BUGÜN SAKARLIĞIN TUTSA
Karlı dağda mağara arar gibi arama aşkı.
Bulamazsın, bulamayacaksın.
Aylarca didinip duracak,
Yeniden yurduna döndüğünde
Aynada çehreni tanıyamayacaksın.
Emin ol ki dost!
Düz yolda biriyle çarpışma ihtimali kadardır aşk.
Kim derki böyle bir tecrübeyi hiç yaşamadım
Ve kim derki her gün yaşadım.
Başını eğme dost.
Sadece birinin gelip sana toslamasını bekle…
Muhakkak çarpacaktır biri ama
Sen yine de önüne bak.
Baktın yine olmadı,
Sen birine muhakkak çarparsın.
Bilirim seni.
Kaan TEMİZEL
14 Mayıs 2008 Çarşamba
BYGÜN SAKARLIĞIN TUTSA
30 Nisan 2008 Çarşamba
NİNA
Etine dolgun, kırmızı topuklu bir esmerdi Nina.
Hiç sofrasına oturmadım.
Derlerdi ki “insanın içini ısıtır”,
“Ondaki gülüş, ondaki cilve kimsede yoktur”.
Hiç sofrasına oturmadım, bilemem.
Nina, kırmızı etekli, kıvırcık saçlıydı.
Hiç sohbet etmedim.
Derlerdi ki “ağzından bal damlar”,
“sabaha kadar konuşturur insanı”.
Hiç sohbet etmedim, bilemem.
Eski bir çeşmenin önünden her sabah
Siyah bir arabaya binip giderdi Nina.
Ben,
Gözden kayboluncaya kadar arabayı izleyen
Yeni yetmelerden biriydim.
Yıllar sonra aynı çeşmenin önünde gördüm onu,
Beyaz, ışıklı bir araba gelip aldı bu sefer.
Ben yine arabayı izleyen kalabalığa katıldım.
Ayrıldım sonra kalabalıktan.
Gittim onun gittiği yere.
Çok kan kaybetmiş Nina.
Buz gibi bir odada yatıyormuş,
“Mualla” imiş asıl adı. Göremezmişim kendisini.
Doktor anlatıyordu;
“vermemiş mi ne yapmış manyağın birine”.
Şimdi herkesin dilinde Nina.
“Az mı iftira attılar kadına” diyor dün yüzüne bakmayanlar.
“Kocası satmaya mı kalkmış ne”
buralara ondan kaçmış işte.
Etine dolgun, bahtına zayıftı Nina.
Öldüğü gün dost oldu komşularıyla.
Ne siyah arabayı,
ne malum eğlenceleri aldılar ağızlarına bir daha.
Şimdi Nina Meryem oldu.
Nina, etten kemikten,
Senin benim gibi biriydi aslında.
Sadece yalnızdı.
Ama yalnızlık ne ayıptı.
14-08-2007
Kaan TEMİZEL
28 Nisan 2008 Pazartesi
TEKNE
Kasım’ın ortası!
Martılar halen tepemde.
Ağları yırtık, balıkçıları bitkin,
Livarı boş bir tekneyim ben.
Yağmur yağıyor bu limana.
Demirleyip gittiler beni bir kuytu köşeye.
Altı midye tutmuş, çapası paslı,
Boyası dökük bir tekneyim.
Yine de tepemde martılar var.
Balık bulmaya dair hep bir umut içlerinde.
Rüzgar soğuk esiyor.
Balıkçılarsa bezgin, terkettiler beni.
Bir kız oturuyor kayalıklarda.
Başı önde, biraz üşüyor.
Belli ki yalnız.
Ya balıkçılarına kızıyor,
Ya da martıları istemiyor.
Bilinmez…
Kaan TEMİZEL
28-08-2007
ÜÇ KERE VUR
Bu pencereden denize bakmayalı çok olmuş.
Mevsim kış, etraf güneş,
Havada limon kokulu bir bahar var.
Tam da senin gelme vaktin,
Bir kere de vursan duyarım ama
Üç kere vur kapıyı.
Ama korkuyorum.
Bir düşünürsem seni,
Deniz çekilip çiçekler solacak.
“Kış da bahar oluyor da,
Sılada vuslat niye olmaz” diye
Düşünmekten korkuyorum.
Kaan TEMİZEL
26/03/2007