli iklim ve hava değişikliklerine neden olduklarını kanıtlamışlardır. Bu gazlar; DDT, Dioksin, Cıva, Kurşun, Vinilklorid, PCB'ler, Kükürtdioksit, Sodyumnitrat ve Polimerler'dir. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a title="sera gazları" href="http://www.kuresel-isinma.org/kuresel-isinma/kuresel-isinma-sera-gazlari-su-buhari-metan-gazi-ve-karbondioksit.html"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Sera Gazları&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;: Kloroflorokarbonlar (CFCs):&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;1- DDT: 1940-1950 yılları arasında dünya çapında tarım alanlarındaki böcekleri zehirlemek için kullanılmıştır. Kimyasal adı 'diklorodifeniltrikloroetan'dır. Klorin içeren bu gazın insan dahil diğer canlılar için de öldürücü olduğu fark edildikten sonra üretimden kaldırılmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;2- Dioksin: 100'ün üstünde çeşidi vardır. Bitkilerin ve böceklerin tahribatı için kullanılır. Çoğu çeşidi çok tehlikelidir; kansere ve daha birçok hastalığa neden olmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;3- Cıva: Cıvanın en önemli özelliği diğer elementler gibi çözünmemesidir. 1950-1960 yılları arasında etkisini önemli ölçüde göstermiş, Japonya'da birkaç yüz balıkçının ölümüne neden olmuştur. Bir ara kozmetik ürünlerinde kullanılmışsa da daha sonra son derece zehirli olduğu anlaşılıp vazgeçilmiştir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;4- Kurşun: Günümüzde kalemlerin içinde grafit olarak kullanılmaktadır. Vücudun içine girdiği takdirde çok zehirleyicidir; sinir sistemini çökertip beyne hasar verir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;5- Vinilklorid: PVC yani 'polyvinyl chloride' elde etmek için kullanılan bir gaz karışımıdır. Solunduğunda toksik etkilidir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;6- PCB'ler: PCB, İngilizce bir terim olan 'polychlorinated biphenyls' ten gelmektedir. Bu endüstriyel kimyasal toksik ilk olarak 1929'da kullanılmaya başlanmış ve 100'ün üstünde çeşidi olduğu tespit edilmiştir. Bunlar büyük santrallerdeki elektrik transformatörlerinin yalıtımında, birçok elektrikli ev aletlerinde aynı zamanda boya ve yapıştırıcıların esneklik kazanmasında kullanılmaktadır. Bunun yanında kansere yol açtığı bilinmektedir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;7- Sodyumnitrat: Füme edilmiş balık, et ve diğer bazı yiyecekleri korumak için kullanılan bir çeşit tuzdur. Vücuda girdiğinde kansere yol açtığı bilinmektedir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;8- Kükürtdioksit (SO2): Bu gaz sülfürün, yağın, çeşitli doğal gazların ve kömürle petrol gibi fosil yakıtların yanması sonucu açığa çıkar. Kükürtdioksit ve azotoksidin birbiriyle reaksiyonu sonucunda asit yağmurlarını oluşturan sülfürürik asit (H2SO4) oluşur. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;9- Polimerler: Doğal ve sentetik çeşitleri bulunmaktadır. Doğal olanları protein ve nişasta içerirler. Sentetik olanlarıysa plastik ürünlerinde ve el yapımı kumaşlarda bulunup naylon, teflon, polyester, spandeks, stirofoam gibi adlar alırlar.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a title="sera gazları" href="http://www.kuresel-isinma.org/kuresel-isinma/kuresel-isinma-sera-gazlari-su-buhari-metan-gazi-ve-karbondioksit.html"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Sera Gazları&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;: Ozon:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Ozon tabakasının incelmesi "Küresel Isınma"yı dolaylı yoldan arttırmaktadır. USNAS'ın 1979'da yayınladığı raporda, ozon tabakasında %5 - %10 arasında bir azalma olduğu gözlemlendiği öne sürülmüştür.Oysa bundan bir yıl önce Kasım 1978'de uzaya fırlatılan Nimbus-7 uydusundan alınan verilere göre toplam atmosferik ozon seviyesi 1979-1991 yılları arasında orta enlemlerde %3-%5, yukarı enlemlerde %6 ila %8 arasında azalmıştır (Gleason 1993). 1992 yılında Antartika'daki Ozon seviyesi ise 1979'daki seviyenin %50'sine inmiştir. 1950 ve 60'lı yıllardaki ozon kalınlığı da 1990'lı yıllardan sonra 1/3'üne kadar inmiştir. "The National Research Council"ın 1982 Mart raporuna göre CFC salınımı bu şekilde devam ederse 21. yy'nin sonunda stratosferdeki ozon miktarı %5 ile %10 arasında bir değerde azalacaktır. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;strong&gt;Sera Gazlarının Bilinen ve Olası Etkileri:&lt;/strong&gt;Dünyanın sıcaklığı sanayi devriminden bu yana 0,45ºC artmıştır. Bunun esas nedeni fosil yakıtların yanması sonucu açığa çıkan CO2 ve diğer sera gazlarıdır. Artan nüfus ve büyüyen ekonominin enerji gereksinimleri de fazlalaşmaktadır. Bu gereksinimin karşılanması ise fosil yakıt tüketiminin artmasına ve atmosferdeki CO2 miktarının büyük ölçüde çoğalmasına neden olmaktadır. Sıcaklık artışının olası etkileri teoriler biçiminde incelenmektedir. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;strong&gt;Şehirlerin Isı Adası Etkisi:&lt;/strong&gt;Güneşli ve sıcak günlerde, yoğun nüfuslu ve yüksek binaların sıklıkla görüldüğü kentsel bölgelerin çevrelerine göre daha sıcak olmaları, şehirlerin ısı adası etkisini oluşturur. Bu asfaltlanmış alanlar,bitki topluluklarının köreltilmiş olduğu bölgeler ve siyah yüzeyler "ısı adası etkisi"nin başlıca nedenleridir.Kentleşmiş alanlarda hava dolaşımının yapılaşmanın artışıyla engellenmesi ve doğal iklim ortamının bozulması yerel bir ısınmaya yol açar. Bu tür yerel ısınmalar da &lt;/span&gt;&lt;a title="küresel ısınma" href="http://www.kuresel-isinma.org/"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;küresel ısınma&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;yı arttırıcı etkidedir.Şehir planlamasında ve bina yapımında güneş ile yapı arasındaki ilişkinin iyi ayarlanması ısı adası etkisini engelleyecektir.Örnek Şehirler:Detroit (USA), Los Angeles (USA) ,Hong Kong (ÇİN)... &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Smog:Havaya salınan fazla miktardaki gazlar, atmosferdeki havayı yoğunlaştırır, gaz tabakasını kalınlaştırır. Bu yüzden gelen güneş ışınları daha fazla emilir, daha az yansıtılır ve yapay bir &lt;/span&gt;&lt;a title="sera etkisi" href="http://www.kuresel-isinma.org/kuresel-isinma/sera-etkisi-nedir.html"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;sera etkisi&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt; oluşur. Gazlar, özellikle büyük şehirlerde, Hava Yoğunluğu (Smog) oluşturarak etkili olmaktadır.Smog oluşumunun bulunduğu yerleşim yerlerinde yaşayan insanlarda- Akciğer ağrıları- Hırıltı- Öksürük- Baş ağrısı- Akciğer iltihapları görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sera Gazlarının Bilinen ve Olası Etkileri:&lt;br /&gt;Kuraklık ve seller: Sera etkisi çeşitli iklim değişikliklerine yol açacaktır. Önlem alınmadığı takdirde bazı doğa olaylarının olumsuz etkileri çok büyük boyutlara ulaşacaktır.Güç üretiminde azalma: Elektrik güç santrallerinin tamamı suya ihtiyaç duymaktadır. Sıcak geçen yıllarda elektrik istemi artacak fakat su miktarının azalmasından dolayı elektrik üretimi düşecektir. Bu da devlet ve halklara ekonomik sıkıntılar yaşatacak, çeşitli sorunlara neden olacaktır.Nehir ulaşımında problemler: Sıcaklık artışına bağlı olarak nehir sularının alçalması, suyolu ticaretine engel oluşturup ulaşım giderlerini arttırmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-4475166468596046194?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/4475166468596046194/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=4475166468596046194' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/4475166468596046194'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/4475166468596046194'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/04/kresel-isinma-2.html' title='KÜRESEL ISINMA (2)'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SA77EvRfF_I/AAAAAAAAASQ/YjkZrjYKxsU/s72-c/image001.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-2427972558979454303</id><published>2008-04-22T13:06:00.004+03:00</published><updated>2008-04-23T11:57:40.587+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İLGİNÇ VİDEOLAR'/><title type='text'>top kavgası</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-d1dfbe8f2b6763fe" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v4.nonxt6.googlevideo.com/videoplayback?id%3Dd1dfbe8f2b6763fe%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331986028%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D532F9AD1DE1BF2BE92F63BD4D67E9D16B4467A5E.7BAD7BC8E883B802231FC3F1A6B2D558A26168BB%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Dd1dfbe8f2b6763fe%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DFP6cpAtLewOr1S0JLkgaA8mTgo0&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v4.nonxt6.googlevideo.com/videoplayback?id%3Dd1dfbe8f2b6763fe%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331986028%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D532F9AD1DE1BF2BE92F63BD4D67E9D16B4467A5E.7BAD7BC8E883B802231FC3F1A6B2D558A26168BB%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Dd1dfbe8f2b6763fe%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DFP6cpAtLewOr1S0JLkgaA8mTgo0&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-2427972558979454303?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=d1dfbe8f2b6763fe&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/2427972558979454303/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=2427972558979454303' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/2427972558979454303'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/2427972558979454303'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/04/top-kavgas.html' title='top kavgası'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-7111529554767731188</id><published>2008-04-22T03:30:00.034+03:00</published><updated>2008-04-22T08:33:40.417+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ÇİÇEK YAĞLARI'/><title type='text'>ÇİÇEK YAĞLARI</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SA0yM_RfFhI/AAAAAAAAAOg/b30xAWMGR_0/s1600-h/image001.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191861144152643090" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SA0yM_RfFhI/AAAAAAAAAOg/b30xAWMGR_0/s400/image001.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div&gt;&lt;br /&gt;ACI BADEM YAĞI: Öksürük kesici idrar arttırıcı, kurt düşürücü ve şeker hastalığı için kullanılır. Kuru ve çatlak cilt bakımında etkilidir. Stres ve yorgunluk için masaj yağı olarak kullanılır.KULLANILIŞI: Bir çay bardağı suya 2 damla damlatılarak günde 3 defa alınır. UYARI: Yüksek miACI BADEM YAĞI: Öksürük kesici idrar arttırıcı, kurt düşürücü ve şeker hastalığı için kullanılır. Kuru ve çatlak cilt bakımında etkilidir. Stres ve yorgunluk için masaj yağı olarak kullanılır.KULLANILIŞI: Bir çay bardağı suya 2 damla damlatılarak günde 3 defa alınır. UYARI: Yüksek miktarlarda alınması zararlıdır.ktarlarda alınması zararlıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://galeri.internethaber.com/gallery.php?id=898&amp;amp;no=4"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191861247231858210" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SA0yS_RfFiI/AAAAAAAAAOo/xvmRPqtUX_Y/s400/image002.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;ADAÇAYI YAĞI: Bebeklerde gaz giderici, mide gazı giderici,ter kesici ve idrar arttırıcı etkileri vardır. Astım ve bayanlarda adet düzensizliklerinde etkili. Cilt bakım ve temizliğinde kullanılır. On iki parmak bağırsağındaki yaralara da faydalıdır.KULLANILIŞI: Bir çay bardağı suya 3 damla damlatılarak günde 1 defa içilir. Yara üzerine direkt tatbik edilebilir.UYARI: Günde 3 damladan fazla içilmez. Fazla kullanımı epilepsi ve krampa yol açabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://galeri.internethaber.com/gallery.php?id=898&amp;amp;no=5"&gt;&lt;/a&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191861367490942514" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SA0yZ_RfFjI/AAAAAAAAAOw/0Zi52e9DwVg/s400/image003.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ANASON YAĞI: Bebeklerde gaz giderici, mide gazı giderici, ter kesici ve idrar arttırıcı etkileri vardır. Astım ve bayanlarda adet düzensizliklerinde hormon dengelenmesinde kullanılır. KULLANILIŞI: 2-10 Damla bir şeker parçası üzerine damlatılarak veya bir fincan suya 4-5 damla damlatılarak günde 3 defa kullanılır. UYARI: Daha yüksek miktarda alındığı zaman hafif bir sarhoşluk sonra uyku meydana getirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://galeri.internethaber.com/gallery.php?id=898&amp;amp;no=6"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191861483455059522" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SA0ygvRfFkI/AAAAAAAAAO4/C7x7zJEBKZk/s400/image004.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;ARDIÇ YAĞI: Kalp yetmezliği soğuk algınlığı ve romatizmal hastalıklarda kullanılır. Burkulma ve çarpma gibi kazalarda ağrı kesici ve hareket kabiliyetini artırıcı özelliği vardır. Astım hastalarında ve idrar tutamayan çocuklarda faydalıdırKULLANILIŞI: Bir çay bardağı suya 5 damla damlatılarak alınır. UYARI: Hamilelikte kullanılmamalıdır. Fazla alındığı taktirde böbrekleri tahriş eder ve idrar yollarında kanamaya sebep olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://galeri.internethaber.com/gallery.php?id=898&amp;amp;no=7"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191861586534274642" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SA0ymvRfFlI/AAAAAAAAAPA/QTSLZkKU-7g/s400/image005.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ARDIÇ KATRAN YAĞI: Tüm mantar hastalıklarında cilt kaşıntılarında sedef ve egzamada varis ve ağrılarında uyuz ve benzeri tüm cilt problemlerinde kullanılırKULLANILIŞI: Kullanılacak doku defne sabunu ile yıkanır. İnce tabaka halinde cilde sürülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191861706793358946" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SA0ytvRfFmI/AAAAAAAAAPI/yU_G1bt07eA/s400/image006.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://galeri.internethaber.com/gallery.php?id=898&amp;amp;no=8"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BERGAMUT ESANSI: Stres ve yorgunluğu giderici ve bağışıklık sistemini kuvvetlendiricidir. Egzama tedavisinde de kullanılır. İştah arttırıcı ve safra söktürücü etkisi vardır. KULLANILIŞI: Bir fincan suya 2-3 damla damlatılarak, günde 2 defa kullanılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://galeri.internethaber.com/gallery.php?id=898&amp;amp;no=9"&gt;&lt;/a&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191861831347410546" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SA0y0_RfFnI/AAAAAAAAAPQ/9m6JwU4X7xM/s400/image007.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ISIRGAN TOHUM YAĞI: Saç dökülmesinde, romatizmada, hücre yenileyici, kan temizleyici olarak, miyom küçültücü olarak kullanılır.KULLANILIŞI: Bir fincan suya 5 damla damlatılarak günde 2 defa kullanılır. Haricen cilde masaj yapılarak kullanılır. Saç diplerine friksiyon yapılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://galeri.internethaber.com/gallery.php?id=898&amp;amp;no=10"&gt;&lt;/a&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191861960196429442" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SA0y8fRfFoI/AAAAAAAAAPY/LZWoywHiD2M/s400/image008.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;JOJOBA YAĞI: Cildi yumuşatır. Çizgileri ve kırışıklıkları azaltmak için kullanılır. Kuru ciltleri nemlendirir. Akneleri giderir. Kuru ve kırık saçları besler parlaklık verir. Saç şekillendirici olarak kullanılır.KULLANILIŞI: Saçlara friksiyon yöntemi ile cilde masaj yapılarak kullanılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://galeri.internethaber.com/gallery.php?id=898&amp;amp;no=11"&gt;&lt;/a&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191862140585055890" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SA0zG_RfFpI/AAAAAAAAAPg/EPYWNQc7Ugk/s400/image009.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KANTARON YAĞI: Hazmı kolaylaştırıcı ve iştah açıcı özelliklere sahiptir. Ateş düşürücü etkisi vardır. Ülser ve gastritte iyileşmeyi hızlandırır. Yara ve yanıkları iz bırakmadan iyileştirir.KULLANIIŞI: Günde 2 defa öğle ve akşam yemeklerinden önce 5-6 damla alınmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://galeri.internethaber.com/gallery.php?id=898&amp;amp;no=12"&gt;&lt;/a&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191862333858584226" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SA0zSPRfFqI/AAAAAAAAAPo/HCc2brsePjs/s400/image010.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KARABAŞ YAĞI: Damar sertliğine kolestrol ve şekere faydalıdır. Uykusuzluğu giderir. Balgam söker zindelik verir, egzama yaralarına iyi gelir. Sivrisinek kovucudurKULLANILIŞI: Günde 2’şer damla sabah akşam yarım fincan suya damlatılarak kullanılır. Cilde sürülür&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://galeri.internethaber.com/gallery.php?id=898&amp;amp;no=13"&gt;&lt;/a&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191862458412635826" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SA0zZfRfFrI/AAAAAAAAAPw/4rKd2X-0grE/s400/image011.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KARANFİL YAĞI: Ağız ve mide kokularını giderir. Sinirleri uyuşturur, antiseptik ve ağrı kesici olarak kullanılır. Diş ağrılarında etkilidir. Dişeti çekilmesi ve iltihaplarında faydalıdır. Haşere kovucudurKULLANILIŞI: 1 fincan suya 2 damla damlatılarak içilir. Diş ağrılarında pamuk üzerine damlatılarak diş üzerine tatbik edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://galeri.internethaber.com/gallery.php?id=898&amp;amp;no=14"&gt;&lt;/a&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191862600146556610" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SA0zhvRfFsI/AAAAAAAAAP4/nVi-EZMAXSU/s400/image012.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KAYISI YAĞI : Akneleri temizler. Yaşlanma ile ortaya çıkan kırışıklıkları giderir. Nemlendirici özelliğe sahiptir. Parazit problemlerinde kullanılır. UYARI: Kayısı yağı cilde sürdükten sonra güneşe çıkılmamalıdır, ters etki yapar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://galeri.internethaber.com/gallery.php?id=898&amp;amp;no=15"&gt;&lt;/a&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191862883614398162" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SA0zyPRfFtI/AAAAAAAAAQA/8N5-f14THzU/s400/image013.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KEKİK YAĞI: Bronşit, nezle, grip, solunum yolu rahatsızlıklarına dişe eti iltihaplarına iyi gelir. Kurt düşürücüdür. Alyuvar oluşumunu arttırır. Şeker hastalığına iyi gelir. Yara ve yanıklara antiseptik olarak kullanılır. Romatizmaya iyi gelir. KULLANILIŞI: 2-3 damla yarım fincan suya katılarak veya şeker üzerine damlatılarak kullanılır. Parmak uçlarıyla masaj şeklinde tatbik edilir. Fazlası sakıncalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://galeri.internethaber.com/gallery.php?id=898&amp;amp;no=16"&gt;&lt;/a&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191863042528188130" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SA0z7fRfFuI/AAAAAAAAAQI/CDTyXdODJeI/s400/image014.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KETEN YAĞI : Menapoz sıkıntılarını giderir. Mide ağrılarını ve kabızlığı giderir. Sindirim sistemi iltihaplarında etkilidir. Zihin açıcıdır.KULLANILIŞI: Bir fincan suya 5 damla damlatılarak içilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://galeri.internethaber.com/gallery.php?id=898&amp;amp;no=17"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191863287341324018" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SA00JvRfFvI/AAAAAAAAAQQ/FC-y7k2EByI/s400/image015.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;LAVANTA YAĞI: İdrar arttırıcı ve romatizma ağrıları dindirici etkileri vardır. Baş ağrısı stres ve kas ağrıları için iyi gelir ayrıca güve ve sivrisinekleri uzaklaştırmak için kullanılır. Akneleri ve vücuttaki kötü kokuları giderir. Cilde sürüldüğünde ateşi düşürür. Saçtaki sirkeleri gidericidir. KULLANILIŞI: Bir çay bardağı suya veya bir şeker parçası üzerine 3-4 damla damlatılarak alınır. Ayrıca cilde masaj yapılarak kullanılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://galeri.internethaber.com/gallery.php?id=898&amp;amp;no=18"&gt;&lt;/a&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191863587989034754" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SA00bPRfFwI/AAAAAAAAAQY/zcwSAn6dhVw/s400/image016.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KAKAO YAĞI: Vücuttaki zehirli maddeleri dışarı atar. Böbrek iltihabını giderir. Besleyici, uyarıcı, iştah açıcı ve kuvvet vericidir. Haricen basur kadınların göğüslerindeki yara ve çatlakları yumuşatmak için kullanılır. KULLANILIŞI: Günde 2-3 damla bir şeker parçası üzerine damlatılarak veya yarım çay bardağı suya 2-3 damla damlatılarak alınır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://galeri.internethaber.com/gallery.php?id=898&amp;amp;no=19"&gt;&lt;/a&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191863849982039826" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SA00qfRfFxI/AAAAAAAAAQg/fZeguXvWor8/s400/image017.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;LİMON YAĞI: Grip ve soğuk algınlığına karşı korur. Hafızayı güçlendirir. Boğaz ağrısı mide yanması kan temizleme ve böbrek taşında, bağdokusu hastalığında kas kuvvetlendirir. Diş etini kuvvetlendirir. Sivilceleri giderir. KULLANILIŞI: Balla tatlandırılmış suya 2 şer damla damlatılarak günde 3 defa gargara yapılıp yutularak kullanılır. Tonik olarak kullanımda bolca masaj yapılarak sürülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://galeri.internethaber.com/gallery.php?id=898&amp;amp;no=20"&gt;&lt;/a&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191864051845502754" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SA002PRfFyI/AAAAAAAAAQo/VzdqgnVqmQw/s400/image018.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MELİSSA YAĞI: Yatıştırıcı, gaz söktürücü terletici ve antiseptik etkilere sahiptir. Baş ağrısı ve migrende soğuk algınlığında , kas ağrılarında faydalıdır. Mide ülserine iyi gelir. Beyin damarlarını açar cilt temizliğinde cildi güzelleştirir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://galeri.internethaber.com/gallery.php?id=898&amp;amp;no=21"&gt;&lt;/a&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191864300953605938" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SA01EvRfFzI/AAAAAAAAAQw/piHBlQ5H4bs/s400/image019.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MERSİN YAĞI: Yağlı tahriş olmuş ve iltihaplı ciltler için kullanılır. Hemoroid tedavisinde ve şeker hastalığına karşın etkilidir. Nefes açıcı özelliğe sahiptir. Gerginliğe ve uykusuzluğa iyi gelir. Adale kuvvetlendirici ve spor sakatlıklarında masaj için çok uygundurKULLANILIŞI: Dahilen günde 1 fincan suya 5 damla damlatılarak içilir. Haricen cilde masaj şeklinde kullanılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://galeri.internethaber.com/gallery.php?id=898&amp;amp;no=22"&gt;&lt;/a&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191864571536545602" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SA01UfRfF0I/AAAAAAAAAQ4/kON1SXbCfO0/s400/image020.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NANE YAĞI: Mide bulantısını keser. Hazmı kolaylaştırır. Gaz söktürücüdür. Baş ağrılarına iyi gelir. Selülit tedavisinde kullanılır. Anne sütünü arttırır. KULLANILIŞI: Günde 3 defa bir şeker parçası üzerine 2-3 damla damlatılarak içilir. Haricen cilde masaj yapılarak sürülür. Fazla miktarda kullanılması sakıncalıdır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://galeri.internethaber.com/gallery.php?id=898&amp;amp;no=23"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191864983853406034" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SA01sfRfF1I/AAAAAAAAARA/8L093lLAPaU/s400/image021.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OKALİPTÜS YAĞI: Kabızlık, öksürük, sinüzit, şeker hastalığı, romatizma ve selülite etkilidir. KULLANILIŞI: Bir fincan suya 5 damla damlatılarak balla tatlandırılıp içilir ya da masaj yapılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://galeri.internethaber.com/gallery.php?id=898&amp;amp;no=24"&gt;&lt;/a&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191865198601770850" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SA014_RfF2I/AAAAAAAAARI/SU7wdSf3cck/s400/image022.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PAPATYA YAĞI: Duyarlı ve problemli ciltler için yaraları iyileştirici ve cildi besleyen özelliğe sahiptir. Bademcik ve diş iltihabında kullanılırKULLANILIŞI: Bir fincan suya 4-5 damla damlatılarak gargara yapılır. Cilde masaj şeklinde tatbik edilir. UYARI: İçilmesi sakıncalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://galeri.internethaber.com/gallery.php?id=898&amp;amp;no=25"&gt;&lt;/a&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191865473479677810" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SA02I_RfF3I/AAAAAAAAARQ/6_PScm-KwAY/s400/image023.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PORTAKAL YAĞI: Mide rahatsızlıklarını geçirir. Hazmı kolaylaştırır. Ateş düşürücüdür. Romatizmada faydalıdır. Cildin güzel olmasını sağlar. Yara ve yanıkların tedavisinde kullanılır. Cildi sıkılaştırır. Sivilce ve akneleri kuruturKULLANILIŞI: Yarım fincan suya 3 damla damlatılarak. Günde 3 defa kullanılır. Ya da cilde masaj yapılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://galeri.internethaber.com/gallery.php?id=898&amp;amp;no=26"&gt;&lt;/a&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191868217963779970" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SA04ovRfF4I/AAAAAAAAARY/Hhsu2cPM8JY/s400/image024.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;REZENE YAĞI : Midevi şişkinlik, hazımsızlık rahatsızlıklarını giderir. Gaz söktürücü ve anne sütünü arttırıcı etkisi vardır. Yara iyileştirici özelliğe sahiptir. Cildi besler ve pürüzleri giderirKULLANILIŞI: Dahilen bir fincan suya 5 damla damlatılarak içilir. Haricen yara üzerine sürülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://galeri.internethaber.com/gallery.php?id=898&amp;amp;no=27"&gt;&lt;/a&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191868540086327186" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SA047fRfF5I/AAAAAAAAARg/AbC4JAUwJPc/s400/image025.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SARIMSAK YAĞI : Mikrop öldürücüdür. Yüksek tansiyonu düşürür. İştah açar hazmı kolaylaştırır. Kabızlığı giderir. Kanı temizler. Ayrıca saç uzamasını sağlar, dökülmesini önler, saçkıran hastalığına iyi gelir.KULLANILIŞI: Bir fincan suya, 4-5 damla damlatılarak günde 3 defa içilir veya cilde masaj yapılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://galeri.internethaber.com/gallery.php?id=898&amp;amp;no=28"&gt;&lt;/a&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191868909453514658" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SA05Q_RfF6I/AAAAAAAAARo/nuwUVJcH-6I/s400/image026.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TATLI BADEM YAĞI: Kuru ve çatlak ciltleri çok olumlu etkiler ve pürüzlerini giderir. Ayrıca saç besleyici olup dökülmesini önler. Kabızlık giderici özelliğe sahiptirKULLANILIŞI: Saç diplerine parmak uçlarıyla friksiyon yapılır. Kabızlık için günde 1 çay kaşığı içilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://galeri.internethaber.com/gallery.php?id=898&amp;amp;no=29"&gt;&lt;/a&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191869227281094578" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SA05jfRfF7I/AAAAAAAAARw/BlWbpCXfpFY/s400/image027.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SUSAM YAĞI: Dahilen müshil, haricen ise özellikle kuru ciltlere kirpik, kaş ve saçlara rahatlıkla kullanılır. Şeker hastalığında da kullanılmaktadır. Yanıklarda iyileştirme özelliği vardır.KULLANILIŞI: Her sabah aç karnına bir çay kaşığı içilir. Müshil olarak ta bir çay kaşığı alınır. Cilde ve saça masaj şeklinde uygulanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://galeri.internethaber.com/gallery.php?id=898&amp;amp;no=30"&gt;&lt;/a&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191869502159001538" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SA05zfRfF8I/AAAAAAAAAR4/runiphgKymg/s400/image028.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÇAM TEREBENTİN YAĞI: Bel soğukluğunda ve idrar yolu hastalığında kullanılan etkili bir antiseptiktir. Saçı besler. Dökülmeyi önler kepeği giderirKULLANILIŞI: Günde 1-2 damla bir şeker parçası üzerine damlatılarak alınır. Saç dipleremasaj yaparak kullanılır. 200 grlık şampuana 20 damla damlatılarak kullanılırUYARI: Böbrekte tahriş yaptığından böbrek rahatsızlığı olanlar içmemelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://galeri.internethaber.com/gallery.php?id=898&amp;amp;no=31"&gt;&lt;/a&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191869751267104722" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SA06B_RfF9I/AAAAAAAAASA/XfyoI8n6e34/s400/image029.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MENEKŞE YAĞI: Cilt hastalıkları, egzama, dermatit ve uyuzda kullanılır. Mikrop kırıcıdır, saç dökülmesine karşı etkilidir. Kuru saçları nemlendirir. KULLANILIŞI: Cilde masaj yapılarak saça friksiyon şeklinde kullanılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191869974605404130" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SA06O_RfF-I/AAAAAAAAASI/RVbC4MBC3mY/s400/image030.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YASEMİN YAĞI : Romatizma ağrılarında, cilt besleyici temizleyici ve selülit giderici olarak kullanılır.KULLANILIŞI: Cilde masaj şeklinde uygulanır.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-7111529554767731188?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/7111529554767731188/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=7111529554767731188' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/7111529554767731188'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/7111529554767731188'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/04/iek-yalari.html' title='ÇİÇEK YAĞLARI'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SA0yM_RfFhI/AAAAAAAAAOg/b30xAWMGR_0/s72-c/image001.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-5909793823617134406</id><published>2008-04-22T01:33:00.001+03:00</published><updated>2008-04-22T01:35:10.880+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='DEVŞİRMELER'/><title type='text'>DEVŞİRMELER</title><content type='html'>Devşirme, devşirilme kavramları Osmanlı devlet yapısının en önemli ve meşhur olgularıydı. Bugün bile ülkemizde bu konu pek çok kitaba, araştırmaya ve tartışmalara konu olmayı sürdürüyor. Neydi devşirme, nasıl yapılıyordu, kıstasları nelerdi? Biraz irdeleyelim mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devşirme işi, genelde Anadolu’daki hıristiyan gençlerin belli kriterlere göre seçilerek müslüman edilmesi ve sonrasında askerlik hizmetlerinde mühim insanlar olması için eğitilmesi sürecidir. Özellikle “hıristiyan” gençler dememizin bir nedeni var; mesela yahudilerden devşirilen bir kişiyi tarih yazmamıştır. Bunun nedeni yahudilere karşı takınılan herhangi bir devlet tavrı değildir. Devşirme köylerde olur ve yahudiler imparatorluğun her bölgesinde şehirlerde yaşarlar. Şehirlidirler. Bu yüzden de devşirilmezler. Müslümanlar ise ilkesel olarak devşirmeye tabi olmasalar bile istisnalar mevcuttur. Devşirilerek İstanbul’a kapıkulu ocaklarına götürülerek eğitilen müslüman gençler de vardır. Ancak bu durum belli bir köy veya ailenin kendi isteği üzerine gerçekleşir. Hıristiyan köylerindeki devşirme işlemi ise “devşirme emini” yönetiminde devlet kararıyla yapılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devşirme işi için Selçuklular’dan kalma bir devşirme kitapçığı bulunur. Devşirme emini bu kitapçığı yanında bulundurur. Gençlerin taşıması gereken fiziksel ve akli özellikler bu kitapta tek tek belirtişmiştir. Parlak gençlerin ileriki yıllarda devlet işlerinde de görev yapabileceği düşünüldüğünden oldukça heybetli ve sağlıklı görünümü olanlar tercih edilir. Çoğu yazılı kaynaktan öğrendiğimize göre Osmanlı Devlet Protokolü kadar sadece görünümüyle baskı kuran ve etkileyen başka bir devlet protokolü yoktur. Devlet temsilcileri çok uzun boylu, düzgün fizikli ve oturmasını kalkmasını en iyi bilen kişilerdir. Devşirme esnasında bu husus önem taşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devşirme iki veya üç yılda bir gerçekleşir. Sık sık olmaz. Bu sıklığı devletin kadrolarının durumu belirler. Bir devşirme sürecinde yaklaşık 4000 genç devşirilir. Tek çocuklu veya tek erkek çocuklu ailelerin çocukları devşirilmez. Çoğu zaman devşirmenin gerçekleşmesi için köy halkının rızası alınmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaş aralığı olarak dokuz yaşından büyük ve yirmi yaşından küçük olma esası vardır. Ama bunun da istisnaları mevcuttur. Örneğin Mimar Sinan 22 yaşında devşirilmiştir. Normalde yirmi yaşın üstündekilere “sakallı” deyimi kullanılır. Sakallıların yetiştirilme yaşı geçmiş olarak görülür...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17. yüzyıldan itibaren devşirme sıklığı ve hacmi düşmeye başlamıştır. IV. Murat zamanında 8000, III. Ahmet zamanında ise sadece 1000 kadar genç devşirildi. Üstelik bu dönemde Anadolu Türkleri de devşirmeye dahil olmuştur. Nevşehirli Damat İbrahim Paşa buna en iyi örneklerdendir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaan TEMİZEL&lt;br /&gt;28.11.2007 - Çarşamba&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-5909793823617134406?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/5909793823617134406/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=5909793823617134406' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/5909793823617134406'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/5909793823617134406'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/04/devirmeler.html' title='DEVŞİRMELER'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-1537677569384814141</id><published>2008-04-21T16:37:00.005+03:00</published><updated>2008-04-21T16:50:16.116+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='KÜRESEL ISINMA'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:180%;color:#3333ff;"&gt;&lt;strong&gt;Deniz suyu seviyesi 2100’de 1.5 m. yükselecek&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;İngiliz araştırmacılar, bu yüzyılın sonunda deniz suyu seviyesinin tahmin edilenden 3 kat daha fazla yükseleceğini ve deniz seviyesinin 1.5 metre artacağını açıkladı.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;VİYANA&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;İngiltere’deki Proudman Oşinografi Laboratuvarı’nın yaptığı bir araştırmaya göre, buzulların erimesi, buz tabakalarının ortadan kalkması ve deniz suyunun ısınması, bu yüzyılın sonunda deniz suyu seviyesinin 1 buçuk metre yükselmesine neden olacak.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#3333ff;"&gt;&lt;strong&gt;ÖNGÖRÜLENDEN 3 KAT DAHA FAZLA YÜKSELME&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAyaRMhTnaI/AAAAAAAAAOY/s5UgxBu2YiY/s1600-h/283827.jpg"&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191694090660715938" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAyaRMhTnaI/AAAAAAAAAOY/s5UgxBu2YiY/s400/283827.jpg" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;Viyana’daki Avrupa Yerbilimleri Birliği konferansında sunulan araştırma, deniz suyu seviyelerinde, BM Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli’nin geçen yılki araştırmasında yer alandan üç kat daha fazla yükselmeyi öngörüyor.Araştırmacı Svetlana Jevrejeva, geçmiş 2 bin yılda deniz suyu seviyelerinin istikrarlı olduğunu belirtirken, gelecek yüzyılda deniz suyu seviyelerindeki yükselmenin 80 santimetre ile 1 buçuk metre arasında olacağını ve bunun milyonlarca insanı yer yerlerinden edeceğini kaydetti.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;HIZLI YÜKSELİŞ NEDENİ &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#3333ff;"&gt;&lt;strong&gt;BUZULLARDAKİ ERİME&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;Jevrejeva, deniz suyu seviyelerindeki artışın 18’inci yüzyılda 2 santimetre, 19’uncu yüzyılda 6 santimetre ve geçen yüzyılda da 19 santimetre olduğunu ifade ederek, 20’nci yüzyılda bu hızlı yükselişe, buz tabakalarının erimesinin yol açtığını bildirdi.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#3333ff;"&gt;&lt;strong&gt;72 MİLYON ÇİNLİ &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#3333ff;"&gt;&lt;strong&gt;YERLERİNDEN OLACAK&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;Svetlana Jevrejeva, deniz suyu seviyesinin 1 metre yükselmesi halinde 72 milyon Çinli’nin ve Vietnam nüfusunun yüzde 10’unun yerlerinden olacağını sözlerine ekledi.BM Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli, deniz suyu seviyesinde 18 ila 59 santimetrelik bir artış öngörmüştü. Araştırmacılar, Panel’in araştırmasında, buz tabakalarının, erimeyle birlikte daha hızlı hareket etmesi, bunun yok olmalarını belirgin şekilde hızlandırması gibi etkenleri göz önünde bulundurmadığını savunuyor.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-1537677569384814141?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/1537677569384814141/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=1537677569384814141' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/1537677569384814141'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/1537677569384814141'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/04/deniz-suyu-seviyesi-2100de-1.html' title=''/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAyaRMhTnaI/AAAAAAAAAOY/s5UgxBu2YiY/s72-c/283827.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-3375303743433806106</id><published>2008-04-21T16:34:00.004+03:00</published><updated>2008-04-22T01:39:46.369+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SÜMELA MANASTIRI'/><title type='text'>Sümela Manastırı (TRABZON)</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAyYHMhTnYI/AAAAAAAAAOI/nYyMrf_wlmo/s1600-h/sumela_00.jpg"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191691719838768514" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 293px; CURSOR: hand; HEIGHT: 220px" height="171" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAyYHMhTnYI/AAAAAAAAAOI/nYyMrf_wlmo/s400/sumela_00.jpg" width="217" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Trabzon'un Maçka ilçesinin güneyinde Karadağın bir tepesinin yamacına yapılmış olan bu manastıra halk tarafından Meryemana manastırı söylenir. Meryem(panaghia) adına kurulan bu manastırın, gerekçe "SUMELA" adının esasını, kara-siyah karanlık anlamına gelen Melas kelimesinden aldığı söylenir. Semavi Eyice'ye göre;"evvelce burada saygı gören siyah Meryem tasvirinden Sumela adını aldığı ve bu dağın adıda manastırdan dolayı Oros Mela-karadağ olduğu"kabul edilir. Sumela Manastırının kuruluşu efsaneye göre: iki Atina'lı Barbabas ile yeğeni Sophronios rüyalarında Hz.Meryem'i görmüşler, rüyada Meryem onlara bir manastır yaptırmalarını ve yerini, nasıl gideceklerini tarif etmiştir. Bunlar St.Luka!nın yaptığı rivayet olunan tabloyu da beraberlerinde alarak yola çıkıyorlar, deniz yoluyla Trabzon'a gelip, karadağın sarp yamacında kiliseyi kurmak için karar kılıyorlar ve Theodosios devrinde (375-395)ilk kaya kilisesini kurarlar. Bu tarih, tesisn kesin kuruluş tarihi değilse de bahsedilen tarihler arasında yapıldığı sanılıyor. Bazı araştırmacılara görede burası M.S.385 yılında bazılarına göre ise 472 yılında yapıldığı belirtilmektedir. Bu tarihler ve efsaneler bir tarafa bırakılacak olursa, manastırın tarihini Trabzon komnenosları devrinden sonra incelemek mümkündür. Trabzon komnenoslarından III.Alexios burasını yeni bir tesis halinde 1360 yılında inşa ettirerek 17 metre yüksekliğinde, 40 metre uzunluğunda, 14 metre ğenişliğinde 72 odalı bir tesis yaptırmıştır. Trabzon kralları bu manastıra vermiş oldukları hediye ve haklarla, halkın desteğini sağlamışlardır. Trabzon, Türkler tarafından alındıktan sonra, Osmanlı sultanlarıbu manastırın haklarına dokunmamışlardır. Manastıra Yavuz I.Selim (1512-1520) iki şamdan armağan etmiştir. Ayrıca Trabzon fatihi II.Mehmed'in de manastırın haklarını tanıdığını bildiren bir fermanı muhafaza ediliyordu.Yine Sultan I.Beyazıt, I.Selim, II.Selim, III.Murat, İbrahim, IV.Mehmet, II.Süleyman, Mustafa ve III.Ahmet tarafından verilmiş fermanların bulunduğu bildirilmektedir. &lt;/span&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAyYO8hTnZI/AAAAAAAAAOQ/Vo6fQR09koI/s1600-h/sumela_02.jpg"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191691852982754706" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" height="229" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAyYO8hTnZI/AAAAAAAAAOQ/Vo6fQR09koI/s400/sumela_02.jpg" width="322" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1962 yılında merdivenleri ile kapısı tamir ettirilerek turistlerin ziyaretine elverişli bir duruma getirilmiş olan görkemli yapı görenlerin hayranlığını uyandırmaktadır.1972 yılında ise örenyeri olarak ziyarete açılan yapı'ya orman içersinden 25-30 dakikalık bir patıka yolla ulaşılabilindiği gibi manastırın 200 metrelik yakınına küçük vasıtalarla da ulaşılabilir. Manastırın bulunduğu alan Orman Bakanlığınca Milli Parklar statüsüne alınmış olup Kültür Bakanlığınca da aslına uygun olarak onarımı devam etmektedir. Trabzon'un turizminde önemli bir yer tutan Sumela Manastırını kente gelen her bireyin mutlaka gezmesi gereklidir. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-3375303743433806106?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/3375303743433806106/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=3375303743433806106' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/3375303743433806106'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/3375303743433806106'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/04/smela-manastr-trabzon.html' title='Sümela Manastırı (TRABZON)'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAyYHMhTnYI/AAAAAAAAAOI/nYyMrf_wlmo/s72-c/sumela_00.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-5651906150294444966</id><published>2008-04-21T16:23:00.010+03:00</published><updated>2008-04-22T01:41:35.484+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SİNEMA'/><title type='text'>ŞEYTANIN AVUKATI</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAyWwchTnXI/AAAAAAAAAOA/h2m8HSKWLqQ/s1600-h/images.jpg"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191690229485116786" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAyWwchTnXI/AAAAAAAAAOA/h2m8HSKWLqQ/s400/images.jpg" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bugüne dek Fransa'da ve farklı türlerde filmlerini izlediğimiz Barbet Schroeder'in yönettiği, sıradışı ve usta işi bir belgesel "Terörün Avukatı" ("L'avocat de la terreur"). Tanınmış teröristleri ve Nazileri bile savunan irkiltici ceza avukatı Jacques Vergès'in, pis bir fırsatçı mı yoksa humanist mi olduğunu araştıran film, içyüzüne dair bir araştırma niteliğindeki film, bu yıl belgesel dalında Fransa'nın Oscarı olarak bilinen César Ödülü de almıştı.&lt;br /&gt;Kaçırmamanızı tavsiye ederiz.&lt;br /&gt;Gösterim programı:&lt;br /&gt;10 Nisan Perşembe 19:00 Beyoğlu 11 Nisan Cuma 16:00 Beyoğlu 12 Nisan Cumartesi 11:00 Beyoğlu &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.iksv.org/film/program.asp?Content=Film&amp;amp;Day=6&amp;amp;SID=17&amp;amp;FID=126" target="_blank"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Filmin festivalin resmi web sitesindeki sayfasına gitmek için tıklayın...&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bir bakışta "Terörün Avukatı":Yönetmen: Barbet Schroeder Süre: 135 dk. Ülke: Fransa / 2007 IMDB notu: 7.2/10&lt;br /&gt;Ödülleri:2007 César En İyi Belgesel 2008 Étoile d'Or En İyi Belgesel &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-5651906150294444966?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/5651906150294444966/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=5651906150294444966' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/5651906150294444966'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/5651906150294444966'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/04/eytanin-avukati.html' title='ŞEYTANIN AVUKATI'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAyWwchTnXI/AAAAAAAAAOA/h2m8HSKWLqQ/s72-c/images.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-1231931926145209470</id><published>2008-04-20T13:05:00.004+03:00</published><updated>2008-04-22T01:42:24.553+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='PRATİK BİLGİLER'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAsaKshTnWI/AAAAAAAAAN4/nkO8Gmoai00/s1600-h/181866_7991.jpg"&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191271766526500194" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 182px; CURSOR: hand; HEIGHT: 213px" height="260" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAsaKshTnWI/AAAAAAAAAN4/nkO8Gmoai00/s400/181866_7991.jpg" width="201" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Pratik Bilgiler&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;-Mutfak eşyalarının üzerindeki etiket izlerini yok etmek için, üzerlerine mobilya cilası serpip yumuşak bir bezle silin&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;-Fırınınıza sinmiş kötü yemek kokuları için; yemek yapmadan önce fırınınızın ortasına yarısı sirke yarısı su ile doldurulmuş bir tava koyun. Fırınınızı birkaç dakika için ısıtın daha sonra soğumaya bırakın.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;-Gömlek yakalarındaki kirleri gidermek için, gömleği makineye atmadan önce yaka kısmına sabun sürüp 15 dakika bekletin.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;-Tutkal lekelerini çıkarmak için, sirke ile ıslatıp, bol su ile durulanmalıdır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;-Masanızın üzerine damlayan mumları çıkarmak için lekenin üzerine neft döküp 5 dakika bekleyin sonra nemli bir bezle silin.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;-Ellerdeki soğan ve sarımsak kokularını giderebilmek için yapılacak en iyi şey, haşlanmış patatesle ovmaktır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;-Çay lekesi: Pamuklu ve yünlülerde: leke taze ise, ılık suya batırılmış bir bezle ovulur.Eskimiş ise, içine limon suyu katılmış ılık suda ıslatılmış bir pamuk parçası ile silinir.Ilık su ile çalkalanır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;-Bir yerdeki sigara dumanını yok etmek için hemen mum yakın&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;-Ütüde sararan elbise hemen oksijenli su ile silinirse sararan yerler kaybolur.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;-Kuru bakliyatları bir gece önceden ılık suya koyun ve haşlarken içine biraz karbonat ilave edin&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;-Sürahinizin dibi kir tutmuş ise, içine bir avuç tuz ile sirke koyup çalkalayınız.Tertemiz olacaktır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;-Buzdolabındaki nemi almak için, dolaba içi tuz dolu bir kap konur.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;-Pişirdiğiniz kek kalıbından çıkmıyor ise, kabın altına ıslak bir bez yayarak biraz bekletin&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;-Konserve açıldıktan sonra cam kavanozda saklanırsa daha dayanıklı olur.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;-Kristallerin ışıl ışıl parlaması için, yıkadıktan sonra durulama sırasında sirkeli suya batırın. Bu işlem kristalleri parlatacaktır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;-Sararan teflon tava ve tencerelerin içerisine bir miktar su ve birazda çamaşır suyu koyduktan sonra ateşin üzerinde kaynatın. İndirincede önce sıcak suyla daha sonra soğuk su ile iyice durulayın&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;-Parlaklığını yitirmiş bir sürahiye eski görünümünü kazandırmak için yarısına kadar yırtılmış gazete kağıdı doldurun, üçte birine de sıcak suy doldurup sıkı sıkı sallayın.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;-Dibi tutan tencereleri bir gece suda bekletin, tencere daha kolay temizlenecektir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;-Musluklarınızı temizlemek için bez yerine eski bir naylon çorabı tercih edin sonuç daha mükemmel olacaktır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;-Karnı baharın haşlama suyuna bir miktar süt katarsanız kar gibi beyaz olduğunu, hem de kötü kokmadığı fark ederisiniz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;-Kullandığınız salçaların bozulmamasını istiyorsanız üzerini düzleyerek biraz zeytin yağı ilave ederek uzun süre saklayabilirsiniz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;-Yumurta lekesini çıkarmak için önce soğuk suda bekletmeli sonra ılık sabunlu suda yıkamalısınız.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;-Pirinç ve bakliyatların saklanması için cam kavanozları tercih edin.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;-Balık kokusunu çıkarmak için yıkama suyunun içine bolca kahve telvesi atın.Sonra bolca durulayın.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;-Rafadan pişireceğiniz yumurtaların çatlamaması için kabın içine fincan tabağı koyarsanız,çatlamasını önlersiniz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;-Domatesi kolay soymak için, bıçağın sırtıyla kabuklar, soyulacak yönün tersine sürtülür, veya kaynar suda bir dakika bekletilir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;-Patlıcanların acısını almak için, soyunca tuzlu suda bekletilir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;-Buzdolabından çıkardığınız yumurtanın akı ve sarısının birbirine karışmaması için hemen kırın.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;-Sebzeleri tuzlu suda yıkamayı alışkanlık haline getirin. Tuzlu su sebzeleri daha etkili ve çabuk temizler.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;-Sosislerin patlamasını önlemek için; fırın yada ızgaraya koymadan önce soğuk süte batırmanı yeterli olacaktır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;-Çaydanlığınızın içinde biriken kireç tortusunu temizlemek için, 15 dakika kadar içinde sirke kaynatın&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;-&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;Taze ceviz lekesini elden çıkarmak içi, eller önce bir - iki dakika sirkeye batırılmış bir pamukla ovulur, sonra soğuk suyla ovulur ve yıkanır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;-Çamaşırdaki pas lekesi için lekenin üzerine limon damlatılıp ütülenir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;-Çikolata sosu hazırlanırken içine biraz kahve konursa tadı çok daha değişik olur.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;-Kuş üzümlerini ayıklamak için, onları bir avuç unla ovuşturunuz ve kalın delikli bir süzgece atınız. Unla beraber çöplerde düşer.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;-Zeytin yağı lekesini çıkarırken bir lokma ekmek içi yuvarlanıp lekenin üzerine gezdirilmelidir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;-Soğanların üzerine biraz un serpilirse kavururken kararmaz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;-Yemeğinizin tuzunu fazla kaçırınca tencereye birkaç parça çiğ patates atın, fazla tuzu çekecektir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;-Soğan soymaya başlamadan önce parmaklarınızı sirkeye batırırsanız, soğan kokusunun elinize sinmediğini göreceksiniz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;-Yumurtaları kolayca soymak için, kaynar sudan çıkardıktan sonra hemen soğuk suya tutulup biraz bekletilir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;-Evde ortaya çıkan karıncaları yok etmek için kahve telvesi kullanmanız iyi sonuç verecektir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;-Parlaklığını kaybeden çelik tencereler ısıtılmış sirke ile ovulup sonra iyice durulanır, ve bir bez parçası ile parlatırsanız tencereniz pırıl pırıl olur.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;-Etleri limon suyu ile pişirirseniz hem çabuk hem de lezzetli olur.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;-Mantar sotelenirken tencerenin kapağı açık olursa, hem mantarların suyunu vermesi hem de kararması önlenir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;-Süte biraz karbonat atarsanız hem çabuk bozulmaz hem de kolay hazmedilir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;-Ekmeğin küflenmemesi için ekmek kutusuna biraz tuz koymayı ihmal etmeyin.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;-Pastaların daha gevrek olması için hamurun içerisine bir çay kaşığı tuz atın (tatlı - tuzlu farketmez)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;-Bir kumaşı benzin yada başka bir leke çıkarıcı ile silmeden önce oldukça tuzlu bir su ile silerseniz leke çıkarıcı iz bırakmaz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;-Eğer örtünüze meyve suyu dökülürse hemen tuz serpin ilk yıkamada çıkacaktır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;-Ağız kokusu için kahve çekirdeği çiğneyin.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;-Cam tencerede yemek pişirirken kapağın buharlaşmaması için iç yüzeyi limon kabuğu ile silinir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;-Teflon tavanızda oluşan lekeleri temizlemek için bir bardak suya iki çorba kaşığı karbonat ve yarım su bardağı sirke karıştırın. Bunu tavanızın içine dökün 10 dakika kaynatın.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;-Lavaboyu temizlerken tuzla bastırarak silince hem iyi temizler hem de kokuları giderir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;-Uzunca bir süre kullanılmayan eski çaydanlıkların kötü kokusunu gidermek için içine bir parça kesme şeker koyun.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;-Pilavınızı tekrar ısıtırken bir kabın içine su koyup bu kabın üzerine pilav tenceresi koyularak ısıtılırsa pilav taneli kalır tazeliğini muhafaza eder.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;-Patates pişirirken suyuna bir kaşık sirke konursa hem rengi sarı kalır hemde daha lezzetli olur.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;-Halının rengini canlandırmak için en son suyuna sirke konur.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;-Çizik zeytin yağ ve limonla servis esilirse daha lezzetli olur.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;-Sütü ocağa koymadan tencere soğuk suyla çalkalanırsa süt kaynarken dibine yapışmaz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;-Bulaşık suyunuza bir kaşık sirke katmakla bulaşıklarınızın daha kolay ve temiz yıkandığını göreceksiniz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;-Renkli gömlekler yıkanmadan önce iki saat sirkeli suda bırakılırsa renkleri canlı olur.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;-Yoğurdu sulandırmak için tahta kaşıkla üstten almak gerekir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;-Elbiselerin fermuarları yıkarken bozuluyorsa makineye atmadan önce kapatılır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;-Kapılarınız veya çekmeceleriniz bir müddet sonra itseniz de çekseniz de kapanmaları zorlaşır. Kapınızın, çekmecenizin sürten kısmına vazelin sürün.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;-Baş ağrısı için: Kahve çekirdeğine limon suyu sıkın yavaş yavaş yiyin. (Birkaç tane)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;-Mantar kapaklı şişeleri yatık vaziyette saklamalısınız.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;-Şarap şişelerinin mantarını tekrar şişeye geçirmek için: Mantarı kaynar suyun içine atın.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;-İçkilere güzel tat ve görüntü vermek için: Buzu dondururken buz kabının içine kiraz, nane yaprağı, yeşil zeytin vs. koyup dondurun.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;-Buz dondururken: Suyu kaynatın, soğuyunca buz kalıplarına koyup dondurun. Buzlar daha canlı kristal gibi görünür. Kaynamış suda oksijen azalır... Buda buzun mat görünmemesini sağlar.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;-Dişlerinizi doğal temizleyin: Çileği ezin diş fırçanızın üzerine koyun diş etlerinize kompres yapın. Sonra dişlerinizi fırçalayın.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-1231931926145209470?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/1231931926145209470/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=1231931926145209470' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/1231931926145209470'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/1231931926145209470'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/04/pratik-bilgiler-mutfak-eyalarnn.html' title=''/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAsaKshTnWI/AAAAAAAAAN4/nkO8Gmoai00/s72-c/181866_7991.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-8718220955971930384</id><published>2008-04-20T12:01:00.004+03:00</published><updated>2008-04-22T05:38:48.619+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ?'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAsMPMhTnPI/AAAAAAAAANA/sS1jEwzqGhk/s1600-h/kapambacongo9jm.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191256450673122546" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 241px; CURSOR: hand; HEIGHT: 175px" height="217" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAsMPMhTnPI/AAAAAAAAANA/sS1jEwzqGhk/s400/kapambacongo9jm.jpg" width="291" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAsLHMhTnNI/AAAAAAAAAMw/a1Zo25a1X88/s1600-h/images1.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;En uzun sure ucan tavuk 13 saniye havada kalmistir. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;El tirnaklari ayak tirnaklarina oranla 4 kat daha hizli uzarlar. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Yilda ortalama 10 milyon kez goz kirpariz. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Yarasalar bir magaraya girdiklerinde once sola donerler. &lt;a href="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAsLSchTnOI/AAAAAAAAAM4/W6pGTQxEa6Q/s1600-h/images.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Sogan dograrken sakiz cignemek goz yasarmasini onler.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Ortalama bir insan gunde 13 kez guler. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Kalbimiz gunde ortalama 100.000 kez carpar. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Thomas Edison karanliktan korkardi. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Dunyanin en eski sakizi bundan 9000 yil oncesine aittir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Beyaz Saray'da 13092 adet catal, bicak, kasik vardir. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Ortalama bir insan, yilda 1460'in uzerinde ruya gorur. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Bir insan, omuru boyunca ortalama 35000 kurabiye yer. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAsOrshTnUI/AAAAAAAAANo/q8__DUTmxTA/s1600-h/images.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191259139322649922" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAsOrshTnUI/AAAAAAAAANo/q8__DUTmxTA/s400/images.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Timsahlarin dilleri damaklarindadir. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Muz veya yesil elma koklamak zayiflamaya yardim eder. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Aslan kukremesi 5 mil oteden bile duyulabilir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Bir fare, susuzluga bir deveden daha fazla dayanabilir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Bogalar renk korudur. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Kirpiler suda batmaz. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;New York'ta her gun ortalama 36.000.000 telefon gorusmesi yapilmaktadir. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Sibirya'da insanlar sutu, donmus cubuklar seklinde alirlar.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Las Vegas'taki kumarhanelerin hic birisinde saat yoktur. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Italyan bayragini Napoleon Bonaparte tasarlamistir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Italya'nin Siena kentinde, ismi Mary olanlarin fahiselik yapmasi yasaktir. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Uzay yolculugunda tasinacak her extra kilo icin gerekli olan yakit miktari 530 kg dir. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Istokozlarin kani mavi renktedir. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Timsahlar daha derine batabilmek icin tas yutarlar. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Kalinligi ve buyuklugu ne olursa olsun hicbir kagit parcasi 7 kereden fazla katlanamaz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Suudi Arabistan'da bir kadin kocasina kahve yapmazsa bu bosanma nedenidir. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Bir köpekbaligi 100 milyon damla deniz suyu içindeki bir damla kani hissedebilir. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Insan midesi, 2 haftada bir iç zarini yenilemek zorundadir; aksi halde kendi kendini sindirir. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Eger agzimiza attigimiz bir seye tükürügümüz degmezse, onun tadini anlayamayiz. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Erkek peygamber devesi, disinin kokusunu 7 mil öteden duyabilir. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Zürafa, kulagini 53 santim uzunlugundaki dili ile temizler. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Lübnan'da disi bir hayvanla cinsel iliskiye girmek serbesttir, ama erkek hayvanla yasaktir. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Her insanin dilinin izi de parmak izi gibi farklidir. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Einstein, 9 yasina kadar düzgün konusamamistir. Ailesi onun özürlü oldugunu düsünmüstür. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Her gün dogan çocuklarin ortalama 12'si yanlis anne babaya verilmektedir. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Kagit para sanildigi gibi kagittan degil pamuktan yapilir. &lt;a href="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAsPDMhTnVI/AAAAAAAAANw/Dxj0H__Ny5E/s1600-h/dalga17fa0cw.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191259543049575762" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" height="191" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAsPDMhTnVI/AAAAAAAAANw/Dxj0H__Ny5E/s400/dalga17fa0cw.jpg" width="206" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Çikolatanin köpekleri öldürdügü dogrudur. Onlarin kalbine ve sinir sistemine zarar verir. Yarim kilo kadar çikolata küçük bir köpegi öldürebilir. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Birçok ruj çesidi balik pulu içerir. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Katil balinalar köpekbaliklarinin midesine alttan torpil gibi vurarak onlari öldürür. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Karadul örümceği, bir günde 20 eşini yer. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Beş gözü olan arılar, her yıl yılandan fazla insan öldürüyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Uçan balıklar 90 metreye kadar yükselebiliyor. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Güvelerin mideleri yoktur. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Dünyanın en büyük yumurtası köpekbalığınınkidir. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Köstebek bir gecede 90 metrelik tünel kazabilir.&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Bedenine oranla en büyük beyin karıncalardadır. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Bir bukalemunun dili, bedeninin iki katı uzunluğundadır. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAsM1shTnSI/AAAAAAAAANY/T5B8IVctvp8/s1600-h/images5.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191257112098086178" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAsM1shTnSI/AAAAAAAAANY/T5B8IVctvp8/s400/images5.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Kalkan balıkları yavruyken dişidir ancak 5 yaşına geldiklerinde birçoğu erkeğe dönüşür. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Bir salyangozun diş sayısı 25 bini bulabilir. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Çita, saatte 70 kilometre hıza iki saniyede çıkar. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Salyangozlar yemek yemeden üç yıl uyur. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Hindiler yağmurda başlarını havaya kaldırır. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Tarantula örümcekleri 2.5 yıl aç kalabilir. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Bir farenin spermi, filin sperminden uzundur. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Balinalar geri geri yüzemezler. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Dünyadaki tüm karıncaların ağırlığı, tüm insanların ağırlığının 10 katıdır. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Kaburgasız doğan develerde 3 çift gözkapağı var. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Sivrisinek kovucu spreyler sinekleri kovmuyor. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Sizi gizliyor. Sivrisineğin alıcılarını bloke ederek sizin orada olduğunuz anlamamalarını sağlıyor.&lt;/span&gt; Taze kakao, içinde bulunan sıvı kan plazması yerine kullanılabiliyor. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Maymunlar her yıl uçak kazalarından daha fazla insanın ölmesine neden oluyor&lt;/span&gt;. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Uyurken TV izlerken olduğundan daha fazla kalori harcarsınız!! &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Kupa papazı, bıyıksız olan tek papazdır! &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Boeing 747'nin kanatları uçakla uçmayı ilk başaran Wright Kardeşlerin uçtuğu mesafeden daha uzundur. &lt;a href="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAsNHshTnTI/AAAAAAAAANg/FDoVEZyR0Us/s1600-h/1185216748bafa.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191257421335731506" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" height="188" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAsNHshTnTI/AAAAAAAAANg/FDoVEZyR0Us/s400/1185216748bafa.jpg" width="261" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Venüs saat yönünde dönen tek gezegendir! &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Sabahları elma kahveden daha fazla uykunuzu açar! &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Evinizdeki toz parçacıklarının büyük çoğunluğu ölmüş deri dokusudur. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Marilyn Monroe'nun altı adet ayak parmağı vardı! &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;İnekler merdiven çıkabilir, ama inemezler! Ördeklerin vak sesi yankı yapmaz, nedenini de kimse bilmez! &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;8 yil 7 ay 6 gun boyunca ciglik atmakla olusacak ses enerjisiyle, bir bardak nescafelik su isitilabilir. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;6 yil 9 ay boyunca "PIRT" yapildiginda cikacak gazla, bir atom bombasi uretilebilir. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-8718220955971930384?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/8718220955971930384/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=8718220955971930384' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/8718220955971930384'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/8718220955971930384'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/04/en-uzun-sure-ucan-tavuk-13-saniye.html' title=''/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAsMPMhTnPI/AAAAAAAAANA/sS1jEwzqGhk/s72-c/kapambacongo9jm.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-3511161045191646499</id><published>2008-04-20T10:12:00.002+03:00</published><updated>2008-04-22T01:43:27.473+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SIRADIŞI RESİMLER'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SArvqshTnLI/AAAAAAAAAMg/N0ROZ7UgpOo/s1600-h/adsÄ±z.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191225037282319538" style="WIDTH: 285px; CURSOR: hand; HEIGHT: 200px" height="217" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SArvqshTnLI/AAAAAAAAAMg/N0ROZ7UgpOo/s400/ads%C4%B1z.bmp" width="308" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAru5shTnJI/AAAAAAAAAMQ/4Jr-RJRVlUM/s1600-h/7268_8.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191224195468729490" style="WIDTH: 287px; CURSOR: hand; HEIGHT: 205px" height="249" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAru5shTnJI/AAAAAAAAAMQ/4Jr-RJRVlUM/s400/7268_8.jpg" width="286" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SArufchTnII/AAAAAAAAAMI/GQF7MtAmnHQ/s1600-h/guzel_resimler.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191223744497163394" style="CURSOR: hand" height="199" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SArufchTnII/AAAAAAAAAMI/GQF7MtAmnHQ/s400/guzel_resimler.jpg" width="288" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SArvGMhTnKI/AAAAAAAAAMY/sPTFIH42nEM/s1600-h/7268_9.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191224410217094306" style="WIDTH: 297px; CURSOR: hand; HEIGHT: 202px" height="166" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SArvGMhTnKI/AAAAAAAAAMY/sPTFIH42nEM/s400/7268_9.jpg" width="292" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-3511161045191646499?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/3511161045191646499/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=3511161045191646499' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/3511161045191646499'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/3511161045191646499'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/04/blog-post.html' title=''/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SArvqshTnLI/AAAAAAAAAMg/N0ROZ7UgpOo/s72-c/ads%C4%B1z.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-3226318563145349522</id><published>2008-04-20T09:56:00.002+03:00</published><updated>2008-04-22T01:44:02.204+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SEUL (GÜNEY KORE)'/><title type='text'>Seul (Güney Kore)</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SArrm8hTnGI/AAAAAAAAAL4/QBO6RQ0maxQ/s1600-h/seul5.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191220574811298914" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 214px; CURSOR: hand; HEIGHT: 126px" height="152" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SArrm8hTnGI/AAAAAAAAAL4/QBO6RQ0maxQ/s400/seul5.jpg" width="263" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Seul Güney Kore'nin tam kuzey batısında yer alıyor ve Kuzey Kore sınırına olan uzaklığı şehir merkezinden itibaren sadece 40 km . Hem modern hem de tarihi bir mega şehir olan Seul, 16. ve 17. yüzyıllarda Japonlar tarafından yerle bir edildi ve hatta Kore savaşında şehrin neredeyse tamamı yok edildi ve 1950'li yıllarda yeniden inşa edildi. Bütün bunlara rağmen, tapınaklarında ve pagodalarında, muhteşem saraylarında ve büyülü bahçelerinde hala tarihin gizli sırlarını barındırmayı başarıyor. 16 kilometre uzunluğundaki şehir surları ile halen çevrili olan Seul, günümüzde modern teknolojiyi tarih ile bütünleştiriyor. Koreliler tarihlerine çok değer verdikleri için mimarilerini çok iyi korumuşlar ve bugünkü kozmopolit Seul'un bile her köşesinde mutlaka tarihten bir ize rastlıyorsunuz.&lt;br /&gt;1988 Seul Olimpiyatları'nın şehrin gelişimine çok büyük bir katkıda bulunduğu inkar edilemez, olimpiyatlardan sonra dünyaca tanınan Seul, müthiş bir hızla modernleşmeye başladı ve günümüzün en önemli başkentlerinden biri haline geldi. &lt;a href="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SArrDshTnDI/AAAAAAAAALg/dk7XxpZWTh8/s1600-h/seul-yaya-koprusu.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191219969220910130" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 182px; CURSOR: hand; HEIGHT: 170px" height="136" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SArrDshTnDI/AAAAAAAAALg/dk7XxpZWTh8/s400/seul-yaya-koprusu.jpg" width="252" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Seul, hükümet binaları, bankaları, iş merkezleri ve üniversiteleri ile Güney Kore'nin en önemli finansal, politik ve kültürel merkezi.&lt;br /&gt;Seul'un turistlere çekici gelmesinin nedenlerinin başında uygun fiyatlı güzel otellerinin bulunması ve çok iyi işleyen bir toplu taşıma sisteminin olmasıdır. 12 milyonluk bu mega şehri Han-Gang nehri ikiye bölüyor. Şehir merkezi diyebileceğimiz Chung-gu, şehrin kuzeyinde turistik ve uygun fiyatlı otellerin bulunduğu Chongno-gu ve en güneyde alışveriş için en güzel dükkanların bulunduğu ve gece hayatının kalbinin attığı It'aewon-dong…&lt;br /&gt;Namsan dağının güneyinde yer alan It'aewon-dong, turistlerin ve alışveriş yapmak isteyenlerin en çok rağbet ettikleri kent. Şehrin en seçkin ve en zengin muhiti olan güneydeki Kangnam'ın turistler için pek çekici olduğunu söyleyemeyiz çünkü tarihi değere sahip yapıtlar daha çok kuzey bölgelerde yer alıyor.&lt;br /&gt;Seul sokaklarında kaybolmanız çok muhtemel, çünkü adresler ve sokak numaraları çok düzensiz bir şekilde yerleştirilmiş. Eğer Japonya'da bulunduysanız ne demek istediğimizi anlıyorsunuzdur! Bir turist olarak gittiğinizde sizin için en gerekli şey çok ayrıntılı bir harita olacaktır. Hatta Seul'un yerlileri için bile sokakta yön bulmak her zaman kolay olmuyor! Bunun sebebi, sokak numaralarının birbirini takip eden sayılar olmaması, rastgele sayılar olması ve sokakların çok düzensiz bir şekilde sıralanıyor olmasıdır. Türkiye'de yaşayan insanlar olarak buna pek de yabancı olmadığımız düşünüldüğünde, biz Türkler için yönümüzü bulmak daha kolay olacaktır!&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SArrRMhTnEI/AAAAAAAAALo/9-gs6UtwBdU/s1600-h/hi_seul_festival.jpg"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191220201149144130" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" height="155" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SArrRMhTnEI/AAAAAAAAALo/9-gs6UtwBdU/s400/hi_seul_festival.jpg" width="186" border="0" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;Ne zaman gidilmeli?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Seul yıl boyunca çok güzel, ne zaman gideceğinize karar vermek size kalmış. Sonbahar ayları (Eylül, Ekim, Kasım) turistlerin en çok tercih ettiği zamanlar, çünkü sonbaharda güzel havanın keyfini çıkarabiliyor ve dünyanın en güzel ormanlarında muhteşem renkler görebiliyorsunuz. Seul'da kışlar sert geçebiliyor, ve çoğu zaman karlı oluyor. Bahar başında (Şubat) başlayan kiraz mevsimini kaçırmamanızı tavsiye ederiz. Yazlar ise oldukça sıcak ve nemli olduğundan turistler açısından pek de çekici değildir. Seul'e yapacağınız seyahatin Koreliler'in yerel tatil zamanlarına denk gelmemesine dikkat edin, çünkü sokaklardaki ve toplu taşıma araçlarındaki binlerce insanla, dükkanlardaki çılgın kalabalıkla başa çıkamayabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Tatil Günleri&lt;br /&gt;Yeni Ay Yılı (Solnal):&lt;/strong&gt; Yeni ayın ilk günü bütün ülkede kutlanır. Şehrin birçok yerinde düzenlenen geleneksel dans festivallerini ve birbirinden ilginç showları izleyebilirsiniz. &lt;a href="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SArsL8hTnHI/AAAAAAAAAMA/GVZDKhflMeE/s1600-h/images.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191221210466458738" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SArsL8hTnHI/AAAAAAAAAMA/GVZDKhflMeE/s400/images.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SArra8hTnFI/AAAAAAAAALw/RAFYv89zkJw/s1600-h/images.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Buda'nın doğumgünü:&lt;/strong&gt; Ay takvimine göre ilk dördün'ün sekizinci gününe, yani Nisan - Mayıs zamanlarına denk gelir. Geleneksel olarak her sene Youido Plazato Chogyesa Tapınağı'ndan yürüyüş düzenlenir. Kore Şükran Günü (Ch'usok): Ay Festivali diye de anılır ve Eylül - Ekim zamanına denk gelir. Şükran Günü Koreliler için çok önemlidir ve herkes ailesiyle birarada olur.&lt;br /&gt;Bunlardan başka yıl boyunca düzenlenen birçok festival vardır. Bu festivallerde geleneksel Kore kıyafetleri görülebilir ve geleneksel müzikler dinlenebilir. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-3226318563145349522?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/3226318563145349522/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=3226318563145349522' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/3226318563145349522'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/3226318563145349522'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/04/seul-gney-kore.html' title='Seul (Güney Kore)'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SArrm8hTnGI/AAAAAAAAAL4/QBO6RQ0maxQ/s72-c/seul5.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-1969306064226602977</id><published>2008-04-20T09:52:00.002+03:00</published><updated>2008-04-22T01:44:41.196+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='DÜNYA MUTFAĞI'/><title type='text'>Borsch Çorbası / Rusya</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SArotchTnCI/AAAAAAAAALY/beGN0Mm_76Q/s1600-h/Borsch_corbasi-.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191217387945565218" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" height="134" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SArotchTnCI/AAAAAAAAALY/beGN0Mm_76Q/s400/Borsch_corbasi-.jpg" width="152" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Borsch Çorbası&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Malzemeler : 400 gr. Dana eti 2 baş soğan 2 orta boy pancar 200 gr. Lahana 4 ufak patates 1 havuç 2 domates ya da yarım &lt;span style="font-size:100%;"&gt;bardak&lt;/span&gt; salça 1 çorba kaşığı sirke Tuz, karabiber Sarımsak 2 çorba kaşığı tereyağı Yarım bardak çiğ krema&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Hazırlanışı : Kuşbaşı doğradığınız eti bir tencereye koyup üzerine 3 lt. su ekleyin, kaynamaya bırakın. Kaynayınca ince kıyılmış 1 soğanı ilave edin ve kısık ateşte 1-2 saat pişmeye bırakın.&lt;br /&gt;1 çorba kaşığı tereyağını eritin, içine ince kıyılmış pancarları ve küp küp doğranmış domatesleri (ya da salça) ilave edin. Sirke ve gerektikçe su ekleyerek 1 saat kısık ateşte pişirin.&lt;br /&gt;1 çorba kaşığı tereyağını başka bir tavada eritin ve kıyılmış 1 baş soğan ile kürdan gibi ince ince kestiğiniz havuçları içine atın, 15 dakika kadar soteleyin.&lt;br /&gt;İnce kıyılmış lahanayı ve küçük küçük doğranmış patatesleri tencereye ilave edin. 5 dakika pişirin. Sotelediğiniz soğan ve havuçları da ekleyerek 10 dakika daha pişirin. Son olarak pancarları da ekleyin ve 5 dakika daha pişirin. Tuz ve karabiber, isteğe göre ince kıyılmış sarımsak ilave edin.&lt;br /&gt;Servis yaparken üzerine krema eklemeyi unutmayın.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-1969306064226602977?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/1969306064226602977/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=1969306064226602977' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/1969306064226602977'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/1969306064226602977'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/04/borsch-orbas-rusya.html' title='Borsch Çorbası / Rusya'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SArotchTnCI/AAAAAAAAALY/beGN0Mm_76Q/s72-c/Borsch_corbasi-.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-2666071821309248374</id><published>2008-04-20T09:41:00.004+03:00</published><updated>2008-04-22T01:45:30.660+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='AYAK BAKIMI'/><title type='text'>Ayak Bakımı</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SArmpshTm-I/AAAAAAAAAK4/XszdwdHHQjM/s1600-h/legs.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191215124497800162" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 128px; CURSOR: hand; HEIGHT: 152px" height="133" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SArmpshTm-I/AAAAAAAAAK4/XszdwdHHQjM/s400/legs.jpg" width="118" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Ayaklarınızın güzel görünmesi için bazı temel noktalara dikkat etmelisiniz. Ayak bakımının birinci ve en temel şartı ise pedikür yapmak. Pedikür, hem ölü hücre tabakasının atılımını sağlar hem de daha bakımlı ayaklara kavuşmanızı. Pedikür ile ayaklarda oluşan nasır, çatlak, tırnak batması gibi sorunlardan kısa sürede kurtulabilirsiniz. Pedikürü bir salonda yaptırabileceğiniz gibi kendiniz de yapabilirsiniz. Ama doğru sırayı izlemek şart.&lt;br /&gt;PEDİKÜR&lt;br /&gt;İlk olarak ayaklarınızı sabunlu ılık suda yarım saat kadar bekletin. Nemini aldıktan sonra, ayak törpüsüyle ölü derilerinizi alın. Bu işlemi birkaç kez tekrarlayın. Daha sonra tırnak etlerinizi törpünün ucuyla geriye itin. Bir pens ya da tırnak makası yardımıyla etlerinizi dikkatlice kesedebilirsiniz. Tırnaklarınızı törpüyle şekillendirdikten sonra, parlak ve pembe bir görünüm alması için tırnak yüzeyi için özel olarak geliştirilmiş törpüyle törpüleyin. Daha sonra, ayaklarınızın üst derisinin de pürüzsüz olması amacıyla ayaklar için özel olarak formüle edilmiş peeling kremi sürün. İyice ovaladıktan sonra yıkayın. Tırnak güçlenedirici bir jel ya da cilanın ardından ojenizi sürerek pedikürünüzü tamamlayın. &lt;a href="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SArn0shTnBI/AAAAAAAAALQ/Nest-CHpcUM/s1600-h/ayak_masaji.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191216412987989010" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" height="146" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SArn0shTnBI/AAAAAAAAALQ/Nest-CHpcUM/s400/ayak_masaji.jpg" width="229" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;CANLANDIRICI VE BESLEYİCİ ÖNERİLER&lt;br /&gt;Kuruyan, çatlayan ve şişen ayaklarınız için arada bir özel bakımlar yapmak da yerinde olur. İşte size birkaç öneri: Ayaklarınızın sürekli şişmesinden rahatsız oluyorsanız, bitki banyolarından yararlanabilirsiniz. Bunun için, bir litre suda iki avuç papatya ve bir adet limon kabuğunu kaynatıp soğumaya bırakın. Ayaklarınızı bu suyun içinde yarım saat kadar bekletin. Şişlerin indiğini, ayak derinizin canlandığını göreceksiniz. Kuruyan, pul pul ayrılan tırnaklarınız içinse, gliserinden faydalanabilirsiniz. Birkaç damla saf gliserinle eşit miktardaki limon suyunu karıştırın. Bu karışımı her gün tırnaklarınıza sürün. Canlı, parlak ve sağlıklı tırnaklar için bundan daha iyi bir yol olamaz.&lt;br /&gt;Soğuk parafin: İşte sağlıklı ve pürüzsüz ayaklara kavuşmanın başka bir yolu! Yumuşak ve bakımlı ayaklar için uygulanan özel yöntemin adı, soğuk parafin. Öncelikle ayaklara peeling uygulanarak ölü hücre tabakası atılımı sağlanıyor. Daha sonra parafin sürülerek ayak paketleniyor ve 20 dakika bekletiliyor. Açıldıktan sonra krem sürülüyor. Sonrasında pamuk gibi ayaklara sahip oluyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çatlak: Daha çok kuru ciltlerin problemi olan çatlaklar, topuk ve ayak tabanında görülür. Ayakları yıkadıktan sonra kurulamamak, yalınayak gezmek, küçük terlik giymek gibi nedenlere bağlı olarak ortaya çıkar.&lt;br /&gt;Her banyodan sonra ponzo taşıyla yumuşak hareketlerle ölü deriyi temizleyin. Çatlak bölgeleri, içeriğinde E vitamini ve jojoba yağı bulunan ayak kremleriyle gün boyu sık sık kremleyin. Çatlaklarınız kaybolana dek, sürekli çorap ve kapalı ayakkabı giyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasır: Bütün kış ayaklarımız botların, çizmelerin içinde kaldı. Üstelik küçük ve yanlış ayakkabı seçiminden dolayı ayakların bazı yerlerinde sertleşmeler oluşur. Açık ayakkabı ve terlikleri nasırlı ayaklarla giymek de hoş olmaz. Nasır size çok ağrı vermiyorsa pedikür yaptırarak bu sorundan kurtulmanız mümkün. Ancak problem yaratıyorsa siz en iyisi özel nasır bakımları yaptırın. Yazı rahat karşılayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oluşmasını önlemek için: Her banyodan sonra bolca krem sürün. Yumuşak derili ve geniş tabanlı ayakkabılar seçin. Eczanelerde satılan, küçük flaster ve solüsyonlardan yararlanın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KALICI OJELER &lt;a href="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SArm8shTm_I/AAAAAAAAALA/EQJ8NsgxA4Y/s1600-h/guzel-.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191215450915314674" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" height="147" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SArm8shTm_I/AAAAAAAAALA/EQJ8NsgxA4Y/s400/guzel-.jpg" width="204" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tırnaklarınızdaki ojelerin uzun süre dayanması için 3 öneri:&lt;br /&gt;Doğru günü seçin&lt;br /&gt;Tırnak bakımınızı yaptığınız gün oje sürmemeye özen gösterin. Özellikle tırnak etlerini ve kenarlarını temizlediğiniz gün bu işten kaçının. En iyisi oje sürme işini bir gün sonrasına bırakın.&lt;br /&gt;Ojeyi doğru sürün&lt;br /&gt;Öncelikle koruyucu bir baz kullanarak oje sürme işlemine başlayın. 5 dakika bekleyin. Arkasından ojeyi tek kat sürün ve ikinci katı sürdükten sonra yine 5 dakika bekleyin.&lt;br /&gt;Ojeyi doğru kurutun&lt;br /&gt;İyi kurumuş bir oje çok daha uzun dayanır. En son katı sürdükten sonra yaklaşık 30 dakika beklemenizde fayda var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SArnK8hTnAI/AAAAAAAAALI/tp41RjgoA68/s1600-h/ayak200ij4.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191215695728450562" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" height="166" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SArnK8hTnAI/AAAAAAAAALI/tp41RjgoA68/s400/ayak200ij4.jpg" width="143" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;AYAKLARINIZI SÜSLEYİN&lt;br /&gt;Bütün bakımları tamamladıktan sonra sıra geldi süslemeye. Yazın ayaklar ojesiz olmaz. Yeni sezonda ağırlıklı renkler kırmızı ve pembe tonları moda. Bir de ayak süslemeleri çok moda. Tırnak küpeleri, çıkartmalar, süsleme boyaları bunlardan sadece birkaçı.&lt;br /&gt;“Frech” (Öne beyaz şerit üzerine açık renk oje) ise her zaman temiz, bakımlı, güzel ayaklar için tercih edilebilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-2666071821309248374?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/2666071821309248374/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=2666071821309248374' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/2666071821309248374'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/2666071821309248374'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/04/ayak-bakm.html' title='Ayak Bakımı'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SArmpshTm-I/AAAAAAAAAK4/XszdwdHHQjM/s72-c/legs.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-162781729300957515</id><published>2008-04-20T09:32:00.001+03:00</published><updated>2008-04-22T01:45:59.650+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GELİBOLU - SON'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SArkVchTm7I/AAAAAAAAAKg/IV2adJw9KJU/s1600-h/1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191212577582193586" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" height="154" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SArkVchTm7I/AAAAAAAAAKg/IV2adJw9KJU/s400/1.jpg" width="245" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;GELİBOLU (SON)&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;57.Alay Şehitliği 10 Aralık 1992’de açılmış. 57.Alay 628 kişiden ibaretmiş ve komutanlarla beraber tüm askerler şehit düşmüş. Atatürk’ün meşhur “Ben size savaşmayı değil ölmeyi emrediyorum” diye hitap ettiği alay bu. Şehitliğin hemen girişinde Atatürk’ün bir sözü yer alıyor; tam olarak değilse de ana hatlarıyla sözleri şu Büyük Önder’in; “Biz kişilerin kahramanlıklarıyla ilgilenmeyiz, ancak bir vaka var ki anlatmadan geçemeyeceğim. 57.Alay’da en öndeki 20 kişilik grubun düşmana mesafesi sekiz metre. Hiçbirinin kurtulma şansı yok. Ve hiçbiri en ufak bir tereddüt göstermeden ölüme gidiyor. Arkadaki diğer 20 kişilik grup da üç dakika sonra öleceğini biliyor. Ama duruşlarında, bekleyişlerinde yine en ufak bir tereddüt yok. Ve kahramanca ölüyorlar”. İçimi bir tuhaf eden, yaşamıma bir daha başka bir gözle bakmamı sağlayan bu sözden gözlerimi zor da olsa ayırıp içeri geçiyorum. Beyaz mermerlerin altında yatan yüzlerce kahraman, kar kaplı bir bahçe havasına bürümüş şehitliği. Tek tek isimlerine, yaşlarına, memleketlerine bakıyorum hepsinin. Soluduğum özgür havayı bana hediye etmiş her kahramanı tek tek okuyorum mermerlerden. Onların gençliklerine yanıp, özgürlüğüme şükrediyorum. Şehitliği en ucuna kadar yürüyorum. Zihnimde bu kahramanların ölüm anlarını canlandırmaya çalışıyorum o sırada. Bir an başka bir boyuta geçiyorum. “Benim için, bizler için canlarınızı nasıl verdiniz, ne kadar da yandı canlarınız değil mi?” diye soruyorum önümde yatan Denizli’li askere. Asker hiddetle doğrulup cevap verecekken hepsi birden kalkıp “Biz ölmedik ki!” diyorlar. “Memleketin hali bu olduğuna göre asıl ölüler sizlersiniz” diye haykırıyorlar öfkeli öfkeli. Kursağıma düğümlenen nefesim beni kendime getiriyor yeniden. Utanarak giriş kapısına geri dönüyor ve tüm şehitliği fotoğraflıyorum. Bu arada bir isim dikkatimi çekiyor, “İstanbul Alay Tabibi Yüzbaşı Dimitroyati”. Bir gayrimüslimin bu şehitliğe gömülmüş olması ilginç geliyor bana. Rehberimiz gerekli açıklamayı yapıyor. Dimitroyati İstanbul’lu bir Rum doktordur. Çanakkale’de canla başla Türk yaralıları tedavi ederken bir vasiyette bulunur doktor; “Bana asla gavur mavur demeyin. Burada hep beraber öleceğiz. O halde beni de mutlaka sizlerle beraber gömün”. Bu büyük vatanseverin vasiyeti yerine getirilir ve müslüman Türk askerleriyle beraber buraya defnedilir.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SArk5shTm9I/AAAAAAAAAKw/aedEamJ9_74/s1600-h/gelibolu.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191213200352451538" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 166px" height="211" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SArk5shTm9I/AAAAAAAAAKw/aedEamJ9_74/s400/gelibolu.jpg" width="268" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Birbirine karışmış bir çok duygudan dolayı sersemliyorum. “Vatan”, “ölüm”, “mertlik”, “inanç” gibi bir çok kavramı kafamda yeniden tanımlıyorum. Gözyaşlarımı sanki soğuk soğuk esen rüzgarın etkisiymiş gibi kamufle edip otobüse geçiyorum. Conkbayırı’na doğru yola çıkıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle Conkbayırı’nın bir bayır olmadığını görüyoruz. Burası Gelibolu’nun neredeyse tümünü gözleyebilen çok stratejik bir tepe. Pek çok yoruma göre buranın düşmanın eline geçmesi durumunda savaşın kazanılması imkansız hale gelecekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kocaman dikilmiş Atatürk heykelinin yanında rehberimiz – diğer pek çok rehberin aksine hurafelere hiç girmeyen bir rehberdi- bize önemli bir bilgi veriyor. Savaşın kazanılmasında Atatürk’ün en büyük rolünün üstün seviyede harita okuma yeteneği ve strateji dehası olduğunu vurguluyor. Bu tepeden tüm düşmanı gözleyebilen büyük komutanın verdiği her emrin işlevi düşmanı hırpalamış. Zaten yanında durduğumuz heykelde de Atatürk elinde bir dürbün ve kamuflajla ileriye bakıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Conkbayırı’nın diğer bir özelliği ise Atatürk’ün üzerine doğru gelen şarapnel parçasından saati sayesinde kurtulduğu yer olması. Tam bu vakanın yaşandığı yer de işaretli olarak ziyaretçilere gösteriliyor. Tepenin etrafı daire şeklindeki siper hendeğiyle çevrili. Bu siperlikler aslına uygun olarak yeniden restore edilmiş. Tepede ayrıca Anzak’lara ait yaklaşık 5-6 metre boylarında bir taş anıt var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tepeden aşağı doğru inen uzun ince yoldan inmeye ise zaman ve hava şartları maalesef müsaade etmiyor. İstanbul’a dönüş yolu için yeniden otobüse geçiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En az yazdıklarım kadar da yazamadıklarım var Gelibolu ile ilgili. Ama onları da yazsam yine birşeyler eksik kalacaktı. Hissettiklerimi hissedebilmeniz için mutlaka burayı ziyaret ediniz. Bence her Türk’ün mutlaka görmesi gereken bir yer burası. Bizim için canlarını verenlere borcumuzu ödemek mümkün değil. En azından belli aralıklarla ziyaret ederek vicdanımızı rahatlatmak lazım diye düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık İstanbul’a dönüyoruz. İlk defa “geldiğim yer de vardığım yer de memleketim” diyebildiğim bir yolculuk oluyor bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çanakkale, sana yine geleceğim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Gelibolu gezisi 9 Nisan 2006 tarihine aittir.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-162781729300957515?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/162781729300957515/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=162781729300957515' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/162781729300957515'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/162781729300957515'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/04/gelibolu-son-57.html' title=''/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SArkVchTm7I/AAAAAAAAAKg/IV2adJw9KJU/s72-c/1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-5207197420325118915</id><published>2008-04-19T15:23:00.001+03:00</published><updated>2008-04-22T01:46:22.546+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='CİLT BAKIMI'/><title type='text'>CİLT BAKIMI SIRASI</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAnlzMhTm2I/AAAAAAAAAJ4/6mnOujgIHTU/s1600-h/facecarepg2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5190932713218218850" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 199px; CURSOR: hand; HEIGHT: 203px" height="313" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAnlzMhTm2I/AAAAAAAAAJ4/6mnOujgIHTU/s400/facecarepg2.jpg" width="300" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; 1) Temizleme sütü ile cilt boyunla birlikte temizlenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;2) Vapozone île ozon buharı verilir. Vapozone saf oksijen ve&amp;shy;rir, cildi bakıma hazırlar, porlan sıkıştırıp cildin ihtiyacı olan oksijeni sağlar. Süre kuru ciltlerde 10 dakika, normal ciltlerde 20 dakika, yağlı ve akneli ciltlerde 30 dakika ol&amp;shy;malıdır. Ozon buharının cildi dinlendirme özelliği vardır. Hamileliğin birinci ve dokuzuncu aylarında kesinlikle uy&amp;shy;gulanmaz.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;3) Komedon pres ile siyah noktalar temizlenir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;4) Peeling, kelime anlamı, ölü hücreleri çıkarma.a) Soft peeling, primatör adı verilen aletle yapılır.b) Forment peeling.c) Biyolojik kazıma sistemi.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAnmC8hTm3I/AAAAAAAAAKA/UkRlE6dMB4k/s1600-h/michelle_face_1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5190932983801158514" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" height="304" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAnmC8hTm3I/AAAAAAAAAKA/UkRlE6dMB4k/s400/michelle_face_1.jpg" width="182" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;5) İontoferezle ionizasyon, galvenik akımla cildin ihtiyacı olan maddeleri cilt altına işletilme işi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;6) Maske, cilt türüne uygun olarak seçilir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;7) Pakung, cilt yüzeyinde kurumayan maske.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;8) Kremle on-on beş dakika masaj yapılır. Kremin fazlası alınır. Tüm süre bir saat on beş dakikadır.Yirmi dört saat makyaj yapılmaz.&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAnnXMhTm6I/AAAAAAAAAKY/QEVNx9okZtc/s1600-h/michellenew4_small.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5190934431205137314" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" height="278" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAnnXMhTm6I/AAAAAAAAAKY/QEVNx9okZtc/s400/michellenew4_small.jpg" width="234" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-5207197420325118915?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/5207197420325118915/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=5207197420325118915' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/5207197420325118915'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/5207197420325118915'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/04/cilt-bakimi-sirasi.html' title='CİLT BAKIMI SIRASI'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAnlzMhTm2I/AAAAAAAAAJ4/6mnOujgIHTU/s72-c/facecarepg2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-5943793508920315523</id><published>2008-04-19T15:08:00.001+03:00</published><updated>2008-04-22T01:46:41.442+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SAÇ BAKIMI'/><title type='text'>SAÇLARINIZA BAKIM ŞÖLENİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAnhbMhTmyI/AAAAAAAAAJY/-WPYlnia2-k/s1600-h/42-15592402.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5190927902854847266" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 196px; CURSOR: hand; HEIGHT: 290px" height="333" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAnhbMhTmyI/AAAAAAAAAJY/-WPYlnia2-k/s400/42-15592402.jpg" width="260" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Hintliler için gür ve koyu saçlar kadınlığın tacı. Yağ masajları ve doğal şampuanlar saçlara güç ve parıltı sağlıyor.Rahatlatan baş masajlarıAromatik Hint baş masajı olarak tanımlanan campisaj, Hindistan'da binlerce yıldır uygulanan bir yöntem. Hintli kadınlar gür ve parlak saçların sırının saç derisine yağlarla masaj yapılmasında saklı olduğuna inanıyorlar. Uygulama, son yıllarda adını sıklıkla duyduğumuz Ayurveda felsefesinden doğmuş. Ayurveda'ya göre masajın iki önemli işlevi var; hücre ve dokunun beslenmesini sağlamak, bedeni toksinlerden arındırmak. Hintli kadınlar, saçlarını yıkadıklarında masaj yapmayı ihmal etmiyorlar. Baş bölgesine yapılan masaj kan dolaşımını hızlandırıyor ve bu sayede besleyici madd&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAnhmMhTmzI/AAAAAAAAAJg/L39FyaSF6lw/s1600-h/long-golden-hair.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5190928091833408306" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" height="247" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAnhmMhTmzI/AAAAAAAAAJg/L39FyaSF6lw/s400/long-golden-hair.jpg" width="228" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;eler saç köklerine daha iyi nüfuz ediyor. Hintli kadınlar bu yağlardan sadece daha sağlıklı bir yaşam için değil, aynı zamanda daha güzel görünmek için de yararlanıyorlar. Örneğin fesleğen saç derinizin canlanmasını sağladığı gibi, saçlarınızın parlamasına da yardımcı oluyor. Siz de ışıl ışıl parıldayan saçlara sahip olmak istiyorsanız birkaç damla fesleğenyağı, ılık jojoba ve susamyağını derin bir kabın içinde karıştırın. Bir yemek kaşığı yağı saçlarınıza ve saç derinize yayın. Parmaklarınızla hafifçe masaj yaptıktan sonra saçlarınızı iyice durulayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Mis kokulu saçlar&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir cam şişeyi suyla doldurun. İçine birkaç damla en sevdiğiniz aroma yağından damlatın.&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAnhvchTm0I/AAAAAAAAAJo/tUtxylan9k8/s1600-h/photojunkie_20060127.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5190928250747198274" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 250px; CURSOR: hand; HEIGHT: 206px" height="237" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAnhvchTm0I/AAAAAAAAAJo/tUtxylan9k8/s400/photojunkie_20060127.jpg" width="277" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Suyu, kuru saçlarınızın üzerine dökün. Saçlarınızın mis gibi kokması için, Hindistanlı kadınların sıkça kullandıkları gül ya da lavantayağını öneriyoruz.Bademle temiz bir ciltYumuşak bir peeling için: Derin bir kabın içinde, 2 yemek kaşığı iyice öğütülmüş bademi, birer tatlı kaşığı gülsuyu ve bademyağıyla karıştırın. Karışımı, üzerine süt ilâve ederek krem kıvamına getirin. Peelingi yüzünüze sürün ve hafif dairesel hareketlerle cildinize 1 - 2 dakika masaj yapın. Şimdi cildinizi su ya da pirinç suyuyla durulayabilirsiniz. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-5943793508920315523?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/5943793508920315523/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=5943793508920315523' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/5943793508920315523'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/5943793508920315523'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/04/salariniza-bakim-leni.html' title='SAÇLARINIZA BAKIM ŞÖLENİ'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAnhbMhTmyI/AAAAAAAAAJY/-WPYlnia2-k/s72-c/42-15592402.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-3992258956829568156</id><published>2008-04-19T14:51:00.001+03:00</published><updated>2008-04-22T01:47:02.794+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YAZ DİYETLERİ'/><title type='text'>YAZ DİYETLERİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAnd5chTmuI/AAAAAAAAAI4/sze8E9Thqm8/s1600-h/diyet14.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5190924024499378914" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" height="305" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAnd5chTmuI/AAAAAAAAAI4/sze8E9Thqm8/s400/diyet14.jpg" width="144" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Çok yakında tatile çıkacaksınız, ama hala kendinizi formda hissetmiyorsunuz. İşte size son fırsat! Fazla kiloları bir an önce vermek ve plajda gerine gerine salınmak için bu diyeti hemen uygulamaya başlayın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;1. gün&lt;/strong&gt; Sabah: 1 kase kiraz, 1 dilim kızarmış ekmek, 30 gram beyaz peynir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğle: 1 tabak çoban salatası, 1 tabak kıymalı kabak yemeği, 1 dilim ekmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşam: 4 adet ızgara köfte, 1 adet domates- salatalık- yeşil biber, 1 kase yoğurt, 1 dilim ekmek, 1 dilim kavun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;2. gün&lt;/strong&gt; Sabah: 1 adet domates- salatalık, 5 adet zeytin, 30 gram beyz peynir, 2 adet galeta&lt;br /&gt;Öğle: 1 adet ızgara biftek, 1 kase yoğrt, 1 dilim karpuz, 2 dilim ekmek, 2 adet şeftali, 1 kase yoğurt.&lt;br /&gt;Akşam: 1 tabak karışık salata, 1 kase sebze çorbası, 1 dilim ekmek, 2 adet şeftali, 1 kase yoğurt.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAnd_8hTmvI/AAAAAAAAAJA/38VlmOEYRDw/s1600-h/g_string_diyeti.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5190924136168528626" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" height="181" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAnd_8hTmvI/AAAAAAAAAJA/38VlmOEYRDw/s400/g_string_diyeti.jpg" width="292" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;3.gün&lt;/strong&gt; Sabah: 1 fincan şekersiz çay, 1 kaşık bal, 30 gram kaşar peyniri, 1 dilim diyet ekmek&lt;br /&gt;Öğle: 1 tabak patlıcan salatası, 3 adet köfte, 2 kaşık haşlanmış yağsız makarna, 1 kase erik&lt;br /&gt;Akşam: 1 tabak etli taze fasulye, 1 kase cacık, 1 dilim ekmek, 1 dilim karpuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;4. gün&lt;/strong&gt; Sabah: 1 bardak soğuk süt, 2 dilim diyet ekmek, 30 gram beyaz peynir&lt;br /&gt;Öğle: 1 adet karnıyarık, 1 kase yoğurt, 2 dilim ekmek, 2 adet şeftali.&lt;br /&gt;Akşam: 1 tabak diyet tonbalığı salatası, 2 dilim diyet ekmek, 1 kase erik ve kiraz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;5. gün&lt;/strong&gt; Sabah: 1 dilim karpuz, 30 gram beyaz peynir, 2 dilim ekmek&lt;br /&gt;Öğle: 2 dilim ekmek, 1 tabak zeytinyağlı bakla, 1 kase yoğurt, 1 kase kiraz&lt;br /&gt;Akşam: 4 adet ızgara köfte, 1 tabak karışık salata, 1 adet haşlanmış patates, 2 adet şeftali&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAnfLchTmxI/AAAAAAAAAJQ/TrnubXh9JjI/s1600-h/portakal_diyet.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5190925433248652050" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" height="221" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAnfLchTmxI/AAAAAAAAAJQ/TrnubXh9JjI/s400/portakal_diyet.jpg" width="247" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;6. gün&lt;/strong&gt; Sabah: 2 dilim diyet ekmek, 1 adet haşlanmış sosis, 1 bardak şekersiz çay&lt;br /&gt;Öğle: 1 tabak kıymalı bamya, 2 dilim ekmek, 1 domates- salatalık, 1 dilim kavun.&lt;br /&gt;Akşam: 130 gram haşlanmış tavuk eti, 1 dilim ekmek, patlıcan salatası, 1 kase yoğurt, 1 kase erik.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-3992258956829568156?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/3992258956829568156/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=3992258956829568156' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/3992258956829568156'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/3992258956829568156'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/04/yaz-diyetleri.html' title='YAZ DİYETLERİ'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAnd5chTmuI/AAAAAAAAAI4/sze8E9Thqm8/s72-c/diyet14.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-4577838240567240662</id><published>2008-04-19T10:23:00.001+03:00</published><updated>2008-04-22T01:47:22.763+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='KİEV (UKRAYNA)'/><title type='text'>Kiev (UKRAYNA)</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAmeVGFA4bI/AAAAAAAAAIY/gjGfMbv0jfI/s1600-h/Kiev_lenin.png"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5190854130767290802" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 147px; CURSOR: hand; HEIGHT: 161px" height="170" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAmeVGFA4bI/AAAAAAAAAIY/gjGfMbv0jfI/s400/Kiev_lenin.png" width="198" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kiev (Ukraynaca: Київ - Kıyiv, Rusça: Киев - Kiev ), Ukrayna'nın başkentidir.Aynı zamanda en büyük şehridir. Doğu Avrupa'nın büyük şehirlerindendir. Kıyiv ismi, eski Rusça'dan "Kıyın kenti" gelmektedir. Kiev, Avrupa'nın en eski şehirlerinden biridir. İsminin Slavlardan önce bölgeyi hakimiyeti altında tutan Hazar Türkleri zamanında konulduğu ve Kuyu-Ev cümlesinden geldiği öne sürülmektedir.&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAmeh2FA4cI/AAAAAAAAAIg/H8v-BXoHWVE/s1600-h/800px-StMichaelCathedral.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5190854349810622914" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" height="177" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAmeh2FA4cI/AAAAAAAAAIg/H8v-BXoHWVE/s400/800px-StMichaelCathedral.jpg" width="194" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Kiev`de ağırlıklı olarak konuşulan diller Rusça ve Ukraynaca`dır. İçinden Dnieper nehri geçer.Ulaşım altyapının Sovyetler Birliği döneminde önem verilerek yapılması sayesinde rahattır. Şehirde metrolar vardır. Kiev Metrosu dünyanın en büyük metrolarından biridir. Çok derine inşaa edilmiştir. Ayrıca Tramvay, Troleybüs gibi vasıtaları kullanarak da ulaşım gerçekleştirilebilinir. &lt;a href="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAme1WFA4dI/AAAAAAAAAIo/FT6bvj8EEls/s1600-h/120px-National_Bank_of_Ukraine.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5190854684818072018" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" height="113" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAme1WFA4dI/AAAAAAAAAIo/FT6bvj8EEls/s400/120px-National_Bank_of_Ukraine.jpg" width="138" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Kiev 2005 Eurovision Şarkı Yarışması'na evsahipliği yapmıştır.Şehrin nüfusu 2.5 milyon civarındadır.NüfusKiev'in nüfusu 2.dünya savaşı yıllarında aniden 930.000'den, 180.000'e düşmüşsede 15 yıl içinde toparlanıp %513.5 artarak 1,104,334 olmuştur. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-4577838240567240662?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/4577838240567240662/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=4577838240567240662' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/4577838240567240662'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/4577838240567240662'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/04/kiev-ukrayna.html' title='Kiev (UKRAYNA)'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAmeVGFA4bI/AAAAAAAAAIY/gjGfMbv0jfI/s72-c/Kiev_lenin.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-1497530204688813981</id><published>2008-04-19T10:03:00.000+03:00</published><updated>2008-04-19T10:32:10.555+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dünya Mutfağı'/><title type='text'>Viyana Keki (AVUSTURYA)</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAmaZWFA4aI/AAAAAAAAAIQ/TO8GmJjuZ_M/s1600-h/viyana4.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5190849805735223714" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" height="210" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAmaZWFA4aI/AAAAAAAAAIQ/TO8GmJjuZ_M/s400/viyana4.jpg" width="253" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;VİYANA KEKİ / Avusturya Mutfağı ( 6 kişilik ) &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Malzemeler : 7 çorba kaşığı + 1 tatlı kaşığı margarin 15 gr. yaş maya 3/4 su bardağı + 1 çay kaşığı şeker 1 su bardağı ılık süt 4 yumurta 4 su bardağı un 1 portakalın kabuğu (rendelenmiş) 1 su bardağı çekirdeksiz üzüm 1/3 su bardağı dövülmüş ceviz 2 çorba kaşığı pudra şekeri 1 kahve kaşığı tuz&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hazırlanışı : 1 tatlı kaşığı margarinle kek kalıbını yağlayın.Mayayı küçük bir kaseye ufalayıp, içine çatalla ezerek 1 çay kaşığı şeker katın. 4 çorba kaşığı ılık süt ekleyip, sütle mayayı kabartın.Kaseyi sıcak ve esintisiz bir yerde 2 saat, hamur bir kat kabarana, yani hemen hemen kalıbı dolduruncaya kadar bekletin.&lt;br /&gt;Fırınınızı orta sıcaklığa (180 derece) getirip ısıtın. Kalıbı fırının orta katına sürüp 40 dakika ortasına batırılan bir şiş temiz çıkana kadar pişirin. Kalıbı fırından alıp bir kenarda 30 dakika beklettikten sonra keki tamamen soğuması için tel ızgaraya çıkartın.Kek tamamen soğuyunca, üstüne pudra şekeri serpip servis edin.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-1497530204688813981?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/1497530204688813981/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=1497530204688813981' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/1497530204688813981'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/1497530204688813981'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/04/viyana-keki-avusturya-mutfa-6-kiilik.html' title='Viyana Keki (AVUSTURYA)'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAmaZWFA4aI/AAAAAAAAAIQ/TO8GmJjuZ_M/s72-c/viyana4.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-5583985691777485838</id><published>2008-04-19T00:43:00.000+03:00</published><updated>2008-04-19T01:22:37.239+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sıradışı Resimler'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAkWMGFA4NI/AAAAAAAAAGo/5euE6Vgyz6E/s1600-h/dolphin_surfer_school.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5190704442567090386" style="WIDTH: 327px; CURSOR: hand; HEIGHT: 205px" height="231" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAkWMGFA4NI/AAAAAAAAAGo/5euE6Vgyz6E/s400/dolphin_surfer_school.jpg" width="330" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yunuslarla Dans&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAkWlGFA4OI/AAAAAAAAAGw/D4eR5cZzsZE/s1600-h/temple.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5190704872063820002" style="WIDTH: 323px; CURSOR: hand; HEIGHT: 220px" height="216" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAkWlGFA4OI/AAAAAAAAAGw/D4eR5cZzsZE/s400/temple.jpg" width="313" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meksika'da Tapınak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAkdmmFA4XI/AAAAAAAAAH4/OB4nhBomQKA/s1600-h/articleimage5.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5190712594415018354" style="WIDTH: 324px; CURSOR: hand; HEIGHT: 196px" height="266" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAkdmmFA4XI/AAAAAAAAAH4/OB4nhBomQKA/s400/articleimage5.jpg" width="330" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAkdy2FA4YI/AAAAAAAAAIA/KeWFpCvODH0/s1600-h/articleimage3.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5190712804868415874" style="WIDTH: 327px; CURSOR: hand; HEIGHT: 204px" height="299" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAkdy2FA4YI/AAAAAAAAAIA/KeWFpCvODH0/s400/articleimage3.jpg" width="336" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAkeQWFA4ZI/AAAAAAAAAII/0vkRlphUIY8/s1600-h/articleimage2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5190713311674556818" style="WIDTH: 325px; CURSOR: hand; HEIGHT: 198px" height="201" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAkeQWFA4ZI/AAAAAAAAAII/0vkRlphUIY8/s400/articleimage2.jpg" width="340" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-5583985691777485838?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/5583985691777485838/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=5583985691777485838' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/5583985691777485838'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/5583985691777485838'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/04/yunuslarla-dans.html' title=''/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAkWMGFA4NI/AAAAAAAAAGo/5euE6Vgyz6E/s72-c/dolphin_surfer_school.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-7250090695074449489</id><published>2008-04-19T00:29:00.001+03:00</published><updated>2008-04-22T01:48:09.251+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GELİBOLU-2'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAkUBGFA4LI/AAAAAAAAAGY/Gm0FYvpxty0/s1600-h/14.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5190702054565273778" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" height="194" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAkUBGFA4LI/AAAAAAAAAGY/Gm0FYvpxty0/s400/14.jpg" width="197" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;GELİBOLU (2)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şehitler Abidesi tam 41 metre 70 santim. Öncelikle bu uzunluğun nedenini açıklıyor bizlere rehberimiz: İngilizler savaştan sonra Gelibolu’ya Helles (Cehennem Anıtı) adında bir anıt dikerler. Bu yapının uzunluğu 30 metredir. Atatürk bu anıta çok sinirlenir. “Bizim şehitlerimize kırk metrelik anıt yapsak azdır” der. Bunu üzerine anıtı yapan mimar Atatürk’ün bir yolunu bulup boyunu öğrenir. Atatürk’ün boyu tam 1 metre 70 santimdir. Mimar, Atatürkün söylediği gibi 40 metrelik anıtın üzerine büyük liderin boyu kadar daha ekler ve 41 metre 70 santimlik bu eseri diker.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ziyaretçi akınına uğrayan abidenin çevresinde savaş zamanında kullanılan orjinal toplar, savaş anını simgeleyen heykel örnekleri, Atatürk’ün asker kıyafetleri içinde büyük bir heykeli, savaş müzesi ve bir de Meçhul Asker mezarlığı bulunuyor. Meçhul Asker’in öyküsü de şu: Savaş zamanında Anzak askerlerinden bir tanesi, bir Türk’ü öldürebilmiş olmanın heyecanıyla şehidimizin kafasını bedeninden ayırır ve ülkesine götürür. Yıllar sonra 10 Mart 2003 tarihinde Yeni Zelanda hükümeti bu kafatasını Türkiye Cumhuriyeti’ne iade eder. Kimliği doğal olarak bilinemeyen meçhul askerin kafatası Büyük Abide’nin önüne 18 Mart 2003 günü defnedilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anıtın önüne doğru ilerlerken büyük bir mermer üzerinde Atatürk’ün Anzak annelerine gönderdiği tam anlamıyla insanlık dersi veren mektubun ingilizce ve türkçe yazımı önümüze çıkıyor. Mektupta aynen şunlar yazıyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bu memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar!&lt;br /&gt;Burada dost bir vatanın toprağındasınız.&lt;br /&gt;Huzur ve sukun içinde uyuyunuz.&lt;br /&gt;Sizler Mehmetçiklerle yanyana koyun koyunasınız.&lt;br /&gt;Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar!&lt;br /&gt;Gözyaşlarınızı dindiriniz.&lt;br /&gt;Evlatlarınız bizim bağrımızdadır.&lt;br /&gt;Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat rahat uyuyacaklardır.&lt;br /&gt;Onlar bu toprakta canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1934&lt;br /&gt;Atatürk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden bir Atatürk’ün daha gelmesinin mümkün olamayacağını bir kez daha anlıyoruz. Gözlerinin önünde 253000 evladını kaybeden, hergün kopup etrafa dağılan insan uzuvlarından, kandan, toptan tüfekten başka şey görmemiş bir insanın savaş sonrasındaki bu serin kanlı ve insancıl yaklaşımını gösteren yada gösterebilecek bir lider hayal etmeye çalışıyorum. Ama anlıyorum ki Atatürk yaşamış bir lider olmasına rağmen halen hayal bile edilemeyecek kadar yüce bir insan demek ki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buranın harika manzarasını da izliyor ve dualarımızı okuyarak Helles (Cehennem) Anıtı’na doğru yola çıkıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Helles Anıtı daha önce de anlattığım gibi 30 metre boyunda bir yapı. İngilizler savaş zamanında bu noktada hayatını kaybeden 18985 İngiliz, 248 Avusturalyalı ve 1530 Hintli asker için bu anıtı dikmişler. Bu anıtı gezince ilk kez öğreniyorum ki bize karşı savaşan Hint askerleri de varmış. Ancak bu anıta Helles (Cehennem) Anıtı denmesinin nedeni burada yaşanan büyük asker kaybı değil. Bir inanışa göre eski Bizans hükümdarlarından birinin bu noktada denizde boğulduğu ve o yıllarda bu mevkiiye Helles ismi verildiği söyleniyor. İngilizlerin anıtlarına bu ismi vermelerinin sebebi de işte bu rivayet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Helles Anıtı’nın önündeki bayırdan aşağı doğru yürüyoruz. Elli metre kadar ilerledikten sonra karşımıza 1915 yılında İngiliz gemilerini vuran bir top ve siperliklerinin yakın zamanda restore edilmiş hali görünüyor. Gerçek bir savaş havası verebilmek için topun her iki yanına küçük toprak tepeciklerden mürekkep siperler ve cephanelikler yapılmış. Buranın 1915 yılındaki fotoğrafı da hemen ön kapıya asılmış. Topun ağzı ise gerçekten müthiş bir manzaraya bakıyor. Pek çok çocuk topun üstüne çıkmış fotoğraf çektiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz daha ilerleyince Çanakkale savaşından bir kareyi gösteren maket görünüyor. Oldukça başarılı olan bu minyatürde deniz, Gelibolu ve askerler oldukça güzel yapılmış. Ancak camekanın dışından bakılabilen maketin buna rağmen bazı parçaları kopmuş. Bu noktadan biraz daha sağa doğru yürüdüğümüzde Ezineli Yahya Çavuş’un şehitliğini görüyoruz. Bu alan da çavuştan başka pek çok şehidimizin de yattığını görüyoruz. Yine yerde duran mermerlerden isimlerini okuyor, derin nefesler çekiyor ve soğuk rüzgarı arkamıza alarak yeniden otobüse hareket ediyoruz. Bir sonraki ziyaret yerimiz 57.Alay Şehitliği. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-7250090695074449489?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/7250090695074449489/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=7250090695074449489' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/7250090695074449489'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/7250090695074449489'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/04/gelibolu-2-ehitler-abidesi-tam-41-metre.html' title=''/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAkUBGFA4LI/AAAAAAAAAGY/Gm0FYvpxty0/s72-c/14.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-8062814533997547170</id><published>2008-04-18T20:09:00.001+03:00</published><updated>2008-04-22T01:48:36.263+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İBİZA (İSPANYA)'/><title type='text'>İBİZA (İSPANYA)</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAjZV2FA4HI/AAAAAAAAAF0/0Y9OID0BjRw/s1600-h/ibiza.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5190637539861520498" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" height="205" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAjZV2FA4HI/AAAAAAAAAF0/0Y9OID0BjRw/s400/ibiza.jpg" width="265" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; İbiza ya da Eivissa; Akdeniz'deki Balear Adaları'nda bulunan ve İspanya yönetiminde olan bir adadır. Adada başı çeken üç şehir vardır. Bunlar, İbiza Town, Santa Eularia del Rui ve Sant Antoni de Portmany'dir. Her ne kadar Balear Adaları'nın en büyüğü Mallorca olsa da; İbiza son 30 yıldır gerek turizmin, gerekse de eğlence dünyasının Avrupa'daki önemli bir merkezi olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAjZfWFA4II/AAAAAAAAAF8/rIGq-349xZ0/s1600-h/Ibiza_Spain.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5190637703070277762" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" height="211" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAjZfWFA4II/AAAAAAAAAF8/rIGq-349xZ0/s400/Ibiza_Spain.jpg" width="267" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;İbiza ismi; Arapça "Yabisah" (يابسة) kelimesinden gelmiştir. Sebebi de; Orta Çağ'da önemli bir süre Müslümanlar'ın kontrolünde kalmış olmasıdır. Katalanca'da ise; Eivissa ismi kullanılmaktadır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;İbizaİbiza adası; daha çok yaz partileri ve Dünyaca ünlü &lt;a href="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAjZpWFA4JI/AAAAAAAAAGE/HtslhaRFPJ8/s1600-h/ibiza-island.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5190637874868969618" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" height="193" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAjZpWFA4JI/AAAAAAAAAGE/HtslhaRFPJ8/s400/ibiza-island.jpg" width="258" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;gece klüpleri ile tanınır. Bunlar arasında, Space, Pacha, Privilege, Amnesia, Eden ve Es Paradis gelir.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-8062814533997547170?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/8062814533997547170/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=8062814533997547170' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/8062814533997547170'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/8062814533997547170'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/04/ibiza-ispanya.html' title='İBİZA (İSPANYA)'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAjZV2FA4HI/AAAAAAAAAF0/0Y9OID0BjRw/s72-c/ibiza.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-6646018818189776941</id><published>2008-04-18T11:24:00.001+03:00</published><updated>2008-04-22T01:48:58.809+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GELİBOLU-1'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAhbaGFA4GI/AAAAAAAAAFs/rlnnw9jjf-E/s1600-h/318461714_d6063c5f95.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5190499074410864738" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" height="203" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAhbaGFA4GI/AAAAAAAAAFs/rlnnw9jjf-E/s400/318461714_d6063c5f95.jpg" width="195" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;GELİBOLU (1)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Altı saat boyunca hiç gözümü açmamacasına uyudum. Otobüs durdu. Kahvaltı molası verileceği duyuruldu. Güneşin ışıkları yeni yeni kendini belli etmeye başlasa da henüz her yer karanlık. Rüzgarı ve soğuğu bol, sokakları boş bir Gelibolu sabahında otobüsten inip çorbacıya hareket ediyoruz. Ekmekleri geç getirdi diye şöföre bağırıp duran adamın sabahın o saatinde yaklaşık kırk kişiyi doyuracak kadar çorbası olması büyük şans. İçimizi ısıtıp karnımızı bir parça doyurduktan sonra otobüsün bulunduğu limana geri dönüyoruz. Acı acı yüzümüze vuran rüzgar az da olsa dinmiş gibi. Gelibolu iskelesinin hemen yanında küçük sandal ve motorların demirli durduğu tarihi bir kalenin içinde yer alan limanı fotoğraflıyorum. Burası etrafında balık lokantaları ve restoranların da bulunduğu çok şirin bir yapay koy. Fotoğraftan sonra limanın ucuna kadar yürüyoruz. Uçsuz bucaksız gibi görünen denizi biraz izledikten sonra aslında ne rüzgarın ne de soğuğun pek dinmediğini anlayarak otobüse dönüyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısa bir yolculuğun ardından rehberimizi alıyoruz. İlk durağımız “Seyit Onbaşı“ anıtı. Seyit Onbaşı tam dokuz yıl askerlik yapmış, en ala kahramanlık filmlerine konu olabilecek bir kahraman asker. Onbaşı, aylarca bombalanan, metrekaresine altı bin kurşunun yağdığı Çanakkale’de Rumeli Mecidiye Tabyası’nda topçu eri olarak görevlidir. Üzerlerine yağmur gibi yağan kurşunlar ve bombalar sonrasında etrafta düşman gemisine fırlatılacak tek bir top kalmıştır sadece. Ancak bu topun da mermi kaldıracı bozulmuştur. Seyit Onbaşı yerde duran mermiyi görür, yaklaşıp mermiye arkasını döner. Çömelir. Ellerini merminin altına sokar ve tam 273 kiloluk kütleyi zorlanarak da olsa kaldırır, namlunun ağzına sürer. Topu fırlattığında İngiliz’lerin çok güvendikleri “Ocean” gemisi büyük hasar alır. Bu büyük kahramanlık örneğini gösteren Seyit Onbaşı dokuz yıllık askerliği sonrasında evine döndüğünde on yaşına gelmiş olan çocuğu tarafından tanınmaz. Bu durum onbaşının moralini alt üst etmiştir. Atatürk, bitap durumda olan Seyit onbaşını biraz olsun neşelendirmeye çalışarak: “Seyit onbaşı, tam 273 kiloluk mermiyi kaldırdın. Haydi şimdi tut beni de bir kaldır bakalım!” demiştir. Seyit Onbaşı’nın cevabı müthiştir: “Komutanım, sizi dünya kaldıramamış. Ben nasıl kaldırayım?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu kahramanlığın vuku bulduğu Kilitbahir’de, Seyit Onbaşı’nın sırtında 273 kiloluk mermiyle ayakta durduğu heykelin önünde fotoğraflar çektiriyoruz. Ne acıdır ki bu heykeldeki mermi geçen seneye kadar Seyit Onbaşı’nın sırtında değil kucağında duruyormuş. Bu ciddiyetsizliği anlamak mümkün değil. Gurur, heyecan, hayret ve gözyaşı dolu Kilitbahir ziyaretimizin sonunda duygularımıza bir de utanç ekleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci durağımız “Şahindere Şehitliği”. Burası isimleri tespit edilebilen 1969 kahramanın yattığı kutsal bir yer. Şehitlerin ismi oval kaldırımın taşlarına yazılmış. Bu taşlardaki tarih ve isimleri okudukça insanın içi ürperiyor. Türkiye’nin (o zaman henüz T.C olmadığı için şu an bizim topraklarımız olmayan pek çok Osmanlı şehirlerinden de) pek çok yerinden gelen askerlerin burada şehit olduğunu bilmek inanın ki kalbinize bir acı yanaklarınıza da birkaç damla gözyaşı konduruyor. Gencecik insanlarımızın bölük bölük, alay alay ölüme gittiği yerlerden birisi burası. Son derece temiz ve bakımlı olan şehitlikten dualarımızla ayrılırken bir utanç notunu okuyarak yeniden hüzünleniyoruz. Bu şehitliğin 2005 yılında, savaştan tam 90 yıl sonra yapılmış olduğunu okumuş oluyoruz çünkü. Oysaki bir sonraki ziyaret yerimiz olan “Sargı Yeri” ne giderken 1934 yılında yapılmış ve pırıl pırıl duran “Fransız Şehitliği” ni gördüğümüzde utancımız bir kat daha artıyor. Daha sonra göreceğimiz İngiliz mezarlıkları da cabası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Sargı Yeri” ne varmamıza yakın, rehberimizden buranın korkunç öyküsünü dinliyoruz. Burası savaş zamanında ağır yaralı olan hem İngiliz hem de Türk askerlerinin tedavi edildiği bir çadır hastane olarak kullanılır. Çeşitli uzuvları kopmuş yada çok fazla kan kaybına uğramış askerler Zığındere’deki bu hastanede tedavi edilmeye çalışılır. Savaş içinde bir dostluk yeri olarak ün salmıştır o zamanlarda Sargı Yeri. Derken bir gün savaş yasalarında hastane veya sıhhiyelerin vurulması yasak olmasına ragmen İngiliz gemileri burayı bombalar. Bu durum dünyada büyük yankı uyandırır. Olaydan sorumlu İngiliz komutana şu soru sorulur: “Savaş yasalarına aykırı olmasına rağmen burayı neden vurdunuz?”. Cevap, sorumsuzluğun en yüksek noktasındadır: “Bir yanlışlık oldu!”. Bir süre sonra aynı komutana yeni bir soru sorulur: “Bu hastanede sizin de askerleriniz tedavi görüyordu. Buna ragmen nasıl olabildi de burayı vurdunuz?”. Köşeye sıkışmış olan komutan bu kez iğrenç bir yanıt verir: “O hastanedeki askerler artık hiçbir şekilde işimize yarayamayacak askerlerdi.”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hikayeyi duyduğumuzda şaşırıp kalıyoruz. Bir insanın nasıl bu kadar gaddar ve insaniyetten uzak olabileceğini zihnimize sokabilmeye uğraşıyoruz, ama olmuyor başaramıyoruz. Ayak uçlarımıza kadar hissettiğimiz ürpertiyle “Sargı Yeri” şehitliğine giriyoruz. Girişte ilk olarak dikkatimizi büyük bir heykel çekiyor. Heykelde bir asker, ayakta duramayan yaralı arkadaşını bir eliyle göğsünden kavramış, diğer eliyle karşıya doğru “dur” işareti yapıyor. Yani çaresiz bir şekilde, burayı bombalayan İngiliz gemisine “Artık vurma!” diye yalvarıyor. Herhalde savaş sırasında bir Türk askerinin düşmana “dur” dediği tek an bu olsa gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçerideki manzara da Şahindere’dekinden farksız. Gencecik yaşlarında canını seve seve bizlere adamış binlerce şehit. Tabiiki yine ülkenin dört bir yanından. Dualarımızı kendilerine gönderip büyük Çanakkale Şehitler Abidesi’ne doğru yola çıkıyoruz. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-6646018818189776941?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/6646018818189776941/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=6646018818189776941' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/6646018818189776941'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/6646018818189776941'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/04/gelibolu-1-alt-saat-boyunca-hi-gzm.html' title=''/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAhbaGFA4GI/AAAAAAAAAFs/rlnnw9jjf-E/s72-c/318461714_d6063c5f95.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-826020229321311987</id><published>2008-04-18T08:57:00.000+03:00</published><updated>2008-04-18T09:02:20.596+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dünya Mutfağı'/><title type='text'>Tavuk Çorbası (YUNANİSTAN)</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAg5BmFA4FI/AAAAAAAAAFk/gdPmKPij5Dk/s1600-h/Yunanistan_Girit_Resimleri.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5190461270108725330" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" height="188" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAg5BmFA4FI/AAAAAAAAAFk/gdPmKPij5Dk/s400/Yunanistan_Girit_Resimleri.jpg" width="217" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;TAVUK ÇORBASI / Yunan Mutfağı ( 6 kişilik ) &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler : 1/2 su bardağı pirinç 7,5 su bardağı tavuk suyu 4 yumurta 2 limon suyu 2 sap maydanoz (ince kıyılmış) 1/2 kahve kaşığı karabiber 1 çay kaşığı tuz &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Hazırlanışı : Pirinçleri iyice yıkayıp 30 dakika ılık suda beklettikten sonra süzün.Tavuk suyunu büyük bir tencerede kaynatın. Kaynayınca pirinci ekleyip ağır ateşte 15 dakika daha pirinç yumuşayıncaya kadar pişirin. Tencereyi ateşten alıp bir kenara bırakın.&lt;br /&gt;Yumurtaları orta boy bir kaseye kırıp yumurta teli yada mikserde çırpın. Yavaş yavaş ve sürekli karıştırarak limon suyunu katın. Tavuk suyundan birer birer atarak ve sürekli çırparak birkaç kaşık ekleyin. Bu karışımı tavuk suyunun bulunduğu tencereye boşaltın.&lt;br /&gt;Tencereyi orta ateşe oturtup çorbayı 2-3 dakika pişirin. ( Kaynamamasına dikkat edin yoksa terbiyesi kesilir ). Tencereyi ateşten alıp, karabiber ve tuzu ekip üstüne maydanozu serperek servis yapın.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-826020229321311987?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/826020229321311987/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=826020229321311987' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/826020229321311987'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/826020229321311987'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/04/tavuk-orbasi-yunan-mutfa-6-kiilik.html' title='Tavuk Çorbası (YUNANİSTAN)'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAg5BmFA4FI/AAAAAAAAAFk/gdPmKPij5Dk/s72-c/Yunanistan_Girit_Resimleri.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-8782186252238059111</id><published>2008-04-18T08:28:00.004+03:00</published><updated>2008-04-22T01:54:37.325+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ROMA (İTALYA)'/><title type='text'>Roma (İTALYA)</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAgxtWFA4AI/AAAAAAAAAE8/lVuVbqcThNQ/s1600-h/Roma.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5190453225634979842" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" height="216" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAgxtWFA4AI/AAAAAAAAAE8/lVuVbqcThNQ/s400/Roma.jpg" width="241" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Italya'nın başkenti Roma'da bugünlerde yaklaşık 2.800.000 kişi yaşamaktadır.Roma şehri için şöyle denilmekte: Bütün yollar Roma'ya çıkar. Roma şehir merkezinde her köşebaşı tarihle doludur.&lt;br /&gt;Eski ve yeni yapıların ve sokakların işlekliğine ve labirent gibi karışık olmalarına karşın Roma’yı gezmek çok kolaydır. Roma’yı gezerken bilmeniz gereken&lt;br /&gt;en temel bilgi; eğimli Tiber Nehri’nin Roma’yı doğu ve batı olarak ortadan ikiye bölmüş olmasıdır, çoğu tarihi mekan doğu kısmında kalmaktadır. Roma’nın&lt;br /&gt;eski şehir merkezinin güney sınırını Via del Corso ile birlikte piazza Venezia (Venedik Meydanı) çizmektedir. Eski Roma’nın bulunduğu yer olan Capitoline ve&lt;br /&gt;Palatine Tepeleri güneyden kuzeye doğru yerleşmiştir ve Villa Borghese de kuzey sınırını oluşturmaktadır. Vatikan ise Roma haritasının batı bölümünde kalmaktadır.&lt;br /&gt;Roma, 3000 yıllık tarihinde bu coğrafyada kurulan bir çok devletin merkezi olmuş bir şehirdir. Günümüzde hala İtalya’nın başkenti olmasının dışında, tarihsel gelişiminden getirdiği kendine has karakterini korumaktadır. Roma sınırları içinde bulunan ve Katolik Kilisesi’nin lideri Papa’nın yaşadığı bağımsız Vatikan Devleti, bu karakteri oluşturan önemli unsurlardan biridir. &lt;a href="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAgyCWFA4CI/AAAAAAAAAFM/iYz6GJzzJao/s1600-h/roma2-2005-010.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5190453586412232738" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 245px; CURSOR: hand; HEIGHT: 205px" height="203" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAgyCWFA4CI/AAAAAAAAAFM/iYz6GJzzJao/s400/roma2-2005-010.jpg" width="192" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Ayrıca 3 milyona yaklaşan nüfusuyla Roma, İtalya’nın en kalabalık ve en büyük şehri olma özelliğini de elinde tutar. İstanbul gibi 7 tepe üzerine konumlanmıştır. Denize uzaklığı yaklaşık 30 km’dir.&lt;br /&gt;Roma şehri, binlerce yıllık medeniyetin canlı sembolü gibidir. Hıristiyanlık’ın en önemli ve en büyük kilisesi olan 60 bin kişi kapasiteli San Pietro Kilisesi burada bulunmaktadır. St. Peter Basilikası, Sistine Şapeli, Colosseum, Trevi Çeşmesi, İspanyol Merdivenleri ve daha bir çok tarihi yapı, Roma’ya o eşsiz güzelliğini veren birer taç gibidir. Şehirde Raphael, Bottecelli, Pinturicchio and Belini gibi değerli sanatçıların da eserlerinin sergilendiği sayısız müze bulunmaktadır.&lt;br /&gt;Şehrin iklimi genelde ılımlı bir yapıya sahiptir. İlkbahar ve yaz ayları, havanın güneşli ve yumuşak olması sayesinde Roma’yı ziyaret etmek için ideal zaman dilimini oluşturur. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Eski Roma/ Efsane ve tarih&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Roma’nın en etkileyici harabeleri olan Forum ve Colosseum, Capitoline ve Palatine Tepeleri arasında bulunmaktadır. Yıkılmış kolonlar ve mermer parçaları arasında gezinirken, bunların görkemiyle bu harabeleri kafanızda birleştirerek Sezar’ın ülkeyi nasıl bir yerde yönettiğini canlandırmanız mümkün. Forum’un hemen yanında dördüncü yüzyıla ait kemerler bulunmaktadır. Çeşitli restorasyonlardan sonra, gladyatör savaşları olmasa da, çeşitli gösterilere ev sahipliği yapmaya başlayan amfitiyatro, aynı zamanda çok kapsamlı müzikal ve sanatsal etkinlikler için de kullanılmaktadır. Amfitiyatronun hemen arkasında eski Roma’da iki tekerlekli savaş arabalarının yarıştığı çimlik araziyi görebilirsiniz.&lt;br /&gt;Bütün bu manzarayı yukarıdan gören Capitoline Tepesi’ne ulaşmak için Marcello Tiyatrosu’nun basamaklarını kullanabilirsiniz. Nefes kesici güzellikte ki Campidoglio Meydanı Michelangelo tarafından tasarlanmış olup, tamamlanması bir yüzyıl kadar sürmüştür. Bu meydanın zıt taraflarında bulunan Palazzo Nuovo ve Palazzo dei Conservatori birleşerek Capitoline Müzesi’ni oluşturmaktadır. 1471 yılında Pope Sixtus IV tarafından açılan müze, dünyanın en eski halka açık müzesi olmakla birlikte mükemmel heykellere ve Rönesans sanatının örneklerine ev sahipliği yapmaktadır. &lt;a href="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAgyRmFA4DI/AAAAAAAAAFU/kZKVzx7KGqc/s1600-h/roma-coliseum.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5190453848405237810" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" height="172" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAgyRmFA4DI/AAAAAAAAAFU/kZKVzx7KGqc/s400/roma-coliseum.jpg" width="210" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tepenin yamacında bulunan Santa Maria Kilisesi, Juno’nun (Eski Romalıların evlilik tarıçası), Jupiter’in Minevra’nın tapınaklarının bir zamanlar bulunduğu yeri işaret etmektedir. Ancak; Vittoriano Anıtı’nın iri gövdesi bu güzellikleri sokaktan geçerken görmenizi engeller. Bu anıt 19. yüzyılda yapılmış olup Venezia Meydanı’nı tepeden görmektedir. Aynı zamanda, Mussolini eskiden burayı genel karargahı olarak kullanmaktaydı.&lt;br /&gt;Eski Roma’dan günümüze kadar en iyi şekilde korunarak getirilen Pantheon, Hadrian tarafından 12 Tanrı için yaptırılmıştır. Rotondo Meydanı’na tepeden bakan Pantheon, Navona ve Corso Meydanlarının da ortasında bulunmaktadır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Vatikan&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bu küçük ve bağımsız şehir, İ.S. 90 yılında, St Peter’in öldüğü yere ilk anıt dikildiğinde, kurulmuştur. Dördüncü yüzyılda, Roma İmparatoru Konstantin bu mezarın üzerine bazilika yaptırmıştır. Bir dizi saldırıdan sonra Pope Leo IV, bu alanın etrafını 12 metre yüksekliğinde bir duvarla çevrelemiştir. 1929 yılından beri bağımsız bir şehir olan Vatikan, tamamıyla Roma’dan izole bir yaşam içindedir. Kendi kuralları bulunan bu şehirde bacaklarınız görünecek biçimde ya da omuzlarınız açık bir şekilde giyinmeniz yasaktır, kredi kartı hiçbir yerde kabul edilmez; ayrıca burası gümrüksüz bölge olarak kabul edilmiştir. Vatikan’da ilk uğramanız gereken yer St Peter Bazilika’sıdır. &lt;a href="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAgylmFA4EI/AAAAAAAAAFc/V3sfOG1nnXg/s1600-h/TALYA_ROMA.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5190454192002621506" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 202px; CURSOR: hand; HEIGHT: 229px" height="316" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAgylmFA4EI/AAAAAAAAAFc/V3sfOG1nnXg/s400/TALYA_ROMA.jpg" width="228" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Buranın kubbesi, 1590 yılında Michelangelo tarafından tamamlandığında o güne kadar tuğla kullanılarak inşa edilmiş en büyük yapıydı. Ziyaretçiler önce küçük bir asansöre binerek daha sonra da merdivenleri kullanarak en tepeye ulaşabilir; Vatikan Bahçelerinin, Bernini Meydanı’nın ve şehrin büyüleyici görüntüsünün tadına varabilir. İbadet yerlerinin hemen altında, Michelangelo’nun Pieta’sının ve John Paul II’ninki de dahil olmak üzere, birçok kabir bulunmaktadır.&lt;br /&gt;Bazilikayı biraz geçtikten sonra yolun sonunda bulunan Sistine Kilisesi’nde Michelangelo’nun “Creation and the Last Judgement” freskleri ve Boticelli, Rosselli ve Signorelli’nin Rönesans’a ait eserleri sergilenmektedir&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-8782186252238059111?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/8782186252238059111/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=8782186252238059111' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/8782186252238059111'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/8782186252238059111'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/04/roma-italya.html' title='Roma (İTALYA)'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAgxtWFA4AI/AAAAAAAAAE8/lVuVbqcThNQ/s72-c/Roma.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-8231746115844089546</id><published>2008-04-18T08:17:00.001+03:00</published><updated>2008-04-22T01:49:38.889+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='MİMAR SİNAN - JOSEF'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAgve2FA3_I/AAAAAAAAAE0/u7GhzUOWDI0/s1600-h/2824788tr7.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5190450777503621106" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 201px; CURSOR: hand; HEIGHT: 192px" height="150" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAgve2FA3_I/AAAAAAAAAE0/u7GhzUOWDI0/s400/2824788tr7.jpg" width="163" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; JOSEF&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıl 1521. 22 yaşında, uzun boylu, yapılı bir gençti Josef. Haftada birkaç kez babası Hristo ile beraber köyleri Ağırnas’tan Ali Dağı’na kadar yürür, kerestelik ağaç keserlerdi. Köylerindeki pek çok yapıda bu gövdeleri kullanırdı babası. Bu işlerle ilgilenen tek usta oydu. Yine öğlene doğru işleri bitmiş, kestiklerini yüklenmiş köye dönüyorlardı. Yoğun sıcak iyice terletmişti ikisini de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köy meydanına vardıklarında bir kalabalıkla karşılaştılar. Sıralı duran otuz kadar yeniçerinin başları olduğu anlaşılan iri kıyım bir adam elindeki kağıttan birşeyler okuyordu. Durdular. Bu olayın müspet veya menfi olduğuna karar veremedikleri için daha fazla yaklaşmaya çekindiler. Okuyan adamın karşısındaki kalabalık esaslıydı. Tüm Ağırnas oradaydı belki de. Josef babasına dönüp neler olduğunu sordu. Yaşlı adam da bilmiyordu. Susup dinlediler;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ahali! Devletümüz yeniçeri ocağına yeni gençler katacaktır! Köyünüzden de yiğitleri İstanbul’a götüreceğiz. Gönüllü haneler var ise evlatlarını karşı tepeye yollasın. Orada onları sınayacağız. Yetmeyeni biz seçerüz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babasıyla birbirlerine baktılar bir süre. Hristo oğluna parlayan gözlerle bakıyordu. “Git oğlum! Kurtar kendini, burada ölene kadar olup olacağın bu. Git orada büyük adam olasın!” Heyecanından konuşamıyordu delikanlı. Önce evlerine gittiler. Mariya yemek hazırlıyordu. Fazla süreleri yoktu, hemen anlattılar kadına olup biteni. Oğlunun göğsüne yapıştı kadın, salya sümük ağladı. Ama o da “Git oğul” dedi. “Git ve kendini kurtar!”. “Ama dinim...” diyecekken tuttu Josef’i babası. Kelimeler adamın ağzından zorla çıkıyordu. Kekeleyerek “Gigitt Josef!”. Çıkardığı son istavroz olduğunun farkında olmadan evden çıktı delikanlı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sınanmak için anlatılan yere koştu. Yaklaşık yirmi genç dizilmişlerdi. Önce dişlerine bakıldı, sonra kol ve bacak kaslarına, gözlerinin ne kadar uzağı görebildiğine. Koştular, terlediler ve aralarından bazıları bu testleri geçemeyerek elendi. Onlar yeniçeri olamayacaktı. Kalanlara “Arkanıza dönün!” diye sert bir emir verildi. Döndüler. “İndirin donlarınızı!”. Şimdi hepsi korkusundan tir tir titriyordu. Devşirilme denen şeyin bir parçası da bu muydu yoksa. Çaresiz indirdiler. Bir adam tek tek bütün gençleri inceledi. Ama dokunmadı bile. “Toplayın donlarınızı!” . Aralarından birkaçı daha elendi. Testin ne olduğu anlaşılmıştı. Asker olabilecekler alınacaktı sadece ocağa... Kontrolleri yapan görevli elinde bir kağıda birşeyler yazarak başlarının yanına gitti. Bu kağıtta kökleri Selçuklulara uzanan devşirme için gerekli kural ve esaslar yazılıyordu. Uzunca bir listeydi. O yüzden her devşirme seyahatlerinde yanlarında gezdiriyorlardı bunu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısa bir süre sonra kabul edilenler tek tek okundu. Aralarında Josef de vardı. Bir gün daha ailesiyle kalmasına izin verildi. Ertesi gün sabahtan diğer köylerden toplanan gayrimüslim çocuklarla birlikte İstanbul’un yolunu tuttular. Hayatında bir daha göremeyeceğini bilmiyordu buraları Josef. Erciyes’i bir daha göremeyeceğini bilmiyordu. Hele hele gittiği gibi Bektaşi tekkesinde müslüman olup Sinan adını alacağını, 28 yıl pek çok kanlı savaşta savaştıktan sonra Mimar olacağını hiç bilmiyordu. Mimar Sinan olup dünyanın gelmiş geçmiş en büyük birkaç mimarından biri olacağını söyleseler, kahkahalarla gülerdi herhalde Kayseri’den ayrılırken...&lt;br /&gt;&lt;p&gt;27.09.2007&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Kaan TEMİZEL&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-8231746115844089546?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/8231746115844089546/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=8231746115844089546' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/8231746115844089546'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/8231746115844089546'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/04/josef-yl-1521.html' title=''/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAgve2FA3_I/AAAAAAAAAE0/u7GhzUOWDI0/s72-c/2824788tr7.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-6125421412912205573</id><published>2008-04-17T21:07:00.000+03:00</published><updated>2008-04-19T01:23:22.876+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sıradışı Resimler'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAeiJWFA3-I/AAAAAAAAAEs/FjYsxS7ibxQ/s1600-h/Window_V.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5190295376996917218" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAeiJWFA3-I/AAAAAAAAAEs/FjYsxS7ibxQ/s400/Window_V.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Pencere...&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAegg2FA38I/AAAAAAAAAEc/W1TSWnbUExE/s1600-h/Morning_Glow.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5190293581700587458" style="WIDTH: 352px; CURSOR: hand; HEIGHT: 293px" height="277" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAegg2FA38I/AAAAAAAAAEc/W1TSWnbUExE/s400/Morning_Glow.jpg" width="336" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir gündoğumu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAeWMmFA37I/AAAAAAAAAEU/c5olOxLxR4s/s1600-h/adsÄ±z.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5190282238691958706" style="CURSOR: hand" height="240" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAeWMmFA37I/AAAAAAAAAEU/c5olOxLxR4s/s400/ads%C4%B1z.bmp" width="336" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;2 Şubat 2006'da Missouri'de Elam Bend tarafından&lt;br /&gt;fotoğraflanmış gerçek bir gökkuşağı görüntüsü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAeSEmFA36I/AAAAAAAAAEM/85J96y35Kqo/s1600-h/niagara01.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5190277703206494114" style="CURSOR: hand" height="213" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAeSEmFA36I/AAAAAAAAAEM/85J96y35Kqo/s400/niagara01.jpg" width="337" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Niagara Şelalesi (Kuzey Amerika)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-6125421412912205573?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/6125421412912205573/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=6125421412912205573' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/6125421412912205573'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/6125421412912205573'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/04/niagara-elalesi-kuzey-amerika.html' title=''/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAeiJWFA3-I/AAAAAAAAAEs/FjYsxS7ibxQ/s72-c/Window_V.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-7034829684080689244</id><published>2008-04-17T19:33:00.002+03:00</published><updated>2008-04-22T01:50:12.657+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='PRAG (ÇEK CUMHURİYETİ)'/><title type='text'>PRAG (ÇEK CUMHURİYETİ)</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAd8FmFA33I/AAAAAAAAAD0/WpxYfll4aIQ/s1600-h/24_01_Prag.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5190253531130552178" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" height="201" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAd8FmFA33I/AAAAAAAAAD0/WpxYfll4aIQ/s400/24_01_Prag.jpg" width="162" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Prag (Çekçe Praha)Çek Cumhuriyeti'nin başkenti ve en büyük şehridir. Çek Cumhuriyeti ve Slovakya birleşikken de başkentti. Orta Bohemya’da Vltava Nehri'nin üzerinde yer alır ve 1.2 milyon nüfusu vardır. İş dünyası istatistiklerine göre bu sayıya ek olarak 300.000 kişi de resmi kaydı olmaksızın Prag'ta yaşamaktadır. Prag, geniş bir kitle tarafından dünyanın en güzel &lt;a href="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAd8QGFA34I/AAAAAAAAAD8/SM-3bYXWMZI/s1600-h/1980_PragDKRESM_1193133629.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5190253711519178626" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 228px; CURSOR: hand; HEIGHT: 222px" height="149" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAd8QGFA34I/AAAAAAAAAD8/SM-3bYXWMZI/s400/1980_PragDKRESM_1193133629.jpg" width="169" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;şehirlerinden biri olarak gösterilir. Prag "Altın Şehir", "Doksanların Sol Bankası", "Masal Şehri", "Şehirlerin Anası" ve "Avrupa'nın Kalbi" gibi isimlerle de anılır. 1992'den beri Prag'ın tarihi merkezi, Birleşmiş Milletler Eğitim,Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO)'nun listesinde yer almaktadır.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAd8kWFA35I/AAAAAAAAAEE/IZwliCQg6Og/s1600-h/br-karlsbr-prag.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5190254059411529618" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" height="189" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAd8kWFA35I/AAAAAAAAAEE/IZwliCQg6Og/s400/br-karlsbr-prag.jpg" width="172" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Prag'ın bir özelliği de 2. Dünya savaşında pek zarar görmemiş olmasıdır. Bu sayede birçok tarihi ev ve mekanı barındırır. Bu yerler arasında St. Vitus Katedrali’de yer alır. Turizm alanında son yıllarda çok fazla rağbet görmektedir. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-7034829684080689244?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/7034829684080689244/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=7034829684080689244' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/7034829684080689244'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/7034829684080689244'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/04/prag-ek-cumhuriyeti.html' title='PRAG (ÇEK CUMHURİYETİ)'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAd8FmFA33I/AAAAAAAAAD0/WpxYfll4aIQ/s72-c/24_01_Prag.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-679045219848229514</id><published>2008-04-17T19:01:00.001+03:00</published><updated>2008-04-22T01:50:33.605+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BARSELONA (İSPANYA)'/><title type='text'>BARSELONA (İSPANYA)</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAd2gWFA3yI/AAAAAAAAADM/WblwKdT5pJw/s1600-h/Barcelona_-_spanya.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5190247393622286114" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 211px; CURSOR: hand; HEIGHT: 237px" height="294" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAd2gWFA3yI/AAAAAAAAADM/WblwKdT5pJw/s400/Barcelona_-_spanya.jpg" width="272" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Barselona, İspanya&lt;a title="İspanya" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Ä°spanya"&gt;&lt;/a&gt;'nın Katalonya özerk bölgesinin başkentidir Ayrıca Gaudi'nin başını çektiği modernizm akımıyla planlanmış, 1900'lerden kalma ızgara planlı modern bölümü ilgi çekmektedir. Yaygın dili Katalancadır.&lt;br /&gt;Barselona'nın geçmişinin İspanya'dan daha eski olması ilginçtir. 9. yüzyılda Katalan bir asilzade aile tarafından kurulmuştur. &lt;a href="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAd27WFA30I/AAAAAAAAADc/z3Nr9NQlrjo/s1600-h/b1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5190247857478754114" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 258px; CURSOR: hand; HEIGHT: 198px" height="209" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAd27WFA30I/AAAAAAAAADc/z3Nr9NQlrjo/s400/b1.jpg" width="286" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kentin simgesi &lt;a title="Sagrada Familia" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Sagrada_Familia"&gt;&lt;/a&gt;Sagrada Familia Kilisesinin yapımına 1882 yılında mimar Villar başlamıştır. Bir yıl sonra mimar Antoni Gaudi görevi devraldı. Gaudi'nin ömrü ancak kilisenin ön cephesi ve planlanan on sekiz kuleden sekizini tamamlamak için yetti. Gotik tarzın örneği olan ünlü kilise hala tamamlanamadığı için 'Bitmeyen Kilise' olarak da binilir.&lt;br /&gt;İstanbul'da İstiklal Caddesi neyse Barselona'da 2 km'ye yaklaşan uzunluğu ile Ras Lamblas'dır. Kafeler, müzeler, alışveriş merkezleri, sokak müzisyenleri ve akrobatları ile çok hareketli bir caddedir.&lt;br /&gt;Kente damgasını vuran yerlerden birisi de Akdeniz'in en hareketli limanı olan Barselona Limanıdır. Bu limana yılda 700.000'den fazla gemi uğradığı söylenir. Limana çıkan ana yollarından biri, ünlü kaşif Christopher Colombus'un heykeline gider. &lt;a href="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAd3GGFA31I/AAAAAAAAADk/uT-_fo8JM24/s1600-h/barca2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5190248042162347858" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 239px; CURSOR: hand; HEIGHT: 179px" height="197" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAd3GGFA31I/AAAAAAAAADk/uT-_fo8JM24/s400/barca2.jpg" width="261" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Picasso 1895-1900 yıllarında Barselona'da yaşamıştır ve 1900 yılında ayrıldığı Barselona'ya 1901 yılında dönen Picasso 1904 yılına kadar tekrar Barselona'da yaşamış ve Mavi Dönemim dediği ürünlerini yaratmış fakat 1904 yılından sonra Fransa'ya yerleşmiştir. 1973 yılında Fransa'da ölmüştür. Museo Picasso 1981 yılında eşinin de Picasso'nun yaptığı seramik çalışmalarını bağışlamasıyla bugünkü halini almıştır. Ünlü ressamın 2.500'den fazla eserini bu şehirde özellikle de Museo Picasso'da görmek mümkündür.&lt;br /&gt;Kent Meydanında yer alan arena, Katalanlar ve turistler için ilgi çekici bir yerdir. Flamenko dansının izlenebileceği gece klüpleri çok sayıdadır. Aslında Barselona daha çok bir eğlence şehridir; kentin her yanından eğlenebilecek yerler bulmak mümkündür.Yemekler konusunda Akdeniz mutfağına yakın olan Türkler yabancılık çekmeyecektir. Zeytinyağlı yemekleri hafiftir. &lt;a href="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAd3XWFA32I/AAAAAAAAADs/JFKUBRoKick/s1600-h/p1060422_1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5190248338515091298" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 167px; CURSOR: hand; HEIGHT: 247px" height="348" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAd3XWFA32I/AAAAAAAAADs/JFKUBRoKick/s400/p1060422_1.jpg" width="244" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Barcelona'da balık yemeden gelmekte olmaz Tapas, zeytinyağı, peynir, patates, jambon, sosis, balık ve sebzelerle hazırlanan bir salata türüdür ve geleneksel bir mezedir. Patatesli omlet olan 'tortilla'yı da tatmanız önerilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-679045219848229514?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/679045219848229514/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=679045219848229514' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/679045219848229514'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/679045219848229514'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/04/barselona-ispanya.html' title='BARSELONA (İSPANYA)'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAd2gWFA3yI/AAAAAAAAADM/WblwKdT5pJw/s72-c/Barcelona_-_spanya.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-9072217592246438210</id><published>2008-04-17T17:37:00.000+03:00</published><updated>2008-04-17T17:45:10.190+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dünya Mutfağı'/><title type='text'>Çin Salatası(ÇİN)</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAdhxGFA3xI/AAAAAAAAADE/YwBHzFcRg0Y/s1600-h/cin%20resimleri.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5190224591640911634" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" height="145" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAdhxGFA3xI/AAAAAAAAADE/YwBHzFcRg0Y/s400/cin%2520resimleri.jpg" width="261" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;ÇİN SALATASI ( 5 kişilik )  &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler : 1 küçük baş lahana 1 çorba kaşığı susam 3 çorba kaşığı yer fıstığı yağı 2 çorba kaşığı sirke 1 çorba kaşığı soya sosu 1 çay kaşığı şeker 1/2 çay kaşığı hardal 4 adet doğranmış su kestanesi 4 sap doğranmış taze soğan Karabiber Tuz &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Hazırlanışı : Lahanayı yıkayarak kalın damarlarını çıkartın, lokma halinde doğrayın, gevrekleşmesi için bir naylon torbaya koyarak buzdolabında bırakın.&lt;br /&gt;Susamı kuru bir tavada karıştırarak kavurun ama yakmayın.&lt;br /&gt;Lahananın dışında tüm malzemeyi karıştırın, bir servis tabağına koyarak bir saat dinlendirin. Servis yapmadan önce üzerine lahanayı koyarak hafifçe karıştırın.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-9072217592246438210?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/9072217592246438210/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=9072217592246438210' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/9072217592246438210'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/9072217592246438210'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/04/in-salatasin.html' title='Çin Salatası(ÇİN)'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAdhxGFA3xI/AAAAAAAAADE/YwBHzFcRg0Y/s72-c/cin%2520resimleri.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-5719739171642285394</id><published>2008-04-17T17:31:00.000+03:00</published><updated>2008-04-17T17:36:04.923+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dünya Mutfağı'/><title type='text'>Milona Usulü Pilav (İtalya)</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAdgM2FA3wI/AAAAAAAAAC8/KmaVHgbj_3g/s1600-h/lke_resimleri_talya_Roma_Resimleri.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5190222869359025922" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 175px; CURSOR: hand; HEIGHT: 140px" height="177" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAdgM2FA3wI/AAAAAAAAAC8/KmaVHgbj_3g/s400/lke_resimleri_talya_Roma_Resimleri.jpg" width="226" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;MİLANO USULÜ PİLAV / Rizotto Milanez ( 4 kişilik ) &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler : 1 bardak basmati pirinç 1 soğan (ince kıyılmış) 1 çorba kaşığı zeytinyağı 1 ince dilim kıyılmış pastırma 3 bardak tavuk suyu 50 gr. rendelenmiş çedar peyniri Karabiber Tuz&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hazırlanışı : Zeytinyağını ısıtın ve soğanla pastırmayı yakmamak şartıyla hafifçe yumuşayıncaya kadar kavurun.Pirinci katın ve karıştırarak 1-2 dakika kavurun. Tavuk suyunu üstüne dökün, hafif ateşte kaynatın. Bir kere karıştırdıktan sonra tencerenin kapağını kapatın. 15-20 dakika kadar veya pirinçler yumuşayıp suyunu çekinceye kadar pişirin.&lt;br /&gt;Tadına bakıp tuzunu ve biberini ayarlayın. Rendelenmiş peynirin yarısını pilava katın ve karıştırıp sıcak servis yapın. Serviste geri kalan peyniri üzerine serpiştirin. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-5719739171642285394?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/5719739171642285394/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=5719739171642285394' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/5719739171642285394'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/5719739171642285394'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/04/milona-usul-pilav-italya.html' title='Milona Usulü Pilav (İtalya)'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAdgM2FA3wI/AAAAAAAAAC8/KmaVHgbj_3g/s72-c/lke_resimleri_talya_Roma_Resimleri.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-2943616884933781477</id><published>2008-04-17T14:40:00.000+03:00</published><updated>2008-04-17T14:45:13.633+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dünya Mutfağı'/><title type='text'>Gujer (Fransa)</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAc31GFA3vI/AAAAAAAAAC0/e-SSd0lLa48/s1600-h/eyfel1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5190178480872021746" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 134px; CURSOR: hand; HEIGHT: 164px" height="272" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAc31GFA3vI/AAAAAAAAAC0/e-SSd0lLa48/s400/eyfel1.jpg" width="300" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;GUJER &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler : 4 yumurta 1,5 su bardağı un 250 gr. rendelenmiş gravyer peyniri 250 gr. tereyağı 1 su bardağı su 1 tatlı kaşığı tuz &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Hazırlanışı : Önce fırınınızı 220 dereceye getirin. Fırın tepsinize bir yağlı kağıt serin ve bir tatlı kaşığı yağ ile yağlayın. Kalan yağın yarısını, suyu ve tuzu büyük bir tencereye koyun ve kaynatın.&lt;br /&gt;Tencereyi ateşten alıp unu katarak karıştırın. Tencereyi tekrar ateşe koyup sürekli karıştırarak, karışım hamur kıvamına gelip tencerenin kenarlarından kolay ayrılır hale gelene kadar pişirin.&lt;br /&gt;Tencereyi tekrar ateşten alıp yumurtaları teker teker katın. Rendelenmiş peynirden 2 çorba kaşığını ayırıp kalanını tencereye ekleyin ve karıştırın. Karışımdan tepeleme dolu çorba kaşıkları alıp yağlanmış kağıdın üzerine bir halka olacak şekilde dökün. Ayırdığınız 2 çorba kaşığı peyniri halkanın üzerine serpip fırına sürün.&lt;br /&gt;40 dakika kadar kabarıp altın sarısı renk alana kadar pişirin. Sıcak veya soğuk olarak servis yapın.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-2943616884933781477?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/2943616884933781477/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=2943616884933781477' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/2943616884933781477'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/2943616884933781477'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/04/gujer.html' title='Gujer (Fransa)'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAc31GFA3vI/AAAAAAAAAC0/e-SSd0lLa48/s72-c/eyfel1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-5754285786969907127</id><published>2008-04-17T14:34:00.000+03:00</published><updated>2008-04-17T14:45:31.553+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dünya Mutfağı'/><title type='text'>Tortilla (Meksika)</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAc2fWFA3uI/AAAAAAAAACs/QI8trYC7E_o/s1600-h/hat.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5190177007698239202" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 117px; CURSOR: hand; HEIGHT: 135px" height="108" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAc2fWFA3uI/AAAAAAAAACs/QI8trYC7E_o/s400/hat.jpg" width="122" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;TORTİLLA / Meksika Usulü Gözleme ( 4 kişilik ) &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler : 25 çorba kaşığı mısır unu 2 bardak ılık su 1 çay kaşığı tuz (istenirse) &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Hazırlanışı : Mısır ununu bir kaba koyun ve ılık suyu azar azar dökerek katıca bir hamur yapın. İsterseniz hamura tuz katın. Yaptığınız hamurdan golf topu büyüklüğünde bir parça koparın. Hamur parçasını iki yağlı kağıdın arasına koyarak oklavayla incelterek yaklaşık 10 santimlik bir yufka haline getirin. Sonra kuru bir tavada veya saç üstünde her iki tarafını da 1 dakika pişirin. Tortillanın alt yüzünde yanık lekeleri belirdiği zaman ters çevirin. Kenarları hafifçe kendiliğinden kıvrılacak olan tortilla Meksika yemeklerinde ve pizza olarak kullanılabilir. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-5754285786969907127?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/5754285786969907127/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=5754285786969907127' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/5754285786969907127'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/5754285786969907127'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/04/tortilla.html' title='Tortilla (Meksika)'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAc2fWFA3uI/AAAAAAAAACs/QI8trYC7E_o/s72-c/hat.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-3446637054414059350</id><published>2008-04-17T08:18:00.002+03:00</published><updated>2008-04-22T01:51:01.728+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='KELEBEK'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAcZqWFA3tI/AAAAAAAAACk/qyI8nrLyO9I/s1600-h/SP_A0283.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5190145310839594706" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 206px; CURSOR: hand; HEIGHT: 179px" height="231" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAcZqWFA3tI/AAAAAAAAACk/qyI8nrLyO9I/s400/SP_A0283.jpg" width="267" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;KELEBEK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahar... Ama yaprakların dökülmediği, geçmişi hatırlatan, kırık sarı, yarı yeşil sonbahar değil, düpedüz insanın içini ısıtan, dışarı çıkma isteğinin son hadde vurduğu bir ilkbahar. Yaşları birbirlerine yakın üç genç kız firmanın kapısından çıkmış öğle tatilinde biraz soluk alıp yoldan yeni gelmiş mevsimle kucaklaşma heyecanında. Belli ki bunaltıcı işlerden kendilerini dışarıya bırakmışlar ve kendi mevsimleri de değişivermiş. Bir parça oksijen, haftalardır kendini ilk kez gösteren güneş, bunca beton yığınının arasında olmalarına rağmen yanaklarına gülücük tohumları ekmiş. Üçü, suni de olsa güzel görünen yeşil çimlere, bulutların arkasına bir saklanıp bir ortaya çıkan güneşe ve dinginlik veren mavi gökyüzüne bakmaktan birbirleriyle konuşmuyorlar bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gülücük tohumlarının yüzüne en güzel meyveyi verdiği kız, aniden burnuna değen kelebekten rahatsız oldu. Huylandığından hızlıca yaptığı el hareketiyle uzaklaştırdı onu. Birkaç metre öteye savrulmuştu minik böcek. Kızcağız yanlış bir iş yaptığını düşündü ve yüzünden o anlık ayrılıveren gülümsemeyi çabucak geri getirdi. Bir iki adım yaklaştı kelebeğe. Yolun kenarındaki zakkumlardan birinin yaprağına konmuştu rengarenk yaratık. Nereye baktığı anlaşılmaz ya bu çapta bir böceğin, kız yine de onun kendisine baktığına inanmak istedi. Az daha yaklaştı ona. Koyu sarı zemin üzerine siyah, turuncu ve lacivert renkler simetrik bir şekilde kanatlarına serpilmişti şirin şeyin. Nereye konsa orayı güzel gösterecek türden bir kelebekti bu. Kız, parmağına gelebileceğini düşünerek elini ona doğru uzattı. Küçük güzellik, insan gözünün kestiremeyeceği bir hızla irkilip uçmaya başladı. “Kaçma” dedi kız, acı duyan bir sesle. “Ama ille de kaçacaksan uzaklara git iyice. Biliyorum ki oldukça kısa bir ömrün var. Birkaç saat sonra öleceksin. Bak hava ne güzel, tam sana göre. Böyle kocaman beton yığınlarının arasında, yalnız başına ne tat alacaksın hayattan? Üzerinde uçtuğun yeşillikler bile sahte. Ya kon parmağıma, yada git hemen. Bak sana söylüyorum, tecrübe konuşuyor burada. Ben yıllardır günümün yarısını burada geçiriyorum. İçimin en son ne zaman bu kadar ferah olduğunu hatırlayamıyorum bile. “&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanındaki arkadaşlarının ilgisini çekmişti bu konuşma. Biraz uzakta kalmışlardı, konuşulanları duyamıyor, ama nedense sessiz kalmaya özen göstererek genç kızı izliyorlardı. Kelebek yeniden yakınındaki bir yaprağa kondu. Şimdi eğilip, arkadaşlarının kendisini izlediğinden habersiz, böceğin kulağına fısıldar bir edayla anlatmaya devam etti kız;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Biliyor musun, ben bazen senin gibi olmayı çok istiyorum. Önümde ne kadar zaman kaldı, bilmek istiyorum. Son bir ayım olduğunu bilsem mesela. Şöyle bir düşünüyorum da, yapmayı çok isteyip de hep uzun vadeli doğrularıma kurban verdiğim isteklerim var benim. O benim olmayan doğruları bir yana bırakıp bir ay içerisinde neler yapmazdım? Önce defolup giderim buralardan, bir sahil kasabasında mümkün olduğu kadar az insanın olduğu bir köye kaçarım belki. Kendime bile anlatmaya çekindiğim duygularımı bağırırım hoyratça herkese. Canımın çektiği herşeyi yaparım son güne kadar. Ve “zamanın bitti” dediklerinde onun yanına gidip, boynuna bütün gücümle sarılır ve son nefesimi burnumdan çekerken doya doya hissederdim dudaklarının kokusunu. Nefesimi verirken de ilk ve son kez aşkla bakardım gözlerine. Biliyor ya neyin ne olduğunu? Bir kez de gözleriyle görsün diye. “&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Temiz havadan değil, nefesi daraldığından derin bir iç çekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ama baksana minik dostum; ne kadar sürer bu tekdüze hayat, bu ümitsiz buhran, haberim yok. Günler geçiyor birbiri ardından, pişmanlığa sürgünler gibi günler demiş şair. İşte benim günlerim de böyle geçmeye mahkum. Sevdiğin işi değil, kazandığın işi yapmak zorundasındır, malum eve ekmek götürmek gerek; öyle kalbini falan dinlememelisindir, malum sevileni sevmemek gerek.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bak kaldı şunun surasında birkaç saatin. Az gayret et de ötedeki çamlıklara git. Pek çok dost bulursun kendin gibi. Evinde gibi hissedersin, mutlu olursun. Belki o kısacık sürede bir sevgilin olur kana kana yaşarsın aşkını. Benim sırlarımı da anlatırsın belki onlara. Haydi uç şimdi durma...”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneş ve bulut kışkırtıyordu onu. Kravatını biraz gevşetmekten başka yapabileceği birşey yoktu maalesef. İşleri çok yoğundu. Aylardır o koltuktan sanki hiç kalkmamış, boynunu da ekrandan ayırıp sağa sola döndürmesi yasaklanmış gibi hissediyordu. Neden sonra başını azıcık kaldırıp pencereye baktı. Rengarenk gözalıcı bir kelebek camın kenarına konmuştu. Ve nedense sarılıp öpesi geldi şirin şeyi. Pencereyi açtı. Ürkütmemek için oldukça yavaş hareketlerle başını uzatıp bakmaya başladı ona. Gözgöze geldi kelebekle. Böcekçik adım atmaya başladı ona doğru. Sonra adımları yavaşladı. Durdu. Sessizliği daha da sessizleştiren bir durgunlukla baktılar birbirlerine. Dondu kaldı kelebek, ters döndü. Bir nefes gibi gelen meltem, onu karşıdaki çamlıklara doğru savurdu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18.09.2007&lt;br /&gt;Kaan TEMİZEL&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-3446637054414059350?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/3446637054414059350/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=3446637054414059350' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/3446637054414059350'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/3446637054414059350'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/04/kelebek-bahar.html' title=''/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAcZqWFA3tI/AAAAAAAAACk/qyI8nrLyO9I/s72-c/SP_A0283.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-5906599924640670649</id><published>2008-04-15T12:40:00.001+03:00</published><updated>2008-04-22T01:51:32.936+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ŞEYH SENUSİ'/><title type='text'>ŞEYH SENUSİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAVXg2FA3pI/AAAAAAAAACE/yWPxXnvovQs/s1600-h/1312.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5189650367398338194" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAVXg2FA3pI/AAAAAAAAACE/yWPxXnvovQs/s400/1312.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle Cezayir ve Libya’da bir süredir halkın çoğunluğunu etkisi altına almış bir şeyhdi Ahmed Senusi. Kardeşiyle beraber Fransızların Cezayir kuşatması zamanındaki söylem ve örgütlemeleriyle ciddi bir kitleyi arkasına almıştı. Arkasındaki bu güç, İttihat ve Terraki tarafından da farkedilerek Enver Paşa vasıtasıyla İstanbul’a çağrılmış, sarayda kendisine yer verilmişti. Amaç İngiliz emperyalizmine karşı arkasındaki güçle mücadele etmesiydi, bunun karşılığında maddi yardımlar fazlasıyla yapılacaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1918’de İstanbul’a geldiğinde yaptığı ilk iş yeni padişah Vahdettin’e cülus töreninde kılıç kuşandırmak olmuştu. Ancak kısa süre sonra Enver Paşa ile Vahdettin arasındaki anlaşmazlık onun şehir değiştirerek Bursa’ya yerleşmesine neden oldu. Enver Paşa halen kendisine yardımı kesmemişti. Bu arada başlamış olan Kurtuluş Savaşı’nda Ahmed Senusi elinden gelen tüm yardımı bu savaş için yapmaya karar verdi. Çünkü o, bu savaşı İslam ve şerri düzen için verilen ulvi bir savaş olarak görmüştü. Zaten savaşı başlatanların amaçlarının en büyüğü hilafet ve saltanatın kurtarılmasıydı (TBMM’nin açılışında meclisin amaçları arasında açıkça “Hilafet ve Saltanat” ın kurtarılması vardır. Elbette savaş sonunda varılmak istenen asıl hedefe yönlenilmiştir). Bunu açıkça mücadelenin öncüleri söylüyordu. Böyle bir ortamda Mustafa Kemal Paşa ile tanışması uzun sürmedi. Paşayla tüm İslam ülkelerinin halklarını İtilaf Devletlerine karşı örgütleyeceği konusunda anlaştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahmed Senusi, 1923 yılında güneydoğudaki çeşitli karışıklıkları önlemek için Diyarbakır’a gitti. Kendisini Ankara istasyonundan bando takımı, bir askeri birlik ve içlerinde Başbakan Rauf Orbay, Milli Savunma Bakanı Kazım Özalp’ın da bulunduğu önemli kişiler yolcu etti. Bu yolculuk sırasında kendisine son derece sevgi ve saygı besleyen müslüman halkı Ankara Hükümeti’ne daha fazla yaklaştırmak için her türlü yolu deneyerek görüşlerini halka empoze ediyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yakın tarihlerde, kendisine sevginin en yoğun olduğu yerlerden biri olan Antep’de bir okulun bahçesinde ilginç bir olay yaşandı. Ders aralarından birinde okulun din öğretmeni tüm öğrencileri bahçeye toplamıştı. Kalabalığı gören halk da bahçeye toplanmıştı hemen. Adamın sesi ve vücudu zangır zangır titriyordu. Yüzlerce meraklı göz adama bakarken konuşma başladı;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Biliyor musunuz sizi buraya neden topladım? Bir müjde vermek için. Şeyh Senusi hazretleri bir gece Peygamberimizi rüyasında görmüş ve koşup elini öpmek istemiş. Peygamber kendisine sol elini uzatmış, buna şaşıran ve mahzun olan Şeyh, Peygambere hitaben:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ya Resulullah niçin sağ elinizi vermediniz?&lt;br /&gt;diye sual edince şu cevabı almış;&lt;br /&gt;- Sağ elimi Ankara’da Mustafa Kemal’e uzattım...&lt;br /&gt;Ey ahali Mustafa Kemal muzaffer olacak, Peygamber Efendimizin sağ eli onun elindedir. Buna iman edin!.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;diye haykırdı. Kalabalıkta müthiş bir coşku ve heyecan oluşmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahmed Senusi, anlaşmasına sadık kalıyordu. O Kurtuluş Savaşı’nın görünmez kahramanlarından biriydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Kemal, milli mücadeleyi zaferle sonuçlandırmak için toplumun tüm kesimleriyle birleşmeli ve ortak paydalar bulmalıydı. Ahmed Senusi ve tarikatı da bunlardan biriydi. Cumhuriyet biraz da böyle kuruluyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: Tarih Vakfı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17.09.2007&lt;br /&gt;Kaan TEMİZEL&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-5906599924640670649?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/5906599924640670649/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=5906599924640670649' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/5906599924640670649'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/5906599924640670649'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/04/eyh-senusi-zellikle-cezayir-ve-libyada.html' title='ŞEYH SENUSİ'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAVXg2FA3pI/AAAAAAAAACE/yWPxXnvovQs/s72-c/1312.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-362044740717149397</id><published>2008-04-14T08:17:00.003+03:00</published><updated>2008-04-22T01:52:00.649+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat'/><title type='text'>MEMLEKETSİZLİK</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAVezmFA3sI/AAAAAAAAACc/X0MZU4wyd3A/s1600-h/67eylul_02.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5189658386102279874" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" height="197" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAVezmFA3sI/AAAAAAAAACc/X0MZU4wyd3A/s400/67eylul_02.jpg" width="267" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapı komşumuzun evinden gelen yanık kokusu aradan dört gün geçmesine rağmen halen güçlüydü. Yeni bir ev bulup işlerini de yeniden rayına koyana kadar bizde kalacaktı Kosta’lar. Yanmamış eşyaları ayıklamaları ancak dün bitmişti. Çocukları okullarından da geri kalmıştı, karısı Angela ise günlerdir ağlamaktan bitap düşmüştü. Kolay değildi iki saat içinde hem işinden hem evinden olmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahvaltıdan sonra beni de yanına alarak biraz dışarı çıkmak istedi Kosta. Şu sıralar zaten yanlarına bir Türk almadan dışarı çıklamaları sakıncalıydı. Kabul ettim. Önce hemen karşı daireye, yanmış evine soktu beni. Durulacak gibi değildi içerisi, ikimizin de ayakları doğruca balkona yöneldi. Bir süre hiçbirşeyden konuşmadan aşağıyı izledik. Talan edilmiş onlarca dükkana, kuruyup kahverengine dönmüş yoldaki kan izlerine, belki de tarihinin en tenha Pazar’ını yaşayan İstiklal Caddesi’ne uzun uzun baktık. Derin bir nefes alıp sordu bana;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Kıbrıs nerededir Mehmet?&lt;br /&gt;- Sen Kıbrıs’ın nerede olduğunu bilmiyor musun Kosta?&lt;br /&gt;- Yook, bilmem. İsmini duymuşum ama bilmem nerdedir.&lt;br /&gt;- Niye sordun peki?&lt;br /&gt;- Dükkanda duran çocuk var bizim. Selim. Türk olduğunu anlayınca vurmamışlar ona. Demişler ki “çık çabuk burdan, burası Kıbrıs’ta kardeşlerimizi öldürenlerin dükkanı. Burayı yakacaz” demişler. Herhalde bizim evi de ondan yaktılar Mehmet. Bizi karıştırdı herhalde bunlar biriyle. Ama heryeri yaktılar vre. Nere bu Kıbrıs vre Mehmet? Biz kimseye kötülük etmemişiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyecek tek kelime yoktu aklımda. Sanki o evi yakıp yıkan benmişim gibi mahçuptum. “Etmediniz tabi be Kosta, ne edeceksiniz? Etmediniz tabii” diyebildim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saf adamdı Kosta. Selanik’te Atatürk’ün evine bombalı saldırı yapılıp yapılmadığını da sordu bana korkarak. Radyolar bas bas bağırmıştı bu haberi. Az önce benim suratımdaki mahçup ifadeyi şimdi o takınmıştı. Yunanistan’da eğer böyle birşey yapıldıysa benden çok özür dileyecekti. Israrla sordu bana bu haberin doğruluğunu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- İnan bilmiyorum Kosta. Ama doğru olsa da senle ne alakası var? Sen bu ülkenin vatandaşısın. Kıbrısta kan döken sen değilsin, eğer Selanik’te bir bomba patladıysa bunun da suçlusu sen değilsin. Sen her gün dükkanına gidip gelmekten başka ne yaptın ki?&lt;br /&gt;- Angela dört gündür konuşmuyor Mehmet, sadece ağlıyor. Gidelim Yunanistan’a diye hırıldamalarını farkediyorum arada bir. Yahu burası yedi ceddimin memleketi. Ben bilmem ki hiç oraları. Nasıl yaşarız orada? Çocuklar rumca bile bilmiyorlar doğru dürüst daha. Ama burada da olmayacak belli. Bir daha gelirlerse eve, çocuklara, Angela’ya birşey yaparlarsa...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine sessizlik oldu. Omzuma elini atıp gözlerimin içine baktı. Ciğeri yana yana Angela ve çocukların canı için bankada kalan son parasıyla Atina’ya gideceğini söyledi. Ev ve dükkanın satışlarını benim yapmamı istiyordu. Bu olay olduğunda gözü dönmüş adamlar daha yukarı gelmeden evlerine gidip hepsini bizim eve sokmuştum. Sarılıp ağlayarak teşekkür etti bana bunun için. Hıçkıra hıçkıra ağladık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Kosta, bura senin memleketin dostum. Git, ama çabuk dön tamam mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalanı beceremezdi hiç Kosta. Yalancı bir gülümsemeyle baktı. Hiçbirşey demedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16.09.2007&lt;br /&gt;Kaan TEMİZEL&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-362044740717149397?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/362044740717149397/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=362044740717149397' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/362044740717149397'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/362044740717149397'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/04/memleketsizlik-kap-komumuzun-evinden.html' title='MEMLEKETSİZLİK'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAVezmFA3sI/AAAAAAAAACc/X0MZU4wyd3A/s72-c/67eylul_02.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-8630011092500768573</id><published>2008-04-13T09:55:00.000+03:00</published><updated>2008-04-16T05:07:24.090+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat'/><title type='text'>EYLÜL + 1</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAVQpmFA3nI/AAAAAAAAAB0/d44J9pwS6p8/s1600-h/BP_september-sun_opt.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5189642821140799090" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 213px; CURSOR: hand; HEIGHT: 200px" height="254" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAVQpmFA3nI/AAAAAAAAAB0/d44J9pwS6p8/s400/BP_september-sun_opt.jpg" width="273" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Eylül’ün biri dedinmi hemen çarşafımın soğuduğunu hissederim. Aylardır uyuyabilmek için geceleri açık bıraktığım pencerem kapanır, vantilatörüm ise evin görünmeyecek bir yerine kalkar. Pek çok kişinin aklında halen yüzmeye havuz aramak varken ben şimdiden yerlere düşen sarı yaprakları düşlerim. Sonbaharın kokusu çabuk gelir burnuma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu mevsim, en çok da evde oturmayı severim aslında. Ama tam benim istediğim gibi olmalıdır Eylül. Güneş bir görünüp bir kaybolmalı ve rüzgarsız bir yağmur yağmalıdır. Halen diri duran yeşil yaprakların üstündeki bir damla, üstüne bir daha gelince sileceklerini yeni çalıştırmış bir arabanın üstüne düşmelidir. Islanmayı seven iki tanıdığını almak için durmalıdır sonra bu araba. Çıkardığı tatlı hışırtıyla gözden kaybolmalıdır sonra.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gün, erken uyanılmış bir Pazar olmalıdır. Dimağı benim kadar sonbaharda olmayan sevgili, yanı başımda pikesine sarınmış uyumakta olmalıdır halen. Uyandırmaya kıymakla kıymamak arasında bir ince çizgi yaşanmalı ve karar çabuk verilmelidir. Henüz nadiren duyulmakta olan teker seslerine ince bir hicaz veya yanmış bir rebetiko karışmalıdır, veya eşinden ayrı bir kumrunun acılı sesi belki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz hüzünlüdür benim için Eylül. Islanmış pencereler, hep bir anadolu köyündeki küçük çocuğun yanaklarından süzülen gözyaşını hatırlatır. Hep geçmiş gelir aklıma. Rövanşı yapılamayacak gazozuna maçlar gelir, camından yağmur sızan 303 otobüslerle yapılan okul yolculukları gelir, çekirdek ailemizin beş kişilik kahvaltı sofrası gelir. Gelir de gelir işte. Yine de en sevdiğim aydır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu Eylül’de de birkaç kez yağmur yağdı, yine geçmişimi düşündüğüm oldu. Ama ilk defa bu Eylül’de uyandığımda gözlerimde farklı bir Kaan gördüm. Sabahları eşimin karnında elimi tekmeleyen biri var artık çünkü. Üstelik ben oynadıkça yer değiştiren, konuştukça kıpırtılarının rahatça seçildiği bir küçük adam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ay içinde bir oğlum oluyor benim. Oğlumu beklerken Eylül’ü daha çok seviyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Canım oğlum. Ege’m!...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15.09.2007&lt;br /&gt;Kaan TEMİZEL&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-8630011092500768573?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/8630011092500768573/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=8630011092500768573' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/8630011092500768573'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/8630011092500768573'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/04/eyll-1-eylln-biri-dedinmi-hemen-arafmn.html' title='EYLÜL + 1'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAVQpmFA3nI/AAAAAAAAAB0/d44J9pwS6p8/s72-c/BP_september-sun_opt.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-333095087614394900</id><published>2008-04-12T14:13:00.000+03:00</published><updated>2008-04-16T05:10:38.965+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat'/><title type='text'>SEVGİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAVRjWFA3oI/AAAAAAAAAB8/lBsSTC0kN14/s1600-h/meddah.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5189643813278244482" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 151px; CURSOR: hand; HEIGHT: 312px" height="375" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAVRjWFA3oI/AAAAAAAAAB8/lBsSTC0kN14/s400/meddah.jpg" width="198" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalktığım gibi yüzümü yıkayıp balkona, beni beklemekte olan güzelim kahvaltı sofrasına oturdum. Üç metre ötemdeki çam ağaçlarına bakıp şöyle bir kokladım havayı. Mis gibi. Güneş daha doğmamış. Üç beş sohbet, zeytin, peynir, sonra çay üstüne çay. Karnımın doyduğu sırada masaya kırk beş derece açıyla dönerek gazeteye saldırıp, masadakilere sanki küsmüşüm gibi yapasım geldi. Böylece bir kez daha öz be öz Türk olduğumu farkettim. Ama hüsran. Gazete yerinde yok. Çünkü henüz çıkmamış. Neden? Çünkü daha güneş doğmamış. Neden? Çünkü bu bir sahur sofrası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her sene aynı sözler söylenir. Eski ramazanların keyfi, şimdikilerin ise içi boşluğu, tatsızlığı anlatılır. Ben eminim ki bundan elli yıl önce de bu memleketin insanlarının dinleri hakkındaki bilgileri daha fazla veya sağlıklı değildi. Hatta şimdi teknoloji sayesinde bilgiye çok daha hızlı ve kolay ulaşılabiliyor. Hepimizin bu konuda söyleyebileceği sözleri var. Demek ki bu tatsızlaşma sürecinin sebebini başka yerde aramak lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan üstü emekle kariyer elde ederiz. Kaçımız mutluyuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İştahla bir elektronik markete gidip kendimize son moda şeyler alırız. Bir ay sonra sorsan kaçımız keyfini çıkardığına inanır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otuz gün oruç tutarız, kaçımız huzurluyuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pek azımız sevgili okuyucularım. Maalesef pek azımız. Yukarıda saydıklarımın arasına “sevgi” sözcüğünü katık edemezsek hep bu azınlıktan olacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ünvanınız, dolgun bir maaşınız ve itibarınız olsa da akıllı evinize döndüğünüzde elinize sıcak bir el değmiyorsa,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dvd’de en sevdiğiniz filmi son teknoloji ses efektleriyle izlerken koltuk altınızda size sıcacık bakan bir kafa bulunmuyorsa,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İftara yetişmek adına trafikte pek çok insana ölüm korkusu yaşatıyorsanız,&lt;br /&gt;Pide kuyruğunun tek heyecanı araya adam sokmamaksa,&lt;br /&gt;Beyniniz bütün gün sadece hava karardığında içmeyi hayal ettiğiniz sigarada olup, yüzünüz gülümsemeyi unutuyorsa,&lt;br /&gt;Şöyle torununuzu, çocuğunuzu, kardeşinizi elinizle okşayıp hoş bir sohbet yapmayı aklınızdan bile geçiremiyorsanız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha çok eski ramazanları anarsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatı aynı ritimde yaşarken nefisle mücadele etmektir oruç. Sevgiyi, saygıyı benliğimizden sıyırıp aç kalmak değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkese, sevgi dolu bir ramazan diliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günün hafif şeyleri kadar ciddi bir şey yoktur bence... Çoğu zaman siyasetten daha ciddidir bir günün içindeki hafif şeyler. Bu yüzden hafif, ağır demeden bu sitedeki her köşede güzel bir şey bulmanız için yazacağız. Bu arada ben neden bugün bu kadar ciddiysem?... Şaka şaka...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaan TEMİZEL&lt;br /&gt;13.09.2007&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-333095087614394900?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/333095087614394900/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=333095087614394900' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/333095087614394900'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/333095087614394900'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/04/sevgi-kalktm-gibi-yzm-ykayp-balkona.html' title='SEVGİ'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_G9k-ukEqJtA/SAVRjWFA3oI/AAAAAAAAAB8/lBsSTC0kN14/s72-c/meddah.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-8032039612363421387</id><published>2008-04-11T21:33:00.003+03:00</published><updated>2008-04-22T01:53:23.847+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat'/><title type='text'>BİR TABAK KARPUZ</title><content type='html'>Başka türlü bir şey benim istediğim&lt;br /&gt;ne ağaca benzer, ne de buluta&lt;br /&gt;burası gibi değil gideceğim memleket&lt;br /&gt;denizi ayrı deniz,&lt;br /&gt;havası ayrı hava..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otuzlu yaşlarımın yanıbaşındayım artık. “Otuz yaşından önce evlenmeyecek ve kızı Anadolu’dan alacaksın” demişti bir sevdiğim bana zamanında. Çok kızmıştım bu söze. Yaşsa kime ne, hayatı birleştirecek bir insan aranıyorsa coğrafya da ne? Onun ölçüsüne göre epey erken evlenmiş olsam da ikinci söylediğine uymuş sayılırım. Yirmi dördümde evlendim ben. Bazıları “biraz erken değil mi be Kaan!” tepkisini verdi, hem de cümlenin tek harfini değiştirmeden. “Neden ki?” dedim hepsine...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akrabalarıma baktım, en yüksek evlilik yaşının kız erkek farketmeden yirmi beş yirmi altı olduğu ortadaydı. Yaşıtlarıma baktım sonra... Onların bu sözü söylemesindeki amaç belliydi; “hayatı biraz daha yaşamalı, doymalı bazı şeylere” felsefesi vardı onlarda. “Nasıl ki?” dedim hepsine...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dedi ki biri;&lt;br /&gt;- Özgür olamazsın, bağlı olursun ve istediğin çoğu şeyi yapamazsın. Eve bağımlı olursun. Bu daha sonra lazım olan bir şey. Şimdi değil be Kaan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir diğeri;&lt;br /&gt;- Aynı kadınla bir ömür be oğlum, daha bu yaşta... Dur bir, hemen ne acele bu... Yaşa biraz hayatı... Sonra vurursun bak başını taşlara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beriki;&lt;br /&gt;- Bir askerliğini yap önce, bir arabanı al, kenara paranı koy biraz. Böyle bodoslama olmaz. Kaçıyo mu kız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evleneli beş yıl oldu artık. Evet evim vardı artık sürekli ilgi göstermem gereken. Herşey belli bir düzene ve belki de bir rutine oturdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oturdum bir muhasebe yaptım geçenlerde. Evliliğim yüzünden en çok istediğim şeyleri yapabilmiş miydim acaba? Beş yıl önceki bu uyarılara cevaplarım neydi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazmaya başladım, bir kitabın yazımı bile bitti, yayınlanması için uğraşıyorum, ikincisi yolda, pek çok öykü, şiir ve denemeden oluşmuş bir yazı arşivim oldu ve bu arşiv büyüyor. Bir koroya katıldım ve ne kadar kaldığını bilmediğim ömrümün yaşanmışlığına keyifli dakikalar ekledim. Seyirci ve alkış mefhumunu yaşama imkanı elde ettim. Ud kursuna gidip bir parça da olsa makam, nota, üslup ve müziği üretme hazzının ne olduğunu görebildim. Acı Kahvem’i kurduk Yeşim’le. Belki de torunlarımın anacağı, “dedem bak neler yazmış zamanında” diyebileceği bir külliyat bırakıyorum naçizane. Defalarca Ege ve Akdeniz’de tatil beldelerine gidip yorgunluk tatili yaptım. Defalarca Anadolu’nun eski köylerine gidip son derece orjinal tarihi fotoğraflar elde ettim. Yunanca okumayı öğrendim. Sık sık çılgınlar gibi eğlenip biranın, rakının, mezenin gözüne vurduk eşimle birlikte. Eğlenceden yana hiç gözümüz arkada kalmadı. Yüzlerce kitap okudum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı kadındı eşim, evet. Ben her geçen gün yaşlanırken, göbeklenirken o gençleşip güzelleşti. Birlikteliğin verdiği tecrübe hep daha çok sevmemizi sağladı birbirimizi. Her geçen gün birbirimize daha çok yettik. Ama bu lafı bana edenler bu aralıkta pek de bir kadın veya ilişki sokamamıştı hayatına. Yaşanacak hayatları vardı daha halbu ki. Çok kadın görüp yaşayacaklar ve en doğrusunu seçeceklerdi sonra, doymuş olarak. Bu “doymak” kavramından da iğrenmişimdir hep. Neye doyuluyor? Sevgiye doyulamayacağına göre başka birşey bu. Peki hayatın tüm haz ve güzelliklerine doyup mu biriyle evlenmeli insan? Evlendiği kişiye yazık değil mi? Tüm hislerin dorukta yaşanması en güzeli değil mi? Ben doymuşsam artık, o çorbayı beraber içmenin keyfi nerede?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Askerliğimi yapmadan evlendim, evet. Bir an evvel benle hayatını birleştirmek isteyen birini bulmuştum. Askerliğin hemen olmaması gerekiyordu işim için. Tüm bunları dert etmeyip bir an evvel benle hayatını birleştirmek isteyen biri vardı. Niye erteleyecektim? Arabam yoktu, yürüyerek, minibüse binerek, belediye otobüslerinde dengemizi zar zor sağlayıp yolculuk etmenin keyfini de sürmüş olduk. Çünkü bir daha yaşanması mümkün değildi bunların. Teyp başa sarılmıyor hayatta. Para sıkıntısı çekerken de mutlu olabildiğimizi gördük. Bu bilgiyi kaç paraya satın alabilirdik?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi çevremdeki yaşıtlarımın çoğu bekar ve yalnız. Artık özgürlükleri tatmin etmiyor onları. Cumartesi akşamları zevk alarak gittikleri bir yer yok, evde oturuyorlar. Sabah işe gidip akşam döndüklerinde yorgun hissediyorlar ve erken uyuyorlar. Beş yıl önceki profilleri aynı gibi çoğunun. Üzerine pek bir şey koyamamışlar. Yalnız yaşayanlar evlerinde bir ikinci ses istiyor. Ailesiyle yaşayanlar artık kendi yaşamını kurup ayrılmak istiyor. Ama “evlenecek doğru dürüst insan da kalmadı” diyor hepsi. Çünkü artık yaş ilerledi. Tahammüllerimiz çok sınırlı. Yirmi dördünün adrenalini şimdi azaldı. Uygun eş kavramı için kriterlerimiz çok arttı. Kabul etmek lazım ki geç kalındı biraz... Ama halen şans var, şans hep var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlenin. Kılı kırk yarmadan ama... Sadece bir tabak karpuzdan bahsetmesi sizin içinizi hoş ediyorsa evlenin onunla. Eğitimi, ailesi, parası, pulu, ideolojisi, espri yeteneği, boyu, posu, kilosu........ Bakın yazarken bile bitmiyor. Bu liste bitmez zaten. Haydi. Beş yıl önceki gibi davranmayın. Yoksa yazının başındaki mısraları tekrarlayan, cebinde parası olan özgürler grubuna daimi üye olursunuz. Benden söylemesi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaan TEMİZEL&lt;br /&gt;26.10.2007&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-8032039612363421387?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/8032039612363421387/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=8032039612363421387' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/8032039612363421387'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/8032039612363421387'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/04/bir-tabak-karpuz-baka-trl-bir-ey-benim.html' title='BİR TABAK KARPUZ'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2878699709707516332.post-8260601743795227631</id><published>2008-04-11T21:22:00.000+03:00</published><updated>2008-04-17T18:52:12.433+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat'/><title type='text'>RÜZGARIN TUTSAKLARI</title><content type='html'>Bomboş bir sayfa önümde. Bir sessiz Pazar gecesi. Yazmak için en sevdiğim saattir saat bir. Ellerim kendiliğinden yazar zaten dertleri, sevinçleri ... sessizliği dinlerken...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hep bir rüzgarı hissederim yazmadan evvel. Türlü hislerin meltemi parmaklarıma vurur ve başlarım. Hep böyle okudunuz yazılarımı bu zamana kadar. Rüzgarların tutsağıyım ben. Bir çift öpüşmeli balkonun altında, parasızlıktan yakınmalı belki biri, ya da öyle bir yağmur bindirmeli. Bir rüzgar olmalı yazmam için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hep vardı halbuki. İyi kötü bir esinti olurdu da neşrederdim satırlara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam da sessiz bir Pazar gecesi. Rüzgarların bol olduğu yani. Ama yok bu gece. Çıkıp gökyüzüne bakıyorum, birkaç kanal geziyorum televizyonda, çocukluk resimlerime bakıyorum ama olmuyor. Yok bu gece beklediğim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son bir umut oğlumu kokluyorum. Süt kokan ağzından genzime bir serinlik akıyor. Rüzgar yine gelmiyor ama içim açılıyor. Sıkıntım çok uzağa olmasa da biryerlere saklanıyor. Bir astım hastasının spreyi gibi geliyor oğlumun kokusu bana. Ama rüzgarım halen yok...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklıma geliyor birden. Analar vardı dün, oğlunun kokusuna hasret, nefessiz kalmış aylardır. Oğullarının kokusunu içine çekip de kurtulmayı bekleyen analar vardı havasızlıktan. Uyandılar ve bir haber aldılar bu sabah. Umutları, bekledikleri sevinçleri, nefesleri yoktu artık. Hıçkırıkları yıldızlara yükseldi, boğulacaklardı az daha. Boğulacaklardı.... Öyle bir iç çekişti ki onların ki, hava bırakmadılar etrafta. Tüm rüzgarları içlerine çektiler feryatla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ondan benim rüzgarım yok bu gece... Rüzgarım Yüksekova’da...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaan TEMİZEL&lt;br /&gt;22.10.2007&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2878699709707516332-8260601743795227631?l=benimmakalem.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://benimmakalem.blogspot.com/feeds/8260601743795227631/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2878699709707516332&amp;postID=8260601743795227631' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/8260601743795227631'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2878699709707516332/posts/default/8260601743795227631'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://benimmakalem.blogspot.com/2008/04/benim-makalem.html' title='RÜZGARIN TUTSAKLARI'/><author><name>Benim Makalem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05910543422698147218</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
